Mehmet Tez

Mehmet Tez

mehmet.tez@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Albümden başlayalım. 16 Şubat’ta yayınlanacak yeni albüm “TANGK” adını taşıyor. Prodüktörü Radiohead, Travis, Beck, Arcade Fire, R.E.M., Pavement gibi pek çok önemli grupla çalışmış ve çalıştığı müzisyenleri ciddi derece etkileyip değiştirmiş, onlardan kariyerlerinin neredeyse en iyi işlerini ortaya çıkarmayı başarmış bir isim olan Nigel Godrich. Joe Talbot pek çok anlamda Godrich’e hayran olduğunu anlattı. “Godrich’i eskiden beri çok seviyorduk. Dokunduğu her şeyi değiştiren biri ve bizi de değiştirdi. Pek çok şarkı onun izini taşıyor” diye konuştu. Bristol, Londra ve Güney Fransa’da gerçekleşen kayıtlar sırasında Godrich’in her aşamada var olduğunu ve albümün sound’uyla, enstrümanların çalınmasındaki ince detaylara kadar varan bir titizlikle uğraştığını söyledi. 

Haberin Devamı

Grup, 17 Ekim’de Londra Shoreditch’teki Village Underground’da sürpriz bir konser vermiş ve yeni albümü açıklamıştı. Ertesi gün de ilk single “Dancer” yayınlandı. Şarkıda LCD Soundsystem’dan James Murphy ve Nancy Whang vokal yapıyor. Talbot’a bu şarkının hikâyesini sordum. Murphy ve ekibiyle bir önceki Kuzey Amerika turnesi sırasında tanıştıklarını anlattı. Birlikte konserler verdikleri sırada Godrich gruptaki geri vokalleri beğenmediğini söylemiş. O sırada Murphy ve Whang ile, onların geri vokallerde olduğu bir şarkı kaydetme fikri ortaya çıkmış. “Dancer”, turne sırasında sözleri 15 dakikada yazılan bir şarkıymış. 

Bristol etkili 

Şubat’ta yayınlanacak albümde yer alan bir diğer şarkı “Hall & Oates” adını taşıyor. Talbot bu şarkıyı da birkaç dakika içinde hızlıca yazdığını anlattı. Hall & Oates dinleyen biri değilmiş. Ancak Talbot, Hall & Oates şarkılarındaki hafif mutlu pop tonuna vurgu yaptı anlatırken. “Biriyle yeni tanıştığında, sabah kalkınca radyoda Hall & Oates çalar ve her şey çok hafif, mutlu gelir. Bu hissi anlatan bir şarkı” demekle yetindi. Bu şarkı hayli sert bir punk rock sound’a sahip, bu arada belirteyim. Talbot şarkı sözlerini genellikle elinde mikrofonla şarkı söylerken yazdığını söyledi. İlginç bir yöntem. Elbette bütün şarkıları üç beş dakikada yazmıyormuş. Bazı şarkılar uzun süreçlerden geçiyormuş oluşmadan. Albümün kapanış şarkısı “Monolith”ten bahsederken uzun süreçlerden geçerek tamamlanan bir şarkı olduğunu anlattı. Film müziklerinden esinlenmiş. “Mystic River”, “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok”, “Hateful Eight” gibi filmlerin temalarından etkilenmiş. 

Haberin Devamı

IDLES için başta kısaca rock grubu dedim ancak bu standart tanıma girmeyecek renkli ve kendilerine has bir sound’ları var. Pek çok yerde punk rock grubu, post punk grubu diye tanımlar görebilirsiniz onlarla ilgili. Talbot bir konserde “Biz post punk grubu değiliz” demek zorunda kalmıştı. Tanımlamaları seven, sınırlar arasına sıkışmaktan memnun olacak biri değil pek. 

Bristol’da büyüyen biri olarak bu şehrin müzikal geçmişinden etkilenip etkilenmediğini sordum. Portishead, Massive Attack gibi gruplar üzerinden trip hop’ın çıktığı, Roni Size gibi pek çok drum’n bass ve jungle erbabına ev sahipliği yapmış, hip hop ve elektronik müzik kültürüyle tanınmış bir şehir Bristol. 

Haberin Devamı

Bas, davul, gitar ağırlıklı kendine has bir garaj sound’una sahip IDLES’ın solisti ve bestecisi olarak Talbot, 18 yaşına kadar gitar müziği dinlemediğini itiraf etti. Nedeni olarak Bristol’un hip hop ve elektronik ağırlıklı müzik kültürünü gösterdi. Daha çok jungle sahnesine takıldığını ve hip hop dinlediğini itiraf etti. 18 yaşında ne oldu diye sorduğumda yanıtı şu oldu: “O yıl The Strokes çıktı. Gitar müziğini bir kuşak için çekici ve havalı hâle getirdi. Gitar müziğiyle bu değişimden sonra ilgilenmeye başladım. Ardından Radiohead’i ve diğer temel gitar gruplarını keşfettim.” IDLES’ın gitar müziğinin benzer gruplara oranla daha fazla ritimler ve beat’ler üzerine kurulu olmasının nedenlerinden biri Bristol’ın elektronik ve hip hop kültürü olabilir. Talbot, Bristol ile gurur duyuyor. “Bristol çok güzel ve çok özel bir yer. Bir zamanlar dünyanın dört bir yanından getirilen kölelerin satıldığı limanmış. Çok erken tarihlerden bu yana göç almış ve farklı kökenlerden insanlara ev sahipliği yapmış. Bu yüzden İngiltere’nin pek çok şehrinde farklı bir kültürel yapısı var. Dünyanın en iyi müzisyenlerinden bazılarının buradan çıkması tesadüf değil. Bu durum elbette bizim müziğimizi de çok fazla etkiledi.” 

İlk kez Türkiye’de 

Canlı performansların nasıl geçtiğini, sahnede en fazla neyi sevdiğini sordum. Grubun çok enerjik bir seti olduğunu biliyorum. “Sahnede her zaman en iyi şekilde şarkı söylemek ve enerjimi en iyi şekilde seyirciye aktarmak istiyorum. Bunu yaptığım her konserden memnun ayrılıyorum” diye konuştu Talbot.  

Türkiye’ye daha önce gelmediğini söyledi. İstanbul’a geleceği için çok heyecanlı olduğunu anlattı. “Çok şanslı bir insanım, şarkı söyleyerek dünyayı dolaşabiliyorum ve bunun kıymetini biliyorum. Her gittiğim yere bunu bilerek gidiyorum” dedi. Konserde yeni albümden parçalar çalıp çalmayacaklarını sordum. “Yeni albümü çalmaya henüz hazır değiliz” dedi ancak bir-iki tadımlık parça olabilir gibi konuştu Talbot, benden söylemesi. “Dancer” çalınır ve belki bir tane daha sürpriz olur diye düşünüyorum. 

Yeni IDLES albümü “TANGK” 16 Şubat’ta Partisan etiketiyle piyasaya çıkacak. Grubun o zamana kadar vereceği çok az sayıdaki konserlerden biri de 27 Kasım’da (yarın) Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde %100 müzik katkılarıyla gerçekleşecek. 

Atatürk sevdiği eserlerle anılıyor

Cumhuriyetimizin 100. yılında, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ve fikirlerini klasik müzikle dinleyeceğiz. “Atatürk’ü Anlamak” başlıklı konser 13 Aralık Çarşamba akşamı saat 20.00’de İzmirlilerle buluşacak! İzmir Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde gerçekleşecek etkinlik kurucu önderin anılacağı anlatımlı bir konseri sanatseverlerle buluşturacak. Milliyet gazetesi ve Türkiye’nin en köklü kültür-sanat dergisi Milliyet Sanat’ın imza attığı bu özel konserde Atatürk’ün sevdiği Türk ve yabancı bestecilerinin yeniden düzenlenmiş klasik müzik eserleri seslendirilecek. 

Atatürk’ün Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaptığı müzik reformunun, müzik sevgisinin ve ülke için koyduğu hedeflerin ele alınacağı konserde, Cihat Aşkın her parça öncesinde çalınacak eser ve bu eserin Atatürk için önemi üzerine bir anlatı sunacak. Aşkın’ın kemanı ve Cana Gürmen’in piyanosuyla seslendirecekleri eserlere Ankara Devlet Opera ve Balesi solistlerinden tenor Faik Mansuroğlu ve Türkiye’nin önemli soprano sanatçılarından Burcu Hancı iki arya ile eşlik edecek. Konserin biletlerine Mobilet’ten ve salonun gişesinden ulaşılabiliyor.