Artık uyanalım!

Şu sırada Türkiye’de Kovid-19 vaka ve ölüm sayısı pek çok ülkeye göre çok aşağılarda. Ama bu, hızla ve katlanarak çoğalmayacağı anlamına gelmiyor.

Koşullar acil önlem alınmasını gerektiriyor.

Çin’de ve birçok Avrupa ülkesinde alınan önlemleri görüyoruz

Eczaneler, marketler, benzin istasyonları ve bankalar dışındaki tüm işyerleri kapatılıyor.

Bizde camiler, kafeler, lokantalar ve kıraathaneler daha yeni kapandı.

Çinliler iki üç hafta evde oturmaya katlandılar, krizi atlattılar.

İtalya ve İran halkları ise ihmallerin kurbanı oldular.

Biz de gözümüzle görmedikçe tehlikelere inanmıyoruz.

Bugün için test merkezlerine, yoğun bakım yatağına, solunum cihazına, sağlık personeli için özel giysilere ihtiyaç var. Bunların acele temini için çabalamalıyız.

Uçakla gelen tek bir virüs taşıyıcısı “enterne” edilmiş olabilir ama o hastanın geldiği uçakta 200 yolcu daha vardı ve bunlar “enterne” edilmediler. Aramıza karıştılar.

Umre yolcuları, 5300 kişilik son kafile hariç, ülkeye dağıldılar.

Bütün giriş çıkışların en azından bu ay başından itibaren durdurulması, bütün toplu yaşam alanlarının kapatılması gerekiyordu.

Artık nükleer savaş kadar büyük bir tehlikenin eşiğindeyiz. Paniğe kapılmayalım ama bilincine varalım...

VİVA

İspanya’da Başbakan Pedro Sanchez’in televizyonda acil durum ilan etmesinden hemen sonra İspanya halkı evlerinin pencerelerine ve balkonlarına beş dakika boyunca alkış tuttu. Kimlere mi? Sağlık işçilerine ve doktorlara...

Bütün İspanya “Viva los medicos” (Yaşasın sağlıkçılar) diye inledi.

Ardından Yunanistan’da aynı sahneler yaşandı.

Yunan halkı da balkon ve pencerelere çıkarak beş dakika boyunca sağlıkçılara alkış tuttu.

Güzel jestler... Sağlık çalışanlarının hakkı kolay kolay ödenmez.

Biz de alkışlayalım bizim kahramanları...

AHIR

Öğrenci yurtlarından yıllardır şikâyet vardır. Ancak ilgilenen yoktur.

Umre dönüşü Ankara’da Gölbaşı’ndaki öğrenci yurtlarında karantinaya alınan vatandaşlarımız bu konuda esaslı bir uyarı yaptılar. Yurtları “ahır”a benzettiler. Burada iki hafta kalacaklarını öğrenince isyan ettiler. Garip öğrencilerimiz ise... Oralarda yıllardır yaşıyor. Ve sesleri çıkmıyor.

Böyle bir meselemiz olduğunu bilvesile algılamış bulunuyoruz.

İHTİYAR

Acaba bu virüsü birileri dünyadaki yaşlı nüfusu eritmek için mi üretti?

Böyle bir kuşku da yok değil... Ancak mantığa pek uymuyor.

Şu ana kadar görünen o ki... Yaşlı nüfus yüzde 10-15 oranında telefat veriyor.

Yüzde 85’i hayatta kalıyor.

Hayatta kalanlar da eskiye göre daha dikkatli bir hayat sürmeye yöneldikleri... Ve yakınlarından daha çok ihtimam görmeye başladıkları için...

Muhtemelen umulandan fazla yaşayacaklar.

Korona ihtiyar ağacı budar ama kökünden yok edemez.

Özetle: Endişelenme ihtiyar, diyoruz...

Doğrusu

Yazar arkadaş yazısının bir yerinde diyor ki:

“Bizdeki seküler kesimlerde...

Öteden beri...

Ahlaksızlık yapanların, sahtekârlık yapanların, fırsatçılık yapanların alayının namazında niyazında insanlar olduğu yönünde...

İnsaftan, vicdandan, terbiyeden ve ahlaktan yoksun çok yerleşik bir önyargı vardır.”

Bu doğru değil. Bizim yaşımız 70’i aştı. Gençlik yıllarımızda namazında niyazında insanların dürüst ve ahlaklı olduğuna ilişkin güçlü bir izlenim vardı. Bir adam namaz kılıyorsa hak yemez, emeksiz zengin olmaya çalışmaz, bir lokma, bir hırka yaşardı. Öyle bilinirdi.

Hacca gidip sakal bırakan bu muhterem görüntü arkasında halkı kazıklayan bir toptancı esnafı da vardı elbet. Ama çok azınlıktı. İnancı değiştirmezdi.

Genel hava sonradan bozuldu. Ne zaman mı? Din siyaset ve sömürü malzemesi olunca.

Ötesini tartışmayalım, herkes biliyor...

KOMİTE

CHP, “Koronavirüs salgınını izleme komitesi” kurdu. İçinde 16 doktor, 5 eczacı, 1 diş hekiminin yer aldığı, Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu’nun başkanlığındaki 27 kişilik komite ilk toplantısını 11 Mart’ta yaptı. İkinci toplantısını bugün yapacak. Bu kadar kalabalık bir komitenin haftada bir yapacağı toplantıdan ne fayda çıkar, bilemiyoruz. CHP’nin aslında bir kriz ve izleme masası kurması, uygulamaları anbean izlemesi, aksaklıkları anında tespit edip hem hükümeti hem kamuoyunu haberdar etmesi gerekirdi. İktidarlar ve bürokratlar böyle krizlerde gerçeğin bir kısmını gizlemek eğilimindedir. CHP gerçeklerin peşine düşebilirdi. O uğraş zor gelmiş, göstermelik bir komiteyi yeğlemişler.