Hileli savaş

Okurumuz Okan Öztürk, TRT’nin referandum öncesi yayın ilkelerine uymadığını bildirerek Yüksek Seçim Kurulu’na şikâyette bulunmuş. YSK’nın verdiği yanıt evlere şenlik:
“Bugüne kadar Radyo Televizyon Üst Kurulu’ndan TRT’nin yayın ihlalinin tespitine ilişkin herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır.”
Radyo Televizyon Üst Kurulu yani RTÜK kimin elinde? İktidarın...
RTÜK herhalde TRT’yi şikâyet edecek en son kuruluştur...
12 Eylül cuntasının düzenlediği anayasa referandumu öncesini düşünüyoruz...
Tek taraflı bir kampanya sürüyordu. Hayır propagandası yapmak neredeyse yasaktı. Bugün yasak değil. Ama ağır bir “evet” baskısı var.
Her gece TRT dahil en az 20 kanaldan “evet” pompalanıyor.
Başbakan’ın meydan nutukları en az 20 kanaldan naklen veriliyor.
Geçen yıllarla kıyaslanmayacak ölçüde zengin iftar kampanyalarında “evet” nutukları atılıyor.
Tam sayfa gazete ilanları veriliyor..
Kentin yoğun bölgelerinde AKP otobüsleri tezgâh açmış evet propagandası yapıyor
Para oluk gibi akıyor...
CHP ve MHP ise cılız bütçelerle bu kampanyaya elbet yetişemiyor.
Sağda solda “hayır” propagandası yapan gençlerin gözaltına alındığı haberleri geliyor kulağımıza... Buna karşılık Ziraat Bankası gibi kuruluşlar bile kendilerini ucuzlatıp “evet” kampanyasına katılmış bulunuyor. Ziraat’in bastırıp dağıttığı broşüre bakın:
“Ziraat Bankası şubelerinden tüm dünyaya para gönderip alabilir miyim? EVET...”
Ünlü bir söz vardır: “Savaş hiledir” diye... Demokratik mücadele de bir savaştır ama bu savaşta hak, hukuk, centilmenlik esastır...
Hile demokrasiyi bozar...


Soru: Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabının alternatif ismi ne olabilirdi?
Yanıt: “Malumun ilanı” Haldun Ertem


Neden n’ayır!
Ünlü isimler referandumda neden “evet” diyeceklerini açıklarken bizim ünsüz dostumuz Ercan Düz, neden “hayır” oyu vereceğini açıklıyor:
- Tek partinin hazırladığı Anayasa harkesin anayasası olmayacağı için...
- TRT’yi kendine bağlayan, YÖK kanalıyla üniversiteleri susturanların ülkeyi demokratlaştıracağına inanmadığım için.
- Anayasa Mahkemesi’nin 17 üyesinin 10 üyesi kafadan Cumhurbaşkanı yani iktidar tarafından belirlendiği için.
- HSYK’nın yönetimi Adalet Bakanı eliyle hükümete bağlandığı, yargı bağımsızlığı yok edildiği için.
- Sivil dikta niyetleri gizlenemeyecek kadar açık olduğu için.
- Kendilerini dokunulmazlık perdesi arkasına saklayanların adil yargı sistemi kuracaklarına inanmadığım için.
- Muhalif basını bugün tehditle susturanların yargıyı ele geçirince daha kötüsünü yapacakları için.
-Telefonları dinleyen, interneti sansürleyenlerin özgürlükle ilgisi olamayacağı için...
Hayır diyeceğim...


Silivri soruları
Silivri davaları uzuyor... Bu davaların uzamasından orada yatan sanıklar sorumlu değil.. Ne var ki, adaletin geç işlemesinin bedeli onlara fatura ediliyor, cezayı onlar çekiyor. Bu arada duruşmalarda öyle sorular soruluyor ki... Şaşıp kalmamak elde değil. Bir dostumuz Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay’a sorulan soruların dökümünü yapmış. Okuyalım:
Tuncay Özkan’a:
- 20 yıldır aynı takım elbiseyi giydiğiniz doğru mu?
- Yamalı pantolon giyer misiniz?
- Taze fasulye sever misiniz?
- Domatesi ekmek arası yer misiniz?
- Neden Ergenekon örgütünü araştırmadınız?
- Susurluk’la ilgili o kadar araştırmanız ver, Ergenekon ile ilgili bize yardımcı olun, bildiklerinizi anlatın.
(Özkan’ın hâkime “Suçumu söyleyin” demesi üzerine savcı aynen şöyle diyor: “Kendisi daha iyi bilmektedir...”)
BALBAY’a...
- Kimi komutanların size anlattığı şeyler suç unsuru içermektedir. Bunlar niçin size anlatıldı?
- Atatürkçü Düşünce Derneği’nin size gönderdiği bazı iletiler var. Bu iletiler başka kimlere gönderilmiş olabilir?
(Balbay TV programında ‘bütün renkler aynı anda kirlendi’ kısmını söylemeden ‘birinciliği beyaza verdiler’ demiş. Bu görüşme ile ilgili savcılık yazılı sorgusunda şu soru yer almış:)
- Beyaz kim?
- İlhan Selçuk size “Ankara’ya geliyorum, herkesi topla” demiş. (Telefonda) Herkes kimdir, kimlerdir, niçin siz topluyorsunuz?”


Referandum sürecinde AKP ’yi üzmek istemeyen PKK terör olaylarına ara verdiğine göre birkaç ayda bir referandum yapılsa terör sorunu kökünden çözülecek demektir!
Gülhan Elmas