Eric Clapton, ne olur müziği kurtarma!

Eric Clapton geçen Şubat’ta ilk doz aşısını oluyor. Aşının yan etkilerini ağır geçiriyor. İkinci aşının 12 hafta sonra olunması öneriliyor, ancak anlayamadığımız bir nedenden altı hafta sonra ikinci doz aşıyı da yaptırıyor. Bu defa daha ağır etkileniyor. Clapton’ın anlattığına göre, elleri bir donuyor bir ateş gibi oluyormuş. İki hafta sürmüş bu durum ve bir daha gitar çalamayacağını düşünmüş. Ancak Clapton yine kendi ifadesine göre, periferik nöropati hastasıymış. Yani bu etkiler aşıyla mı ilgili, hastalığıyla mı ilgili tam anlayamıyoruz.

Eric Clapton, ne olur müziği kurtarma

Periferik nöropati eller ve ayaklardaki sinirlerde gelişen ve bu bölgelerde zayıflık, uyuşukluk ve ağrılara da neden olan bir rahatsızlık. Wikipedia’da “periferal motor, duyusal ve otonomik nöronların yapı veya fonksiyonlarında bozukluk” şeklinde tanımlanmış.

Birleşik Krallık’ta aşılardan da sorumlu devlet kurumu MHRA (Medicines and Healthcare Products Regulatory Agency) Rolling Stone dergisinin kendisinden konuyla ilgili görüş istemesinin ardından yaptığı açıklamada, aşının olası yan etkilerinin her yerde açıkça belirtildiğini ve bu tip etkilerin görülebildiğini tekrar etmiş.

Ancak konu yan etkilerin de ötesinde anladığımız kadarıyla. Eric Clapton’un kapanmalara, aşıya, Kovid-19’a ve hastalığa karşı alınan önlemlere şüpheyle baktığını yakın geçmişe bakarak da anlayabiliyoruz. Yani onunki anlık gelişen bir reaksiyon değil. Geçen aralık ayında Van Morrison ile birlikte “Stand and Deliver” adlı kapanma karşıtı bir şarkı yapmış ve insanları hastalığa karşı kapanma uygulamasına karşı çıkmaya çağırmışlardı. Bunu yaparken canlı müziği kurtarmak için hareket ettiklerini açıkladılar.

Van Morrison bu şarkı vesilesiyle yaptığı açıklamada müzisyenlerin zor bir dönemden geçtiğini hatırlatarak “aynı gemide değiliz” demeye getirmişti. Art arda gelen kapanmaların bilimsel olup olmadığını sorgulamış, pandemi döneminde işini maaşını kaybetmeyenler bizi anlayamaz” diyerek uygulamaları eleştirmişti.

Ancak kapanmaların yeni hastalık, ölüm ve hastanelerdeki acil servislerin doluluk oranları da dahil olmak üzere pek çok bilimsel projeksiyona dayanarak alındığı bir sürpriz ya da gizli bilgi değil. Rakamlar geçmişe yönelik de takip edilebiliyor. Kapanmadan önce nasıldı, kapanmadan sonra olaylar nasıl gelişti, aşı ve kapanmayla kaç hayat kurtuldu, bu kolaylıkla görülebilir.

Yani Van Morrison’ın sözleri yürekleri soğutmaya yarayabilir ama gerçekleri çok fazla yansıtmıyorlar. Clapton, o dönemden itibaren pek çok platformda müziği kurtarmak çatısı altında aşı karşıtlarıyla hareket etmeye devam etti.

Önceki gün İngiltere başbakanı Boris Johnson bir açıklama yaptı ve Eylül’den itibaren canlı müzik mekânlarında ve kulüplerde girişte aşı şartı koşulacağını açıkladı. Clapton da başbakanın açıklamasına meydan okuyarak aşı karşıtı dostu Robin Monotti’nin hesabından bir açıklama yaptı. Girişte aşı şartı konulması halinde konserlerini iptal edeceğini açıkladı.

Monotti meselesi ilginç. Monotti ateşli bir aşı ve kapanma karşıtı. Twitter’da yalan yanlış bilgilerle insanları kandırdığı için hesabı askıya alınmış. Instagram’da faal ve bu açıklama Clapton tarafından Londra’da yaşayan Monotti’ye gönderiliyor, o yapsın diye. Monotti de Telegram hesabından yayıyor. Instagram’da da screenshot’lar paylaşmış. Yani Clapton doğru dürüst bir açıklama yapmak varken böyle işlere giriyor. Neden?

Clapton’ın konserleri yok satıyor. Bir bilet su içinde yüzlerce hatta binlerce pound’a kapış kapış gidiyor. Bir sürü bilet önceden satıldı. Müziği kurtarmak adı altında yürütülen bu inat ve yobazlık devam ederse ne olacak, kim zarar görecek hükümetler mi, sıradan insanlar mı, yoksa müzik ve müzisyenler mi? Konserler verilmeye devam etsin diye kampanya yürütüp, bu kampanya için konserlerini iptal etmek nasıl bir mantık?

Eric Clapton’dan yeteri kadar soğumadıysanız bir de şu ara sosyal medyada paylaşım rekorları kıran, belli ki Clapton’a tepkili kesim tarafından yıpratma amaçlı kullanılan 1976 tarihli ırkçı konuşmasını dinleyin. “İngiltere beyazdır beyaz kalacak” mı istersiniz, “Araplar, siyahlar, Jamaikalılar defolun gidin sizi istemiyoruz burada” mı istersiniz? Irkçılığın her tonu var, seç, beğen, al. Bu da ayrı bir yazı konusu.

Neden müziği ve müzisyenlerin haklarını savunmak, mağduriyetlerini gündeme getirmek ve telafi istemek bir anda böyle çirkin, bilim dışı, akıl dışı, çamur, çirkef bir şeye dönüşüyor? Nedir bu insanlığın geldiği durum?

Müziği böyle kurtaracaksak bırakalım ölsün, yeniden küllerinden doğsun daha iyi.