BUZLAMA

Televizyon ekranında alkol bardağı göründüğü anda buzlanma yapılıyor.

Böylece resim bulandırılarak bardaktaki alkolün görünmesi önleniyor.

Neden?

Çünkü alkol ekranda görünürse gençler özenecek, “Biz de tadına bakalım, neymiş görelim” diye bardağa sarılacak.

Böylece, her gördüğüne özenen bir gençliğimiz var farz ediliyor.

İyi de... Televizyonlarda her gece mafya filmleri oynuyor. Her boydan cins cins silahlar patlıyor. Bu silahlar sahiplerine güç kazandırıyor, silah güç sembolü olarak takdim ediliyor.

Peki, siz hiç silah sahnelerinin kısıtlandığını gördünüz mü?

Silah görüntüleri buzlanıyor mu?

Hayır. Hiçbiri olmuyor.

Mantık şöyle: Gençler ekranda alkol görürse özeniyor ama silah görürse özenmiyor.

Veya...  Silah alkol kadar tehlikeli değil.

Mantık böyle de gerçekler farklı.

Türkiye, Avrupa’da sivil silahlanmanın ve silahlı cinayetlerin en yoğun olduğu ülke niteliğini koruyor.

SURLAR 

Geçenlerde Topkapı’daki Koç Üniversitesi Hastanesi’ne gitmemiz gerekti.

Hastaneye doğru Yedikule’den başlayarak şehir surlarını takiben ilerledik.

Theodosius surları adı verilen bu surların karadaki uzunluğu yaklaşık  7 kilometre.

Surlar ve burçlar yer yer çatlamış, yıkılmaya yüz tutmuş.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu surları restore etmeye başlamış.

Dikkatimizi çeken mi?

5. yüzyılda inşa edilen surlar 1986 yılında kısmen onarılmıştı. Çatlaklar genellikle onarılan kısımlarda meydana gelmiş.

Bizim inşaatçıların surları 35 yıl dayanamamış...

AĞACIM

Gazeteci Semih Kalkanoğlu yazıyor:

TV’de bir haber bizi şaşırttı ve üzdü. Adana’da bir limon üreticisi, bahçesinde 170 limon ağacının olduğunu ama bu yıl hiçbir ağaçtan ürün alamadığını anlattı ve ağaçlara (!) kızdığından bir hızarcıyla anlaştığını ve tüm limon ağaçlarını dibinden kestireceğini söyledi.

Birkaç yıl önce de Sakarya tarafında bir köylü, para etmiyor diye bahçesindeki fındık ağaçlarını kökünden kesti.

Bir başka kentimizde çiftçi “Para etmiyor” diye kiraz ağaçlarına testere vurdu. Bir ağaç, meyve versin vermesin, sadece ağaç olsun gölge versin, ASLA kesilmemeli. Ağaç ulusal servettir.

Ağaç ürün vermiyor diye kesmek yerine neden ürün vermediği uzmanlarca incelenmeli.

İklim değişikliği bütün dünyada büyük değişimlere yol açıyor.

Biz iklim değişikliğinin sebep ve sonuçlarını yeterince araştırıyor muyuz?

Ağaçları kesmek yerine bunu yapsak daha iyi değil mi?

KABİL ALANI

Afganistan’da Kabil Havaalanı’nın korunması için ABD ile Türkiye arasında görüşmeler sürerken... Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ilginç bir haber veriyor.

Buna göre Türkiye Kabil’e Türk askerini değil Özgür Suriye Ordusu askerlerini gönderecektir. Bu kişiler kayıtlarda özel güvenlik şirketi çalışanı olarak gösterilecektir. Böylece Türk askerinin hedef olması gündemden çıkarılacaktır.

Bilindiği gibi, Taliban ülkede yabancı asker kalmasına izin vermeyeceğini
daha önce açıklamıştı.

Kabil’de görevlendirilecek ÖSO mensuplarına 2-3 bin dolar civarında maaş verileceği de haberde belirtiliyor.

Bu arada Onur Öymen ilginç
bir soru soruyor. Diyor ki:

- ABD yetkilileri Taliban ile masaya oturup çekilme pazarlığı yaptıklarında Kabil Havaalanı’nın kimlerce, nasıl korunacağını konuşmadılar mı? Bu en kritik konu sonradan mı akıllarına geldi?

KİRAZ

Kiraz mevsimini yaşıyoruz. Napolyon kirazı manav tezgâhlarında müşteriye iri iri ve tatlı tatlı gülümsüyor. Kirazın hası sayılan Napolyon’un kilosu 30 liradan başlıyor. Ünlü Fransız İmparatoru Napolyon bu kirazı mı severdi? Adını oradan mı almış?

Kirazın Napolyon’la hiç ilgisi yoktur. Şimdiki adı Uluabat, eski adı Apolyont olan Bursa’ya bağlı gölden ve o bölgeden gelmektedir kirazın adı. Bu gölün etrafı yüzyıllardır koyu kırmızı renkli ve etli kiraz ağaçlarıyla çevrilidir. Ülkemiz halkı Apolyont sözcüğünü telaffuz etmekte zorlandığından adını zamanla Napolyon yapmıştır.

KABOTAJ

Siyasi liderler 1 Temmuz Kabotaj Bayramı’nda sıraya dizilip kutlama mesajları yayımladılar.

Nedir kabotaj?
“Bir ülkenin kendi kara sularında ve kendi limanları arasında gemi işletme ve her türlü liman hizmetlerini kendi kontrolünde bulundurma hakkıdır.”
Prof. Kemal Üçüncü özellikle muhalefete seslenerek diyor ki:

- Bütün siyasi liderler Kabotaj Bayramı’nı kutladılar, sağ olsunlar ama gelinen noktada Türk denizciliğinin durumu hakkında bir kelimecik de olsa bir özeleştiri, öneri ve perspektif duyamadık. Gönül isterdi ki Kabotaj Bayramı’nda “Gelecek 15 yılda Türkiye olarak okyanuslara hangi stratejiyle açılacağız?”, “Deniz ticaretinden daha fazla nasıl pay alacağız?”, “Batma noktasındaki deniz ürünleri ve balıkçılık sektörünü nasıl toparlayacağız?”

“Ekolojik dengeyi nasıl sağlayacağız?” konuları tartışılsın.”

Bizde siyaset karşılıklı laf atmaktan ibaret kalıyor. Oysa siyaset çözüm arama ve bulma sanatıdır. İşin zor tarafı orasıdır.