ÇATI ÇÖKERSE

Gaziantep Üniversitesi kampüsündeki büyük Atatürk resmi kaldırıldı.

Tekirdağ’da bir ilkokul bahçesindeki Atatürk büstü saldırıya uğradı.

Atatürk’ün 1926-1937 yılları arasındaki yurt içi gezilerinde kullandığı, son 13 yıldır da Alsancak Garı önünde sergilenen özel vagonu önce kapalı alana çekildi, sonra da ziyarete kapatıldı.

Danıştay kararıyla Andımız yasaklandı.

Devlet madalyalarından Atatürk resmi kaldırıldı.

Askeri okullara girişte tarikat mensuplarına konulan engeller kaldırıldı.

Harp Okullarındaki bazı kursların müfredatından Atatürk adı çıkarıldı.

Gazetelerde her gün bunlar ve benzeri haberleri okuyoruz.

Sosyal medya bu saldırıları eleştiriyor. Ancak ne eleştiriye muhatap olanlar ne Cumhuriyet’in koruyucusu bir parti olan CHP duyarlık gösteriyor.

Ortalıkta “Başımıza ne geldiyse laiklikten ve Atatürkçülükten geldi, biraz da Atatürksüzlüğü deneyelim” gibi bir hava estiriliyor.

Bu konuda en çok duyarlık göstermesi beklenen CHP’nin Genel Başkanı iktidarı sıkıştıracak birkaç soru buldu. Her konuşmasında bunları tekrarlayarak diğer hayati konuları ıskalıyor.

Laik Cumhuriyet çatısı çökerse hep birlikte altında kalacağız.

Bizim rahatımız yerinde, bizi ilgilendirmez, diye düşünen varsa yanılıyor.

SİMİTÇİ

Kadıköy Bahariye Caddesi’nde bir koşuşturma, bir gürültü. Yerde bir genç adam yatıyor, hemen yanında küçük bir simit tablası ve etrafa dağılmış simitler... Delikanlı aniden bayılmış, simitler etrafa saçılmış. Sağ olsun, insanımız duyarlı, etraftan koştular, kimi su getirdi kimi simitleri topladı. Genç adamı bir iskemleye oturttular. Biraz nefeslendi. Bir iki kişi eline kâğıt para sıkıştırdı. Delikanlı kendine geldi. Simitleri alıp gitti. Arkasından konuşmalar:

- Sarası varmış, ara sıra böyle nöbet geliyormuş.

- Sara böyle olmaz, hem iki dakikada geçmez.

- Belki de açlıktan bayıldı.

- Simit satan adam aç kalır mı?

Bir başkası:

- Ben geçenlerde de gördüm bunlardan birini. Para toplamak için numara yapıyorlar.

- Vay üçkâğıtçı!

- Ne yapsın adam? İş yok, güç yok.

- Keşke para vermeseydik...

- Niye vermeyeceksin? İhtiyacı var demek adamın. İhtiyacı olmasa bunu yapar mı?

- Ben para koparmak için numara yapana para vermem.

- Adam başka türlü para kazanamıyorsa ne yapsın?

Simitçi muhabbeti böyle sürdü, simitçinin yerden topladığı simitleri ne yapacağı ise sorgulanmadı.

DİSİPLİN

CHP’de Mahmut Aslan isimli üye sosyal medyada yaptığı partiye dönük eleştirilerden dolayı disipline verilmiş.

Bu eleştirilerden biri şöyle:

“Kemal Bey laik bir partinin genel başkanı olduğunu unuttu sanırım. Allah’ın izniyle değil, halkın oyuyla iktidar olunur.”

Kemal Bey’in son zamanlarda konuşmalarına sık sık “Allah kısmet ederse”, “Allah izin verirse” gibi cümleler yerleştirmesinin birçok CHP’li tarafından yadırgandığını belirtelim. Bu, CHP üslubu değil, başka partilere benzeme çabası.

G.SARAY

Fenerbahçe Kulübü, geçtiğimiz hafta İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını eleştiren bir bildiri yayımladı. Başta Galatasaray ve Beşiktaşlılar olmak üzere pek çok taraftar aynı şeyi kendi kulüplerinden beklediler ancak beklentileri gerçekleşmedi. Derken, geçen pazartesi günü Cumhuriyet gazetesinde “Bizler Galatasaray Spor Kulübü Üyeleri Olarak” diye başlayan tam sayfa bir ilan metni yer aldı. Yüzlerce kulüp üyesinin imzasını taşıyan metinde, sözleşmeden çıkılması etkili cümlelerle eleştirildi.

Metnin altında birçok ünlü ismin adı var ama GS Kulübü Başkan ve yöneticilerinin imzası yoktu. Sormalı: Bir demokratik hakkı kullanmaktan çekinenler ne zaman hangi konuda cesur karar alabilirler? İdarecilik vaziyeti idare etme sanatı mıdır yoksa her alanda iyiye doğru öncülük etme sanatı mı? Hangisi dersiniz?

REKLAM

Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş uzun zamandır unutulan bir ilkeyi anımsatıyor:

- Ben Ankara Belediyesi’yle ilgili afişlerin altına adımı yazmıyorum, fotoğrafımı koymuyorum, çünkü bu ilanların bedeli benim değil halkın parasıyla ödeniyor, diyor.

Türkiye’de genel uygulama ise maalesef böyle değil.

Belediye başkanı kent meydanlarına veya medyaya ilan veriyor. Bu kâh bir bayram kutlaması kâh bir yatırımla ilgili oluyor. Ve mesajın altına kendi adını koyuyor. Belediyenin parasıyla kendi reklamını yapıyor.

Mansur Yavaş’ın bu ilkesi diğer belediyelere örnek olmalı.

KOVİD 21

Korona salgınına karşı her zamankinden daha tedbirli olmak zorundayız. Çünkü vaka sayısı rekora ulaştı, ölüm sayısı giderek ve hızla artıyor.

CHP Milletvekili Murat Emir soruyor:

- Aşılanıyoruz. Ancak aşılar ne kadar etkili, bunu bilmiyoruz. Uluslararası bir yayın var mı bizim aşımız konusunda? Yok. Niye yok? Bu sorunun cevabı belli değil.

Soruyorum, cevap alamıyorum. Her gün kaybettiğimiz 150’den fazla vatandaşımız arasında aşı olan hiç yok mu? Ölenlerin kaçı iki doz aşısını almış? Bunu bilirsek aşının etkinliğini de biraz olsun anlayacağız.

Bu arada... Ramazan ayında lokantalar zaten yarı yarıya iş yaptığı halde, tam kapatma kararının gerekçesi nedir? Kararın tıbbi değil ideolojik olduğu yolundaki yorumlar doğru mudur? Bunu da bilelim...