Blogdan duyuru!

Dışişleri Bakanlığı 2 Ekim 2010 günü sınavla 100 aday meslek memuru aldı. Yapılan sınavın nasıl bir sınav olduğunu CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’ten dinliyoruz.
- Bu tür sınavların duyurusu normal olarak ya gazetelerde ya da Bakanlığın resmi internet sitesinde yer alırdı. Bu defa duyuru duyulmadı. Dışişleri’nin sınav duyurusunu nerede yayınladıklarını bir soru önergesiyle Bakan Ahmet Davutoğlu’na sordum, “İlgili müsteşar yardımcısının bloğunda yayınlandı” diye yanıt verdi. Sadece bu yanıt bile tam bir skandaldır.
- Bu kadar mı?
- Bakanlığın bir sınav yönetmeliği vardı. Yeni bir yönetmelik çıkardılar. Ve sadece 7 gün sonra müsteşar yardımcısının bloğunda bu yönetmeliğe göre yapacakları sınavın duyurusunu yayınladılar. 2010 yılına kadar mülakata girecek adayların isimleri kamuoyu ile paylaşılır, sınavda sorulan sorularla yanıtları açıklanırdı... 2 Ekim’de yapılan sınavla beraber bütün bunları kaldırdılar. Kapalı kapılar ardında, kazananların önceden belirlendiği şaibeli sınav yaptılar. Düzgün sınav yapan bir tek Dışişleri Bakanlığı kalmıştı. Kadrolaşma uğruna orayı da kendilerine benzettiler.
- Şimdi ne olacak?
- Bakan beye kuşkularımı dile getirdim. Cevabını bekliyorum.

Hayat, çatlak bardaktaki suya benzer.
İçsen de tükenir içmesen de
Bu yüzden hayattan tat almaya bak
Çünkü yaşasan da bitecek yaşamasan da...
Neyzen Tevfik

Balyoz’da durum
Yandaş medya dün manşetlerini Gölcük Donanma Komutanlığı’ndaki aramada bulunan malzemeye ayırmıştı...
Bir gazete “Balyoz belgeleri 2008’de güncellenmiş” başlığı altında şunu diyordu:
“Çetin Doğan’ın kızı ve damadı tarafından gündeme getirilen ‘2003 yılında hazırlanmış CD’lerde sonraki yıllara ait bilgiler ne arıyor?’ savunması da böylece çürümüş oldu.”
Balyoz tartışmalarının en kıritik noktası burası...
Çünkü 2003’te düzenlenmiş olan 11 no’lu CD’de sonraki yıllara ait bilgiler yer alıyor. Örneğin 2009 yılında kurulan bir ilaç fabrikası, 2008 yılında kurulan bir hastane ve benzeri kuruluşlar 2003 yılında hazırlandığı iddia edilen CD’de bulunuyor. Ve bu durum CD’nin sahte olduğundan ve en erken 2009 yılında imal edildiğinden başka türlü izah edilemiyor.
Pınar Doğan ve Dani Rodrik’in internet blogunda dün yandaş medyanın sahte CD’yi kurtarmak için ortaya sürdüğü son belgeler ele alınıyor, bunların gerçek dışılığı anlatılıyordu. CD’nin sahte olduğu gerçeğini değiştirecek bir yeni bulgu hala bulunmuş değil.
(‘cdogangercekler@wordpress.com)

AKP’nin seçim sloganı belli olmuş: AKP’ye oy ver, kendi Anayasa’nı kendin yap!
Bir küçük ekleme daha yapalım; kendi sonunu kendin hazırla!
Fahrettin Fidan

Polis Galatasaray’ın “Tekyumruk” ve “Ultraaslan” tribünlerini yakın takibe almış.
Dikkat edildiyse “ileri demokrasi”ye en hızlı şekilde intibak eden kesimimiz polisimiz oldu.
Haldun Ertem

Demokrasi arenası
TT Arena stadının açılışı aynı zamanda bir barış ve kardeşlik açılımı oldu...
Fenerbahçeliler ile Galatasaraylılar arasındaki buzlar bile eridi...
Formasının rengi ne olursa olsun insanlar birkaç gündür “Hepimiz Galatasaraylıyız” diyorlar...
Bu hafta Arena tribünlerinde buluşmayı planlıyorlar...
Derken “Ne sağcıyız ne solcu, futbolcuyuz futbolcu” deyimi de tarihe karıştı...
Çünkü futbol seyircisi koyduğu net tavırla demokrasi duyarlığını sağın da solun da ilerisine taşıdı.
TT Arena’daki protesto neden tahminlerin de ötesinde bir etki yarattı?
Bir dostumuz açıklıyor:
- TSK’yı dize getirdiler, medyayı ezdiler, aydınları susturdular, yargıyı duman ettiler ama halkı dize getiremediler... İşte buna öfkeleniyorlar...
Hükümete yaranmak için hâlâ tribünlerde cadı avı yürüten GS yönetimi mi? Onlar için tek yol kaldı; istifa...

Acaip
Televizyon ekranında önceki gece baktık Prof. Mümtazer Türköne konuşuyor... Atatürk heykellerinin ucubeliğinden söz ediyor. Bugünlerde herkes heykellere estetik açıdan bakıyor! Herkes sanat uzmanı. Aklımıza takılıyor... 1950’lerde “Ticani” adı verilen gruplar Atatürk heykellerine saldırırlardı... Acaba onlar da heykellerin estetiğini mi beğenmezlerdi? Niyeydi öfkeleri acaba?

Duygusal olabilir
Liberal adı verilen AKP kuyrukçuları Başbakan’a karşı öfkeli son günlerde. Aralarında soğuk rüzgârlar esiyor.
Bazıları neredeyse köprüleri atma noktasında...
Ne var ne oluyor?
Erdoğan ile Gül arasındaki cumhurbaşkanlığı yarışının bir erken yansıması mı?
Yoksa başka bir hadise mi var can ile canan arasında...
Bir dostumuz ince analiz yapıyor:
- Fransızlar her olayda kadın parmağı ararlar. Türkiye’de de her olayda ABD parmağı arayacaksınız. Başbakan’ın İran’la yakınlaşması, İsrail’le uzaklaşması ABD’yi kızdırdı. Washington Tayyip Erdoğan’ın gücünü kırmak istiyor. Bizim liberaller ABD’den çok etkilenir! Aralarında gizli ama hızlı çalışan kanallar vardır. Liberallerin ben son dönemde ABD’den etkilendiğini düşünüyorum. Yoksa Tayyip Erdoğan dün ne idiyse bugün de o...