2021 yazından beklentim

"Şu Kovid bi’ bitsin..." diye başlayan cümleler ayyuka çıktı. Kiminle konuşsam, “N’aber nasılsın? İyiyim. Kovid bitince şey edelim mi?”ye geliyor konu. Şu anda hiçbir şey yapama-dığımızdan artık gelecekte ne yapacağımızdan bahsediyoruz. 

İletişimimizde bugüne dair bir şey kalmaması benim başıma ilk kez geliyor. Cepten yediğimizi hissediyorum. Eskiden yaptıklarımızı hatırlayıp konuşmak da bir yere kadar. Hazıra dağ dayanmaz ki. Geçmişi bitirdik, gelecekten de karşılıksız kredi çekiyoruz. 

Durum bu ama insanlarda yaza dair büyük umutlar var. Mesela gördüğüm kadarıyla herkes açık hava konserlerinin geri geleceğini yazıp çizmeye başlamış. Avrupa’da bu konuda çok büyük çekinceler varken, Türkiye’de her şeyin eskisi gibi olacağını beklemek ne kadar gerçekçi, emin değilim. 

“Bu yaz konser izleyebilecek miyiz?” sorusuna verilecek en kısa yanıt, bence maalesef “Hayır”. En azından Avrupa’da belki sonbaharda sınırlı ve özel şartlı, dijital aşı pasaportlu aşırı steril etkinlikler söz konusu olabilir. Türkiye’de de belki beklentileri buraya çekmek lazım. 

Hayatımızın bir adet büyük beklenti olduğu şu günlerde beklentiden de tasarruf can sıkıcı bir tavsiye biliyorum ama ben hayallerimi budamaya karar verdim. Beklentimi en aza indirgedim. Gelecekten en büyük hayalim, kalabalık bir yere gidip bir şeyler içmek. Eş dost güneşin altında bir masada oturup gelen geçene bakmak. Bu yıl bitmeden bunlardan birini yapabilirsek bence büyük bir iş başarmış, önemli bir eşiği atlamışız demektir. 

Sokaklarda pazar kalabalığı

Hafta sonu İstanbul’da herkes kendini dışarı atmıştı. Maskesiz kalabalıkları eleştirenler Twitter’da hayli yoğundu. Eşten dosttan aldığım haberler de bir gevşeme olduğu yönünde. Ama sanmayın ki Avrupa’da durum farklı. 

Londra’dan örnek vermem gerekirse, hafta sonu Londra’nın yeşil alanları ve parkları inanılmaz kalabalıkları ağırladı. Kimsede doğru dürüst maske ve korunma da görmedim. En büyük yeşil alanlardan Hampstead Heath’de ellerinde dondurma, kahve, sandviçlerle dolaşanlar, spor yapanlar, ağaçların arasında kümelenip dans edenler, partileyenler ne ararsanız vardı. “Pandemi yokmuş gibi çek panpa” kafası her yerdeydi. 

Açıkçası, evde oturmaktan her türlü ayarı bozulan kitleler için uzun, karlı, soğuk bir dönemin ardından havanın 12 derece olması bahar etkisi yarattı. Ve çok iyi anlıyorum insanların bir araya gelme isteğini. Nitekim ben de oradaydım. Birkaç saat için her şey normalmiş gibi davranmak önüne geçilemeyen bir ihtiyaç. Bakalım İngilizlerin “fool’s spring” (aptal baharı) dediği bu yanıltıcı sıcak havaların salgına etkisi nasıl olacak?

‘Final lockdown’!

İngiltere’de 8 Mart’ta okulların tekrar açılması ve mart sonunda karantinanın artık ufaktan kaldırılmaya başlanması söz konusu. Önceki karantina sonrasında rakamlar yeniden fırlamış ve yeni bir eve kapanma dönemi gelmişti. Herkes bu sürecin tekrarlanmasının felaket olacağı yönünde birleşiyor. Rakamlar düşünce aç, yükselince kapa yöntemiyle nereye kadar gidilebilir, emin değilim.

Tek bildiğim, kimsenin yaza doğru yeni bir “Rakamlar yükseliyor, gene eve kapanıyoruz” önerisini sallamayacağı. Sistem bu şekilde devam etmek için tasarlanmamış. 

Bunu bilenler bugünlerde “It’s a final lockdown” sloganını yayıyor. Europe’un “It’s a final countdown” adlı şarkısına yapılmış bir gönderme. Neyse en azından mizah duygumuz yerli yerinde.