FAİZ KORKUSU

Devlet bankasındaki müşteri temsilcisi hanıma soruyorum:

- Bankanızdaki emekli aylığım vadesiz hesapta duruyor. Faiz işlemiyor. Oysa kimi özel bankalar vadesiz mevduata günlük faiz tahakkuk ettiriyor. Sizde neden böyle bir uygulama yok?

- Bizde de var, diyor bankacı hanım, paranızı portföy hesabına yatırabilirsiniz. Günlük faiz işler. Aşağı yukarı vadeli mevduat oranında faiz alabilirsiniz. Ancak paranızı çekerken kârdan yüzde 10 kesinti yapılır.

- İstediğimiz zaman çekebilir, istediğimiz zaman üstüne para koyabilir miyiz?

- Evet, aynen vadesiz mevduat hesabı gibi işler.

- Peki, insanlar neden vadesiz yerine bu fonu tercih etmiyor?

- Belki bilmiyorlar. Bir sebebi daha var...

- Nedir?

- Günahtır diye ceplerine faiz girmesini istemeyen insanlar var. Onlar vadesiz mevduatı tercih ediyor.

Aklımıza takılıyor...

İnançları gereği faiz istemeyen, bu yüzden parasını vadesiz mevduata yatıran vatandaşların sayısı ve oranı nedir?

Bu vatandaşlarımız Türkiye’de bankalara her yıl kaç milyon lira hediye ediyor?

Bu yurttaşlar günah diye faiz almıyorlar ama bu defa paralarıyla bir faiz kurumunu beslemiş oluyorlar.

Onların almadığı paraları bankalar yine faiz kazancı için kullanıyor.

Bu vatandaşlarımız işletilen faizleri alıp muhtaç ailelere vererek faydalı olmayı, bu yoldan sevaba girmeyi düşünmezler mi?

MÜLKİYE

Siyasal Bilgiler Fakültesi, tescillenen yeni adı ile Mülkiye, 161. kuruluş yıl dönümünü kutluyor. Kutlamalara her yıl 4 Aralık’ta coşkuyla katılan, en yaşlı Mülkiyeli, Cahit Kayra ağabeyimiz bu yıl dönümünde biraz keyifsiz. Şu günlerde kırılan ayağının tedavisiyle meşgul. 1938 yılı mezunu olan Cahit Kayra hasta odasından genç Mülkiyelilere şu mesajı gönderiyor:

- Ben 82 yıl önce mezun oldum gençler, diyor, tüm yaşamımda Mülkiyeli olmanın gururunu ve sorumluluğunu taşıdım. Bizim neslimiz ülkemizin gözyaşlarını dindirmek için yetiştirildiğini hiç unutmadı. Yüreğimiz hep yurt sevgisiyle çarptı. Siz genç Mülkiyelilerin aynı sorumluluk duygusuyla donandıklarına kuşkum yoktur. Vatan aşkı aşkların en büyüğüdür. Sizler, kuşkum yok, aynı duygularla yürüyeceksiniz. Hayatta okulunuzla gururlanarak çok başarılı olacaksınız.

SMA

Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz SMA (Spinal Muskuler Atrofi) diye bir kas hastalığı var.

Bu hastalık bebeklerde görülüyor.

Tedavisi sadece Batı ülkelerinde olabiliyor. 

2.5 milyon euro gibi çok yüksek bir bedel gerekiyor tedavi için.

Ülkemizde bu hastalığa yakalananların sayısı 100 dolayında.

SMA hastası bireylerin görme ve işitme duyuları hastalıktan etkilenmezken zekâ normal veya normalin üzerinde. Özetle bebekler her şeyin farkında olarak eriyor.

Tedavi belli sürede uygulanmazsa ölüm kaçınılmaz oluyor.

Sözü geçen paralar yardımla veya kampanya ile de toplanır gibi değil. Devletin bu işe el atması gerekiyor.

100 bebeği göz göre göre ölüme gönderebilir miyiz?

SANNA

Fakir bir ailenin kızıymış...

Ailesinde daha önce lise ve üniversite bitiren kimse yokmuş.

Üniversiteye girmeden önce mağazalarda tezgâhtarlık yapmış.

Öğretmeni lisede vasat bir öğrenci olduğunu söylüyor.

O bugün 35 yaşında Avrupa’nın en genç Başbakanı.

BBC onu “Dünyanın en başarılı 100 kadını arasında” gösterdi.

Finlandiya Başbakanı Sanna Marin’den söz ediyoruz.

Finlandiya hükümetinde halen 12 kadın 7 erkek bakan var

Beş partili koalisyona katılan partilerin tümünün lideri kadın.

Ve bu kadınlardan dördü 35 yaşın altında.

Eğitim sisteminin başarısı siyasete ve kadın erkek eşitliğine böyle yansıyor.

Kadın iyi eğitilirse erkeklere taş çıkartıyor.

Erkeklerin yüküne ortak oluyor.

BEYOĞLU

Beyoğlu Kaymakamlığı karar almış... İstiklal Caddesi’nde en fazla 7 bin kişi bulunacak, herkes yolun sağından yürüyecekmiş.

Doğru karar. Yalnız İstiklal Caddesi değil tüm cadde ve kaldırımlarda insanlar sağdan yürümeli, birbirleriyle karşı karşıya gelmemelidir. Böylece damlacık almaktan kurtulurlar.

Ancak caddede bir anda en çok 7 bin kişinin bulunması nasıl sağlanacak? Caddede sürekli sayım mı yapılacak? Bu biraz zor...

KİTAP

Yazdıkları kitaplarda e-mail adresleri bulunmadığı için teşekkür edemediğimiz kimi yazarlara buradan birkaç satırla teşekkür yolluyoruz. Ellerine sağlık, diyoruz...

Cem Kırçak: “Her Şey Çok Farklı Olabilirdi”. Cem Kırçak, sapına kadar dürüst ve deli fişek bir tıp adamı ve siyasetçi olan babası Doktor Kırçak’ı yazmış. Ele avuca sığmaz bir adamın renkli ve kısa hayat hikâyesi.

Naim Babüroğlu: “22 Gün - Gece Sakarya”. Mustafa Kemal Paşa’nın Osmanlı’nın 238 yıllık geri çekilmesini durdurduğu Sakarya savaşının destanı. Son atımlık cephanesini ustaca kullanan bir komutanın sıkıntıları, uğraşıları, başarıları.

Timur Soykan: “Baronlar Savaşı”. Zindaşti olayının perde arkası. Gün ortasında hepimizin gözü önünde vuruşanların öyküsü.

Atilla Dorsay: “Dünyaya Açılan Sinemamız ve Yeni Bir Kuşak”. Son 10 yılda çevrilen yerli filmlerin adları, kadroları, kısa öyküleri. Sinema dünyamızın bu eşsiz kalemi zahmetli bir çalışmayla yazılı belleğimizi zenginleştiriyor.

Hüseyin Özbek: “Utancı Anıtlaştırmak”. Değerli hukukçu dostumuz son yıllarda yazdığı makaleleri bu kitapta toplamış. Türkiye’yi kuşatan tehlikeleri yurtsever bir gözle değerlendiriyor.