Hasan uyanıyor!

Malatyalı Hasan Topal, iki ayı aşkın süredir Ankara’da çadır kurup eylem yapan Tekel işçilerinden biri... Arkadaşımız Fahrettin Fidan dün Tekel işçileriyle konuşurken özellikle Hasan Topal’a kulak verdi. Hasan dedi ki:
- Ben iki ay öncesine kadar günde beş vakit namaz kılan biriydim. İki aydır günde beş vakit namaz kılan bir komünist oldum. Bize solcuları, komünistleri canavar gibi tanıtmışlardı. Bu eylemimizde onları tanıdım. Çankaya Belediyesi maddi - manevi bütün gücüyle arkamızda oldu. O kadar ki, çadırlarımıza ruhsat verdi. Elektrik bağlattı. Liseli, üniversiteli çocuklar harçlıklarını bizim için harcadı. İki ay önce biri bana türbanlı işçilerle meyhanede, barda sabahlayacağımızı söylese güler geçerdim...
- Nasıl yani? Eylemden sonra gece bara mı gidiyorsunuz!
- Yok beyim, Sakarya Caddesi’nde barlar, birahaneler falan gece müşteriler gittikten sonra anahtarları bize bırakıyor. Biz de geceyi orada geçiriyoruz. Sakarya esnafının çoğu solcu. Bize inanılmaz destek veriyorlar. Halk da, öğrenciler de, aydınlar da öyle... Bizim Malatya’da Sümerbank bizden önce özelleştirilmişti. O zaman Sümerbank işçileri, bizim fabrikanın önünden, ‘Susma, sustukça sıra sana gelecek’ diye slogan atarak geçerlerdi... Biz de onlara, affedersiniz, öküzün trene baktığı gibi bakardık. Bize sıra gelmez, diye düşünürdük. Ama geldi. O zaman Sümerbank işçilerine destek verseydik sıra bize gelmeyebilirdi. Ah beyim ah...

Bu ne benzerlik!
Taraf gazetesinde yayımlanan Balyoz belgelerinin ekonomiyle ilgili bölümünde bir cümle ile Profesör Haydar Baş’ın 2005 yılındaki bir konuşması tıpatıp birbirine benziyor.
2002’de yapılan plan seminerindeki bir cümlenin Haydar Baş’ın 2005’teki konuşmasında işi ne? Yoksa belgeler yeniden düzenlenirken araya Haydar Baş’ın konuşması mı karıştı!
İşte Taraf gazetesindeki “Balyoz belgesi”nde o cümle:
“Kuruluş yıllarında kalkınmada uygulanan ulusal model ile sahalarda büyük başarılar elde edilmiştir. Bu dönemde uygulanan model ile ülkemiz Belçika’ya uçak ihraç edecek seviyeye ulaşmıştır. Ancak 1945 yılından sonra ülkemiz tekrar siyasi, kültürel, ekonomik yönlerden kuşatma altına alınmış; Batılı devletler, Atatürk döneminde hayata geçiremedikleri SEVR projesini AB, IMF ve Dünya Bankası yoluyla uygulamaya başlamışlardır.”
http://www.taraf.com.tr/haber/46654.htm
Haydar Baş’ın konuşmasındaki o cümle:
“Devletimizin kurucusu Atatürk’ün döneminde, yani 1938’e kadar çeşitli sahalarda kalkınma plan ve projeleri uygulanmış ve çok büyük başarılar elde edilmiştir.
Bu dönemde kalkınmada uygulanan Milli Model ile ülkemiz Belçika’ya uçak ihraç edecek seviyeye ulaşmıştır. Fakat Atatürk’ten sonra ülke tekrar siyasi, kültürel, ekonomik vs. topyekûn bir kuşatma altına alınmış; Batılı devletler, Mustafa Kemal döneminde hayata geçiremedikleri SEVR projesini AB ve IMF yoluyla gerçekleştirmeye başlamışlardır.
http://www.milliekonomimodeli.com/index.php?icerik=7

GKB
Emekli kuvvet komutanları Org. İbrahim Fırtına ve Org. Özden Örnek “yeterli savcı olmadığı” gerekçesiyle Emniyet Müdürlüğü’nde 3.5 gün bekletildiler...
Amaç sadece sorgu olsaydı...
Komutanlar sorgulanacakları zaman çağrılırdı...
3 gece emniyette tutulmazlardı..
Askerlerin itibarı kırıldıkça iktidar partisinin oylarının yükseldiği yolunda bir kanı var. Acaba yapılan muamelenin sebebi bu mu?
Genelkurmay’a öncelikle düşen üniformanın saygınlığını ve itibarını korumaktır.
Büyük sözlere... Büyük gösterilere gerek yok... Genelkurmay önce emeklisiyle, muvazzafıyla askerin hukukuna sahip çıkmalıdır. Komutanların neden üç gün emniyette yasa dışı olarak tutulduklarını hükümete sormalıdır. Açıklama istemelidir. Mensubunu ezdirmemelidir.

Sayın okurlar iki gün izin rica ediyoruz. Hafta başı buluşmak dileğiyle...

HES 2
Erzurum Valisi Sebahattin Öztürk dünkü HES başlıklı yazımız üzerine aradı. Şu açıklamayı yaptı:
- Tortum bölgesinde daha önce mahkeme keşfi sırasında vatandaşlar elektrik santralına tepki göstermiş, 5 kişi tutuklanmıştı. Bu kişiler hâlâ hapiste. Ben yapılan toplantıda vatandaşı kamu görevlilerini engellemek için uyardım. Tehdit etmedim. Sadece kanunu hatırlattım.”

Soru: Numaracı cumhuriyetçilerin son numarası ne?
Yanıt: “İslam cumhuriyeti” hedefini kamufle edip “Yeni bir cumhuriyet” diye tanıtmak...
Haldun Ertem

TBMM
Brüksel’de Karma Parlamento Komisyonu’nda Türkiye’de askerlerin sivil hayata müdahalesi tartışılıyor. CHP’li Onur Öymen: “8 yıl içinde TBMM’de askerlerin tavsiyesi ile bir tek yasa dahi kabul edilmedi” diyor. AP Türkiye raportörü Oomen-Ruijten, “Bir de bu mu olacaktı?” gibisinden sözler sarf ediyor. En ilginç olan mı? Toplantıda AKP’lilerin hiç konuşmaması... Ne “Evet, müdahale var”, ne “Hayır, müdahale yok” gibi bir söz sarf etmemeleri... TSK üzerinde kuşku yaratılmasına bu şekilde katkıda bulunmaları... Orada da mağdurları oynamaları...

Demokratikleşme, hak ve özgürlük arayan tüm tarafların asgari bir demokrasi anlayışına sahip olmasıyla mümkün olur...
Nuray Mert