Biz evdeyken

Bahar geldi. Çiçekler açtı. Ağaçlar coştu. İngiltere’de geçen hafta sonu güneş çıkınca moraller biraz yerine geldi. Burada güneşin çıkması önemli bir gündem. Günlük konuşmalardaki basit bir “muhabbet açıcı”dan fazlası. Evet evdeyiz. Ama spor amaçlı yürüyüşler yapılabiliyor. Suratlar pembeleşti geçen hafta sonu. Nedensiz bir iyimserlik havası esti.


Herkes kendince bu yeni durumla başa çıkmaya çalışıyor. Kimi “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyor, kimi de “eskiye dönüş”, “normale dönüş” gibi ifadeleri kullanırken hayli inandırıcı olabiliyor. Kimi ölesiye pesimist, kimi ölesiye naif ve optimist.

Bütün bu manzara içinde en çok insanların evde kaliteli vakit geçirme çabalarına hayranım. Pek çoğumuz, her gün Dostoyevski okuyup bağımsız film izlemek isteyen ama bunun için fırsat bulamayan insanlarmışız gibi davranıyoruz. “Madem evdeyiz, o zaman şu klasikleri bir bitirelim” gibi cümleleri çok görüyorum. Bu cümlelerdeki naiflik ve hevesi anlamamak mümkün değil. Hayatlarımız iş yerlerinde çalışarak geçiyor. Kimse gerçekten yapmak istediği şeyleri yapmaya vakit bulamıyor. Daha da ötesi, kimse ne yapmak istediğini bilmiyor ya da hatırlamıyor. Şimdi evde oturunca unutulan sorular üzerimize boca ettiler kendilerini.

Öte yandan, çoğumuz ufak ufak artık evde oturmanın ilk haftalarındaki heyecanı kaybetmiş durumdayız gibi gelmeye başladı. Yarıda kalan kitaplar bir türlü ilerlemiyor. Filmler sarmıyor. Buna karşılık, “junk” internet sitelerinde, sosyal medyanın en boş odalarında daha fazla dolaşılıyor. Evde kaliteli zaman geçirme çabaları ufaktan “Bu iş
bitse de hayatımıza geri dönsek”lere doğru geliyor.

Ben bu olayı son derece bilimsel (!) olarak şu şekilde gözlemledim. Evde ekmek yapılmaya başlandı bizde. “Bundan sonra hep kendi ekmeğimizi yapalım”, “Bir daha endüstriyel ekmek mi, asla”lar havada uçuştu. Geceleri saatler kuruldu, mayayı karıştırmalara, hazırlamalara girişildi. Aman maya aç kalmasın. Aman mayanın ısısı doğru olsun. Aman maya üzülmesin, kırılmasın. Neticede evet, bir süre önce dalga geçtiğim evde ekmekçilik bize de sirayet etti. Ve bu sayede harika ekmekler yapıldı. Ancak, sadede geleyim. Geçen hafta evde ekmek bitti. Çünkü mayaya un ekleme saatini kaçırınca (teknik terimi bilmiyorum kusura bakmayın) maya sizlere ömür oldu. Ve ben markete gidip ekmek aldım.

İşte normale dönüş.

Üye olduğum Whatsapp gruplarında hâlâ şahane ev yemekleri ve sofraların fotoğrafları dönüyor. Balkonda mangal, sağlıklı salatalar, zeytinyağlılar...

Herkes yemek yapıyor, sağlıklı besleniyor, spor yapıyor, sevdiklerini daha fazla görüyor. Şehirlerde hava kirliliği azaldı. Trafikte sinir krizi geçiren yok. Kitaplar okunuyor, filmler izleniyor. Kaliteli yaşam bu değilse nedir? Korona kafaları karıştırdın.