‘Artık Kovid-19’lu hayata alıştık’


Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de otomotiv üreticileri, salgın dönemindeki çalışma düzenine büyük ölçüde ayak uydurdu. Ford Otosan Genel Müdürü Yenigün, bu anlamda “Artık Kovid-19’lu hayata alıştık” diyor.

Yeni tip koronavirüsün etkilerini üzerinden atmaya ve Kovid-19 dönemindeki çalışma ortamına uyum sağlamaya çalışan otomotiv üreticileri, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de düzeni oturtmuş görünüyor. Nitekim bu konuda, daha salgının ilk günlerinden itibaren önlem almaya ve planlama yapmaya başlayanlar, “Kovid-19’lu yeni hayata” büyük ölçüde alışmış gibi...

‘Artık Kovid-19’lu hayata alıştık’



Bu konuda çok erken bir dönemde çalışmaya başladıklarını anlatan Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, daha işler durmadan, yılın başlarında işin sağlık boyutuna ilişkin önlemler almaya başladıklarını, salgının üretim ve tedarik taraflarındaki etkilerine karşı adımlar attıklarını söyledi. Türkiye’deki ölüm vakalarıyla birlikte ciddi bir sürece girdiklerini, fabrikalarını kapattıklarını anlatan Yenigün, “Ancak çalışanlarımız kendi inisiyatifleriyle bir çalışma başlattılar. Kendi içlerinde organize olup, ihtiyacı olanlara maske, siperlik, tulum, aerosol box nasıl yaparız, ulaştırırız diye çalışma yaptılar” dedi.

‘Tasarımı tamamdı’

Şirket içinde “çevik çalışma” konseptine geçtiklerini, bunun yararını da salgının başlangıç döneminde gördüklerini anlatan Yenigün, “En güzel örneği de çalışanların kendi kendilerine bir inisiyatif başlatmasıdır. Söz konusu malzemelerin üretimi için herhangi bir yöneticinin onayı alınmadı. Kendi iş planlarını yönetime sunup, bu iş için ihtiyaçları olan paranın yetkisini istediler. Biz o yetkiyi verdiğimizde çalışmaların çoktan başladığını ve hatta imalatçı ve tedarikçilerle mutabakata varılıp örneğin aerosol box’un tasarımının dahi tamamlanmış olduğunu gördük” diye konuştu. Evden çalışma, 1.5 metre mesafe kuralı gibi pek çok önlem aldıklarını kaydeden Yenigün, şöyle devam etti:

“Bugün geldiğimiz noktada hala 1.5 metre kuralını uyguluyoruz, yine hijyen ve maske kullanılıyor. Örneğin, günde 2 maske ile başladık. Bir ay sonra çalışanların rahat etmediğini fark ettik ve günde 4 maske ve hatta isteyene istediği kadar ekipman gibi bir noktaya geldik. Bugün hala, ofislerde evden çalışmayı yüzde 50 oranında uyguluyoruz... Dolayısıyla, Kovid-19’lu hayata artık alıştık.”


‘Artık Kovid-19’lu hayata alıştık’


Ciddi maliyet yükü

11 bin kişi çalıştırdıklarını, herkesi 1.5 metre mesafede tutmanın çok zor hatta imkansız olduğunu hatırlatan Yenigün, yeni düzene alışmak ve adapte olmak için ciddi maliyetlerin göze alındığını, ancak “insan sağlığı açısından dönemi hasarsız atlatmalarının önemli olduğunu” kaydetti. Yeni dönemde üretimin getirdiği maliyet yüküne de değinen Yenigün, şunları söyledi:

“Biz üreticiler 300-400 bin araç üretiriz yılda. Bir araç için harcadığınız bir euro bile 400 bin araçta yılda 400 bin euro eder... Örneğin, çalışanların işe giderken kullandıkları 40 kişilik otobüslere eskiden 35 kişi binerken, bugün maksimum 20 kişi bindiriyorsunuz. Bu ne demek, otobüs maliyetiniz iki katı demek. Yemek salonlarını farklılaştırmanız lazım... 100 araç üretmek için kurduğunuz fabrikada, kurallar gereği 50 tane üretiyorsunuz. Dolayısıyla, sabit maliyetler açısından bakıldığında 50 araba üretip 100 araba maliyetine katlanıyorsunuz. Ama çalışanlarımızda çok şükür hiç olumsuz bir şey yaşanmadı.”

‘VW ile yatırımda değişen yok’

Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, Volkswagen’in Türkiye kararından vazgeçmesi sonrası Ford ile VW arasındaki işbirliğinin etkilenmediğini belirterek, “Bu projenin ve VW’nin kapasite artışı ile ilgili yapmayı planladığı bütün projeleri erteleme kararı, bizim projemizi etkilemedi. Ford’un VW ile araç geliştirme ve üretmeye ilişkin projesi olumsuz etkilenmedi” diye konuştu.

Avrupa’da ürün geliştirme ve üretim aşamasındaki ortaklığın sürdüğü yönünde açıklama yapıldığını hatırlatan Yenigün, “Biz de çalışmalarımızı sürdürüyoruz ama proje asıl olarak Ford ve VW arasında ilerliyor. Önümüzdeki aylarda daha net bir açıklama yapabileceğimizi düşünüyorum” ifadesini kullandı.

Yetişkinler de onu kullanabilir!

Dünyaca ünlü hiper lüks otomobil markası Bugatti’nin otomobil tutkunları tarafından en “kutsal” modeli, kuşkusuz Type 35’dir. Bu aracın halen gerçek boyutlarda benzerleri çeşitli ülkelerde yapılıyor ancak ciddi miktarlara satılıyor. “Little Car Company” adlı bir şirket, bu otomobilin yüzde 25 oranında küçültülmüş versiyonunu, tamamen elektrikli olarak üretmeye başladı bile.


‘Artık Kovid-19’lu hayata alıştık’


Bugatti’nin kurucusu Ettore Bugatti’nin, 1926’de oğlu Roland için ürettiği küçük “Baby” (Bebek) versiyonunun yeniden doğmuş hali olan bu araç, “Baby II” olarak anılıyor. Sadece bir oyuncak gibi görünse de yetişkinler tarafından da kullanılabilen bu “bebek”, gerçek frenlere, yanan farlara, faal göstergelere ve hatta vites kutusuna sahip. Direksiyonu çıkarılıp-takılabilir cinsten ve ayarlanabilir koltuğu bile var.

‘Artık Kovid-19’lu hayata alıştık’


Üç farklı versiyona ve motor seçeneğine sahip araç, arkadan itişli ve en üst versiyonu saatte yaklaşık 80 km/s hıza çıkabiliyor. Fiyatıysa 30 bin euro’dan başlayıp, 70 bin euro’ya kadar çıkabiliyor. Bununla birlikte şirket, Bugatti’nin Type 52 denilen iki kişilik modelini de yapabiliyormuş. Bu araç da, Ettore Bugatti’nin evinin bahçesinde kullandığı aracın benzeriymiş.

Virüsleri de öldürüyor araçları da!..

Yeni tip koronavirüs salgınıyla birlikte çoğumuzun hayatına giren ve araçlarımızın “vazgeçilmez donanımları” haline gelen dezenfektan ve kolonyalar, bir yandan virüsleri öldürürken, diğer yandan da araçların “yavaşça ölmesine” neden olduğu belirtiliyor. Nitekim uzmanlar, normalde özellikle ellerde hijyen sağlayan dezenfektan ve kolonyaların, araç içinde direksiyon simidi, vites topuzunun yanı sıra kokpitteki plastik ve kauçuk aksamlara zarar verdiğine dikkat çekiyor.

‘Artık Kovid-19’lu hayata alıştık’


70 derece ve üstü alkolle üretilen dezenfektanların araç içi yüzeylere uzun vadede zarar vereceğini kaydeden RS Servis CEO’su Ünal Ünaldı, soyulma, yıpranma ve tuşlarda silinmeler gibi sonuçlara yol açacağını belirtiyor. İnsanların ellerinde bulunan pek çok bakteri ve virüsü öldürdüğü belirtilen bu tip dezenfektanların, araç içi temizliğinde kullanılmaması konusunda uyaran Ünal, bunun yerine mantar, küf, bakteri ve virüsleri bertaraf edecek bir uygulama için uzman kuruluşlara başvurulması gerektiğini vurguluyor.

Bayram yoluna gidenlere ‘Kurallara uyun’ çağrısı

Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) Başkanı Fevzi Apaydın, Kurban Bayramı dolayısıyla yola çıkacak sürücülerin, kendilerinin ve sevdiklerinin can güvenliği için trafik kurallarına, hız limitine uymaları gerektiğini belirtti.


‘Artık Kovid-19’lu hayata alıştık’


Apaydın, yaptığı yazılı açıklamada, vatandaşların Ramazan Bayramı’nda sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle memleketlerine gidemediklerini, bu bayramda seyahate çıkanlar dolayısıyla özellikle şehirlerarası kara yollarında büyük ölçüde yoğunluk yaşanmasının beklendiğini bildirdi. Bayramın ilk ve son günlerinde, gidiş-dönüşlerde oluşacak yoğunluğun göz önünde bulundurulması gerektiğine dikkati çeken Apaydın, şu uyarılarda bulundu:

“Havaların sıcak gitmesi ve bayram telaşıyla birlikte trafikte dikkatler çabuk dağılabiliyor. Vatandaşlarımız güneşin dik açıyla geldiği saatlerde uzun yola çıkmamaya özen göstermeli. Sıcaklarda asfalt erimelerine karşı dikkat edilmeli, yol yapım çalışmaları göz önünde bulundurulmalı ve sık sık mola verilerek dinlenilmelidir.”

‘Araç bakımı önemli’


Apaydın, trafik kazalarını en aza indirmek için tüm sürücülerin üzerlerine düşeni yapmaları gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti:
“Sürücüler hem kendi can güvenliği için hem de sevdiklerinin can güvenliği için trafik kurallarına ve hız limitine harfiyen uymalı. Uzun yola çıkacak vatandaşlarımız araçlarının yola hazır olduğunu kontrol ederek bakımlarını muhakkak yaptırmalı. Vatandaşların aldığı tedbirlerin yanında emniyet ekipleri de gerekli tedbirleri alarak denetimlerini sıklaştırmalı. Trafik kazalarının yaşanmasının birinci ve en önemli nedeni aracın hızını trafiğe göre ayarlayamamaktan kaynaklanıyor. ‘Karşıdaki araç zaten dikkatli geliyordur’ diyerek sorumluluğu başkasına devretmeyelim. Hatalı sollamalardan kaçınalım. Direksiyon başında telefon kullanmayalım ve emniyet kemerimizi mutlaka takalım.”

Ne dediği anlaşılamadı, ortalık karıştı!

Elektrikli otomobiller konusunda çalışmalar hızlanırken, alışılmadık tartışmaları da beraberinde getirmeye başladı. Nitekim sosyal medya platformu Twitter’da, Tesla CEO’su Elon Musk’ın Bolivya’daki “lityum darbesinde” bağlantısı olduğu yönünde iddialar gündeme gelirken, Musk buna “Kime istiyorsak darbe yaparız. Aş bunları!..” yanıtını vererek ortalığı karıştırdı.

‘Artık Kovid-19’lu hayata alıştık’


Latin Amerika’nın zengin yeraltı kaynaklarına sahip ülkesi Bolivya’da geçen yıl sosyalist Devlet Başkanı Evo Morales’i deviren ABD destekli askeri darbeyle Tesla, Space X gibi teknoloji şirketlerinin CEO’su Elon Musk arasında bağlantı olduğu iddiası bir kez daha gündeme geldi. Sosyal medyada Tesla’nın ürettiği elektrikli araçlarda kullanılan lityum iyon pilinin ham maddesinin tedariki için, Bolivya’daki darbenin de gündeme getirilmesi, ilginç bir tartışmanın fitilini ateşledi. Musk, bu yöndeki bir tweet’e “Kime istiyorsak darbe yaparız. Aş bunları” karşılığını verince, sosyal medyada tepki yağdı. Bazı uzmanlar, Musk’ın bu yanıtla darbedeki rolünü üstlendiğini savunurken, Musk da “Biz lityumu Avustralya’dan alıyoruz” ifadesini kullandı.
Bu tartışma, ileriki dönemde elektrikli araçların ne gibi gelişmelere yol açabileceğinin bir örneği sanki...