Esnaf sıkıntıda

Esnafın dertleri zaman zaman abartılır. Ancak esnaf bu defa gerçekten zorda. Salgın ve ekonominin sıkıntıları bütün yüküyle esnafın omuzunda.

Salgının ekonomik etkilerinden iki grup esnaf etkilendi. Birincisi, doğrudan iş yerleri kapatılan ve uzun süre kapalı kalan kahvehaneler, çay ocakları, berberler, kuaför, güzellik salonları, spor tesisleri, çocuk oyun salonları...

Diğeri de, iş yerini kapatması zorunlu olmayan ancak müşteri yokluğu nedeniyle mecbur kalıp kendiliğinden kapatan grup.

Esnaf kuruluşları devlet desteği için çağrı üstüne çağrı yapıyor.

Ülkeyi yönetenler bu çağrılara kulak vermek zorunda. Umarız vereceklerdir.

Biz de bu arada esnaf kardeşlerimize kimi hatırlatmalar yapalım.

Bu sütunda esnafın Kovid’e karşı gerekli önlemleri almadığını defalarca yazdık.

Kafe ve lokantaların masaları her müşterinin ardından silinmesi gerekirken silinmiyordu. Mutfak çalışanları maske takmıyordu.

Tuvaletler girilmeyecek kadar pisti.

Bazı mağazalarda dezenfektan bulunmuyordu. Sorduğunuzda tezgâhın altından kolonya çıkarıp uzatıyorlardı.

Esnaf dernekleri bu konularda üyelerini uyardı mı?

Biz duymadık. Esnaf, Kovid’in yayılmasında üstüne düşeni yapmadı.

Umarız gelinen nokta, onların geleceğe yönelik ders çıkartması için de fırsat olur.

Kadına vurma!

Dün 25 Kasım “Kadına yönelik şiddete karşı mücadele” günüydü...

CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi şiddete ilişkin ilginç rakamlar veriyor. Savcılıkların bu tür vakalarda çok hoşgörülü davrandığını, son 8 yılda kadına şiddet uygulayan her on şüpheliden 7’sinin serbest kaldığını söylüyor dünkü açıklamasında.

Kadına karşı şiddet hız kesmeden devam ediyor. Durdurmaya yargı ve kanunlar yeterli olmuyor. Toplumun kadına bakışı, ailede alınan terbiye, gelenek ve töreler... Kadına yönelik saldırgan davranışta pek çok etken rol oynuyor. Biz pek değinilmeyen bir noktaya gidelim. Televizyonlarda her gece gösterilen film ve dizilerin şiddetin her türlüsünü ne kadar özendirdiğini kimse dert ediyor mu? Şiddetin övülmesine bir sınır, ciddi bir süzgeçten geçiriliyor mu?
Cevap hayır ise geçiniz gerisini...

VİRÜS

Sağlık Bakanlığı Kovid-19 sözlüğü hazırlamış. Oldukça ayrıntılı ve aydınlatıcı bir sözlük. Yüzlerce yabancı sözcüğün Türkçe izahı ve varsa karşılığı veriliyor.

İyi de böyle bir sözlük yapmak doğrudan Sağlık Bakanlığı’nın görevi mi?

Türk Dil Kurumu’nun şimdiye dek Kovid-19’la ilgili yabancı sözcüklerin Türkçe karşılıklarını ve anlamlarını saptayarak bir sözlük yayımlaması gerekmez miydi?

Biz onlardan böyle bir görev beklerken TDK internet sitesinde bir çağrı gözümüze ilişiyor. Deniyor ki aynen:

“Yabancı sözlere karşılık bulma çalışmalarına katkılarınızı bekliyoruz.”

Vay vay... Biz onlardan yabancı sözcüklere karşılık bulmalarını beklerken, meğer onlar da bu görevi biz vatandaşlardan bekliyormuş. TDK derken... Atatürk’ün vasiyeti gereği İş Bankası’nın kârından yüz milyonlarca lira pay alan bir kurumdan söz ediyoruz.

TAHRİP

Türkçenin düştüğü hallerden E. Gen. Nejat Eslen de çok şikâyetçi.

Teşkilat, icraat, mühimmat, evrak gibi sözcükler zaten çoğul iken, bir de bu sözcükleri teşkilatlar, icraatlar, mühimmatlar, evraklar diye kullananlar yok mu? Nejat Paşa o sözcükleri her duyduğunda sinirleniyormuş. Bu sözcüklerin Türkçeleri varken neden Arapçasını, hem de yanlış kullanıyorsunuz diye çıkışıyor bu cehalete.

Genelkurmay İletişim Dairesi’nin yaptığı Türkçe hataları da varmış. Nejat Eslen onlara da değiniyor:

- Örneğin “Tank imha edildi” deniyor bazı açıklamalarda. Tank imha edilmez. Tahrip edilir. İmha deyimi askeri birlikler için kullanılır. Sanıldığı gibi imha etmek yok etmek değildir. Askeri topluluğu savaşamaz duruma getirmektir. Savaş aracının tahrip edilmesi de kullanılmaz hale getirilmesidir.

CUKKA

MHP lideri Devlet Bahçeli grup konuşmasında şöyle bir cümle sarf ediyor:

“Cumhur İttifakı; cukka ittifakı değildir, curcuna ittifakı değildir, çukur ittifakı değildir, çuval ittifakı değildir, çuvallamış bir ittifak hiç değildir.”

Duvar internet sitesinin İngilizce bölümünde çalışan gazeteci Neşe İdil bu cümlenin üzerine yazdığı notta şöyle bir hatırlatmada bulunmuş:

“Beyefendi, biz bunları İngilizceye çeviriyoruz.”

Neşe kardeşimiz haklı. Cümleyi başka dile çevirmek zor.

Yine de çeviri teşebbüsleri olmuş. Mesela Google şöyle çevirmiş:

“People’s Alliance; It is not an alliance of cukka, it is not an alliance of riot, it is not an alliance of pits, it is not a sack alliance, it is not a failed alliance at all.”

Sonuçta “cukka”nın çevirisinde onlar da çuvallamış.

NESİL

Devlet Bahçeli’nin grup konuşmasında Bülent Arınç’a yönelik:

“Sayın Arınç nereye varmak, ne yapmak istiyorsun? Aslına mı çekiyorsun, nesline mi özeniyorsun? Nedir seni teröristlere sempatiyle baktıran?” sözlerinin  anlamı pek anlaşılmamış. Biz yardımcı olalım.

Kimi söylentilere göre Arınç’ın ataları Bitlis Ahlat’tan Manisa’ya göçmüş Kürt bir ailedir.

Devlet Bahçeli o söylentilere dayanarak bir köken imasında bulunuyor.

Arınç’a bu söylentinin aslı vakti zamanında Rudaw televizyonunca sorulmuş.

Onun cevabı: “Aslen Türk’üm ancak Kürt olsaydım da bir şey fark etmezdi” olmuştu.

DRAYV

Basketbol spikerlerini beğeniyoruz. Ancak iki eksikleri var.

Birincisi... Basketbolu öğrenme aşamasında olan gençler veya yaşlılar basketbol deyimlerini bilmiyorlar. Bu deyimler kullanılırken arada bir anlamları izah edilmeli. 24 saniye ya da 5 saniye kurallarını bilmeyenler de var. Bu kuralların izahı arada bir de olsa yapılmalı.

İki... Drayv etti, atak etti gibi deyimler kullanıyorlar.

Atak etti hiç Türkçe değil. Atak yaptı demek gerekiyor.

Drayv etti hem Türkçe değil hem kulağı tırmalıyor.

“Double double” veya “dribbling” gibi sözcükler de geçiyor anlatımlarda.

Bu tür deyimlerin Türkçesini kullanmak, yoksa da geliştirmek yine genç spikerlere görev olarak düşüyor.