Kovid sonrası tatil planları

Kovid-19’u atlattık görüşü artık insanlığın büyük kısmına iyiden iyiye hakim. Kötü haber veren ya da “Aman dikkat edin, ikinci dalga olabilir” diyenlere keyif kaçıran trol gözüyle bakılıyor. Ekonomiler de alarm verdiğinden, herkes bir an önce eskiye dönme peşinde. Her gün bir sürü insan ölüyor ama rakamlar inişe geçtiğinden, artık kimse 50-100 kişi ölmüş çok da önemsemiyor. Salgının başlarında günde 50 kişi öldüğünde büyük olaydı. Şimdi günde 50 kişi ölürse arka sayfalarda bir istatistik olabiliyor.

Konu tatil. Kovid sonrası tatil sezonu başladı. İngiltere’de pazartesi itibarıyla dükkânlar, mağazalar, açık havadaki restoran ve kafeler açılıyor. Sokaklarda göze çarpan hareketlilik biraz daha artacak demektir. Bunun yanında tatil konusu her yerde birinci konu. Bu yıl tatil yapabilecek miyiz? Seçenekler ne olabilir? Bütün dünya bu yazı nasıl geçireceğini merak ediyor.

Gazeteler, tatil yörelerinde ev almak için doğru zaman olduğu müjdeliyordu geçen hafta. Financial Times’ın listesinde uygun emlak fiyatlarıyla Yunanistan ilk sırada. Ardından İspanya, Fransa ve İtalya geliyor. Türkiye listede yok. Halbuki İngilizlerin en sevdiği, en popüler tatil ülkelerinden biri Türkiye. Daily Mail’in haberine göre geçen yıl 2.5 milyon İngiliz Türkiye’ye gelmiş. Bu sayı 2.4 milyon İngiliz’i ağırlayan Yunanistan’ın ilerisinde. Elbette 2019’da 16 milyon İngiliz turisti ağırlayan İspanya için kayıp daha büyük. İlginçtir, aynı haberde Britanya hükümeti ile Türkiye arasında tatil uçuşlarını kolaylaştırıcı ve karantina önlemlerini hafifletici bir anlaşma yapılmak üzere olduğundan ve 15 Temmuz itibarıyla turistik gezilerin başlayacağından söz ediliyor.

Peki, biz ne yapacağız? Bugün artık kur yüzünden Türkiye’de her şey gibi tatil de pahalı. Sıradan vatandaş Ahmet Bey ve ailesi artık yakındaki Yunan adası yerine güney sahillerimizi de değil, yıllarca burun kıvırdığı anne babasının Selimpaşa’daki yazlığına gidecek gibi duruyor. Pek çok insanın tatil planı bu yıl tevazu üzerine kurulu.

Ancak İngiltere’de durum farklı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Burada da benzer meseleler gündemde. Türkiye kadar olmasa da ekonomideki daralma insanları endişelendiriyor. Salgın önlemleri gevşese ve yurt dışı uçuşlar mümkün olsa dahi pek çok insan “Bu yazı memleketimizde geçirelim” demekte.

İki hafta kadar önce Britanya hükümeti vatandaşlarına ülke içinde tatil yapma çağrısı yaptı. Bu çağrının tek nedeni sağlık önlemleri değildi. Planlandığı gibi giderse Britanya genelinde otellerin temmuz ayında açılması bekleniyor. Buradaki turizm endüstrisi yıllık 90 milyar pound’luk bir büyüklüğe sahip. Bu yaz hesaplanan rakam 20 milyar pound civarındaymış. Hükümet memlekette tatil yapın
çağrısıyla İngilizlerin her yıl yurt dışı tatillerde harcadığı yaklaşık 45 milyar pound’un evde kalmasını istiyor bu açığı hafifletmek için.

Yani tatil de mesele günümüz dünyasında. Salgın sebebiyle yaptığımız her şeyi yeniden değerlendirmek, çok mu gerekli sorusunun sorulduğu esaslı bir sınavdan geçirmek zorunda kaldık. Günlük alışkanlıklarımız gibi tatil alışkanlıklarımız da değişecek gibi duruyor. Ulaşımın zorlaştığı ya da riskli hale geldiği bir dünyada “Özümüze dönelim” fikri de giderek popüler olacak gibi.

Bana kalırsa, gündüzleri denize gidilip, akşamları sahilde gelen geçene bakarak çay eşliğinde çekirdek çitlenen mütevazı “Türk tatili”ni geri getirmenin tam zamanı. Yaşasın Erdek, Çınarcık, Kumburgaz, Selimpaşa ruhu!