Evden çalışma vergisi

Uzaktan çalışma ya da evden çalışma bugün çalışma hayatını değiştiren en önemli yenilik. Evet, eskiden de vardı ama pandemiyle birlikte norm haline geldi son bir yılda. İnsanlar ev ve özel hayatlarını bir arada kendilerine has gündelik ajandalar ve takvimlerle idare edebilmeyi öğrenmeye çalışıyor. Benim kendi öğrenme sürecim hiç iyi gitmese de ve ofisi özlesem de şu ara sağda solda çıkan haberlere ve fikir yazılarına bakınca ofise dönüşün eskisi gibi olmayacağı hatta belki de hiç olmayacağı anlaşılıyor.

Evden çalışma sınırları ortadan kaldırdı. Ülkeler, milliyetler, etnik kökenler bu yeni çalışma dünyasında gerçekten artık anlamsızlaşıyor. Hangi ülkede olduğunuzun bir önemi olmadığında yani her türlü evde oturduğunuzda hayata bakışınız da değişiyor. Tek sorun, belki saat farkından dolayı çalışma saatlerinin 24 saate yayılmış olması ama bazı mesleklerde mesela basında çalışıyorsanız zaten düzeniniz bu şekilde her zaman.

Peki ama devletler ve bürokratik yapıları bu yeni değişimi göğüsleyebilecek mi? Örneğin, ofisten eve geçenlere maaşlarından kesilmek üzere ekstra vergi getirilmesini öneren bir Deutsche Bank raporu var. Öyle ya, toplu taşıma kullanmıyorsunuz artık evde olduğunuzdan. Maaşınızdan bu düşülmeli diye hesaplar yapıyorlar. Üstelik toplu taşıma var ve altyapısı için bir sürü para harcanıyor. Sizin de toplu taşımaya (vergileriniz dışında) her gün kullanarak katkı sağlamanız üzerine kurulu dünya. Kimse trene, otobüse metroya binmezse bunların parasını kim ödeyecek?

Uzmanlara göre gene biz ödeyeceğiz. Çünkü evde oturarak devleti zarara uğrattığımızdan bu farkı vergi olarak ödememiz lazım.

Öte yandan, pek çok ülkede maaşlarımız yol ve yemek de hesaplanarak hazırlanmıştı. Şimdi şirketler yol kalemini maaşlardan düşmenin peşinde. Ne de olsa işe gidip gelmiyorsunuz. Şirketlere ne bundan. Şirket arabaları, yol için alınan maaşa ek ulaşım paketleri de sallantıda. Öte yandan, iş yerinde yemek de yemediğimizden artık bu paketin de kesilmesi gündemdeymiş. Evden çalışın, ne güzel demiyor kimse. Madem evdesiniz, o zaman para verin deniyor.

Yemeğini iş yerinde maaş paketi içindeki ödenekten harcayarak halleden ya da iş yerindeki tabldot yemeği yiyen bir çalışan artık evde üç öğün yemek pişirmek zorunda. Bu da maliyet demek. Bunu şirketler karşılayacak mı? Okuduğum haberlerde yazılarda böyle bir cengâverlik yok henüz. 

Evden çalışmak harika, şahane muhteşem diyenler ezici çoğunluktalar ve korkarım (ya da korkmam) ofise dönelim demek eski kafalılık falan olacak bir süre sonra.

Dünya cidden değişiyor ama nereye doğru değişiyor, bizi neler bekliyor, bu konular hiç net değil ve acı tatlı sürprizlerle dolu. 

Uzaktan eğitim

İngiltere’de okullar kapandı ve biz çalışan ebeveynler için zorlu bir süreç başladı. Öğretmeni her gün okulun uygulamasına yeni videolar koyuyor ve bizden bu videolarda anlatılan dersleri çocuğumuzla çalışmamız bekleniyor. Bir sürü de ev ödevi var. Matematik, yazma, okuma, oyunlar, hikâye anlatma, geometri, şu bu... Düşünüyorum da ben 4 yaşındayken en fazla arka bahçede kovboyculuk ya da top falan oynuyordum. Leyla şu anda hikâye kurgulayıp resimliyor ve altına bu hikâyeyi tanımlayacak sözcükler yazıyor. İyi mi, kötü mü emin olamıyorum. 

Ve elbette bu fark bize yol su elektrik olarak yansıyor. Çünkü ben çocukken bahçeye bırakılırdık. Şimdi hiçbir şeyi oluruna bırakmamak üzerine kurulu bir dünyadayız.

Açıkçası, hayat evde bayağı zorlaştı. Yeme, içme temizlik, iş ve Leyla’nın okulu bir arada gitmek zorunda. Zaman zaman çıldırma noktasına gelindiğinde Leyla’nın sınıfındaki ebeveynlerin yer aldığı Whatsapp grubuna sarılıyoruz. Allahtan herkes bizimle aynı durumda. Ağlanacak halimize gülüyoruz geçiyoruz. Bir yandan da insanlar eskiden gittikleri festivallerin konserlerin resimlerini falan paylaşıyor. Eski dünya ne güzelmiş diye ağlamaklı bilgisayar başında oturmaya, evden yaşamaya devam.