Mehmet Soysal

Mehmet Soysal

mehmet.soysal@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

“Dün erkendi, yarın geç” diyebileceğimiz günleri yaşarken dünya, bizim gibi başı dik durmaya çalışan ülkeler yarının geç olacağı günleri görmek istemiyor.

Bu yüzden bugün önemli.

Ayakta durabilmek.

Birlik ve beraberliği koruyabilmek.

Ve her türlü şebekeleşmeye karşı organize olan yapıları dağıtabilmek devletin birinci görevidir.

Devletin birinci görevi suçun oluşmasını engellemektir.

Bomba patladıktan sonra gidip şehit cenazelerini kaldırmak da bir görevdir ama birinci görevi değildir.

Aksi halde, öfkeler birikiyor ve biriktiriliyor gece yarılarında...

Haberin Devamı

Sükût günlerine hasretiz...

***

Kavgaların, bir gülle gibi içimizde patladığı günlerden kendimizi kurtarmalıyız.

Duvarların ardındaki şüpheli ölümlerin, meçhul cinayetlerin, paralel yapılanmaların görünmeyen yüzlerinin tarifleri karalanıyor mezar taşlarına...

“Yüzüm yüzünden utanır” duygusundan yoksunlaşanların bakıyoruz ki bizden daha fazla sesleri çıkıyor, uzaklarda kaçak ve haince yaşayarak...

Ve binlerce sahipsiz bir mektup gibi firari saatlerde akarsulara bırakılarak...

Aşağıdakiler, bir akarsuyun içinde...

Yukarıda dolaşanlar büyük bir ihanete gebe...

“Hukukun üstünlüğü” diyerek ortalığı yangın yerine çevirenler 15 Temmuz akşamında hukuku, adaleti ve bütün kutsal değerleri çöpe atarak gizlice kaçıp gittiler...

Gidişlerine de hicret veya sürgün gibi kutsal gerekçeler üreterek!

***

Bu milletin ekmeğine kan doğrayanların daha fazla kazanma ve güç elde etme hırsı o gün yanardağ gibi yüreklere çöktü...

Bu ihanet dağı ne zaman infilak edecek, bekliyoruz hâlâ.

Kavga ederek ya kazanıyor ya da kaybediyoruz.

Aşağıdakiler ise hepimize birden bağırıyor:

Demokrasi kaç kişilik bir oyundur?

Hesaplayan var mı?

“Aynı gemideyiz” sözü kuru bir lakırdıya dönüştü.

Oysa, mecburuz selamlaşmaya...

Bir arada yaşamaya...

Ve gülümseyerek uzaklaşmaya...

***

ABD’nin, Türkiye hakkında edindiği gizli bilgileri “Beş Göz” adı verilen anlaşma içinde olduğu Britanya, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda ile paylaştığını biliyoruz.

1962 yılında “Bilgisayarlar birbirleriyle iletişim kurabilirler!” dediğinde kendisiyle dalga geçilen, daha sonra interneti bulan Prof. Leonard Kleinrock, altı yıl önce Baş Başa programıma konuk olmuştu.

Haberin Devamı

Kendisine, internet buluşunuzdan dolayı kaynaklanan suçlar, yani günahlarınızla yüzleştiğinizde pişman oluyor musunuz? diye sorduğumda demişti ki:

Virüs ve spam’ler internetin karanlık yüzünü oluşturuyor. Buna terör, kumar, dolandırıcılık, porno, yalan, infaz, intikam gibi daha başka suçlar eklenebilir. İnternetin kötü yanlarından insanlığı, devletleri ve şirketleri koruyabilmek oldukça zordur... Ama öncelikle kendini koruyamayan insanları korumak gerekiyor. Aksi halde büyük bir bataklıkla karşı karşıya kalan bir dünyada yaşamak zorlaşır!

Ve “Ama tüm umudum iyi insanlarda” diyerek son sözünü söylemişti...