Saçmalık, yalan yanlış konuşmak ya da öyle bir şeyler

İngiltere’de kitabevleri marketler gibi temel ihtiyaç sağlayan iş yeri kabul ediliyor. Yani karantinada açıklar. 

Dünya İngiltere’de etkisini gösteren mutasyonlu virüsü konuşurken, burada, Tier 4 risk kümesi içine giren güneydoğu İngiltere’nin kalbindeki Londra’nın Camden ilçesindeki bu (İngiltere’nin zincir kitabevlerinden biri olan) Daunt Books’ta insanlar kitap raflarını karıştırmaya devam ediyor. Sırf bu manzara bile her şey olağan seyrinde hissi yaratıyor azıcık da olsa. Maskeler, plastik separatörler, etraftaki dezenfektan masaları, uyarılar... Hepsi tamam ama işte kitapçılar ve marketler açık ve insanlar ekmek, makarna, sebze ve kitap satın alıyorlar.

Bazı kitapçılar sadece online siparişleri teslim etmek üzere açık oluyor. Bu da inanılmaz bir manzara çünkü kitapçının kapısına kurulmuş bir masadan sipariş ettikleri kitabı teslim almak için kuyruk olanları görünce, insan, salgın bizi yerle bir edemedi, hâlâ insanız diye düşünüyor.

Amazon’dan da söylenemez mi? Evet söylenebilir ama işte bazı insanlar için kitabevlerini desteklemek önemli. Zincir olanlar dışında butik, mahallede tek olanlara daha da fazla kol kanat geriliyor. 

Koltuk altımızda taze ekmek, çantamızda yarısı yenmiş sandviçlerimizle kitapçıya girdik. Bir an için salgını falan unutup eski günlerdeki gibi kitaplara daldık.

“On Bullshit”, Harry G. Frankfurt tarafından yazılmış ufacık bir kitap. Siyah cildi, kırmızı zemin üzerine altın rengi harflerle yazılmış başlığıyla pek şık pek cici ve çok da ciddi. “Bullshit”in felsefesini yapmaya girişiyor.

“Bullshit” İngilizceden çevirirsek, “anlamsız konuşmak/yazmak” demek. Daha da Türkçeleştirmeye çalışırsak “yalan yanlış konuşmak” diyebiliriz herhalde. (Kelimesi kelimesine çevirdiğinizde boğa dışkısı, anlamına geldiğini not edeyim.) 

Bir sürü laf eden ama hiçbir şey söylemeyen, yanlışı doğruyu birbirine karıştırarak sunan insanlara mesela göğsünüzü gere gere “This is bullshit” diyebilirsiniz. 

Argodan dile girmiş bir ifade. 1940’lara kadar argo kabul edilen ve belli bir kültürel çevre dışında kullanılmayan “bullshit”, 1950’lerden itibaren hızla yükselen bir grafik çizmiş. 

“Bullshit”in “yalan” ile bir ilişkisi var. Gerçeği yansıtmayan ve gerçeği deforme eden bir alana giriyor. Yalan, yalancı tarafından yanıltma ve manipüle etme amacıyla kasıtlı olarak kullanılmayı işaret ediyor. Bullshit de en az yalan kadar yanlış ve gerçek değil, ama bulunduğu yer farklı. “Bullshit”in öznesi yalancı değil. Palavracı denir ya. Belki o. 

Kitaba göre “bullshit” eskiden daha yaygın olan “humbug” kelimesinin işaret ettiği alanla da iç içe. Humbug’ı TDK sözlük “riyakârlık” diye çevirmiş. İkiyüzlülük, dürüst olmamak. Evet, bullshit yalan ve riyakârlık arasında bir yerlerde, kitaba göre daha masum bir konumda. Ama en az bu ikisi kadar tehlikeli.

2020’de 1950’ye göre çok daha fazla kullanılmasını ve dile tamamen yerleşmiş olmasını sizce neye bağlamak lazım? Sıradan insanın daha fazla argo konuşması mı? Belki. Kitabı bitirmedim, ama şunu söyleyebilirim, online âlemler yepyeni yalancılar, riyakârlar, cahiller ve bütün bunların türevleri olan “bullshit” insanlar yarattı. “Bullshit” çağımızın bilgi kültürünü yansıtan çok önemli bir kavram. İnsanların bullshit dünyasından kurtulmaları için öncelikle bu tanımı/kavramı kabullenmeleri, anlamaları gerekiyor bence. Ben ilk adımı temel ihtiyaçlarımı karşılamaya çalıştığım bir kitabevi sayesinde attım. 

Salgında bir aşk hikâyesi

Kovid çağında yaşadıklarımız ileride kısa hikâyeler olarak filme alınmalı. Bunlardan bir tanesini ben anlatayım. Adam ilk dalga sırasında iş gezisinde olduğu ülkede mahsur kalıyor. Aylarca yakınlarından uzak bir otelde yaşıyor. İkinci dalgadan önce bu tecrit sona erse de bu defa başka bir yabancı ülkede çalışan sevgilisiyle bir türlü görüşemiyorlar. Tam kavuşacaklarken, ikinci dalga geliyor. Şimdi üçüncü dalga, mutasyona uğramış virüs haberleri arasında plan yapıyorlar. Türkiye’de buluşacaklar çünkü Türkiye bulundukları her iki ülkeden de uçuşların yapılabildiği tek ülke. Devamını bilmiyorum. Sanırım önceki gün gelen uçuş yasaklarının ardından sevgililer gene ilişkiye videodan devam etmek zorunda kalacaklar. Kovid çağında ilişkiler çok çetrefil. Dip dibe kalanlar başka dertli, uzakta kalanlar başka. Mesafe ya yok ya da çok. Kovid hepimizi ayrı yerden sınava çekti. Hep de zor yerden geliyor sorular.