İFTARI BEKLERKEN

Bunlar ramazan akşamlarında iftarı beklerken ya da iftardan sonra sofralarda anlatılan hoş hikâyelerdir.

Adamcağızın biri evlenmeye niyet etmiş, çevresinin uygun bulduğu temiz pak bir hanım bulmuşlar. Nikâh yapılmış. Kadıncağız iyi hoş ama epey safçaymış.

Adam ramazana doğru eve beş okka şeker getirmiş. Kadın, her sözü manası manasına anlarmış, demiş ki:

- Efendi, kilerde daha okkalarca şeker var idi. Neye aldın?

- Ramazan için aldım.

Adam ertesi gün bir okka kahve getirmiş, kadın yine:

- Daha iki üç okka kahvemiz var idi.

Bu da ramazana!

Ardından fasulye, pirinç, mercimek...

Kadın bir gün kafes arkasından sokağa bakarken bir adamın diğerine:

- Vaay! Ramazan! Ne vakit geldin? dediğini işitmiş.

Kendi kendine:

Hah... Efendinin dediği bu adam, diyerek kapının önünden geçen adamı camı vurarak çağırmış:

Ramazan Bey, sizin bizde emanetleriniz var, alınız diyerek kocasının son günlerde getirdiği bütün erzakı adama teslim etmiş. Adam o gün bugün toz...

ESKİ TOP

Anadolu’nun bir kasabasında ramazan gelince tepeye eski püskü bir top yerleştirilmiş. İftar vakitlerinde topu patlatmayı becerebilecek bir adam aranmış. O da bulunmuş. Ramazanın ilk günü herkes merakla top sesini bekliyor. Ancak vakit geçip karanlık bastığı halde top bir türlü patlamıyor. Oruçlar açıldıktan sonra kasabanın ileri gelenleri ağır ağır tepeye tırmanıyor. Bakıyorlar adam topun başında kan ter içinde uğraşmakta. Bir türlü topu ateşleyemiyor. Kasabalı soruyor:

- Neden patlamıyor top?

- Ne bileyim, diyor adam, patlamıyor işte.

- Yahu, sen bize bu işten anladığını söylemiştin. Şimdi niye patlatamıyorsun?

- Patlamıyor işte, diyor adam.

Kasabanın ileri gelenleri topçuyu sıkıştırıyorlar. Topla uğraşmaktan anası ağlayan adam bunalıyor. Bir kasaba ileri gelenlerine, bir de onların çakaralmaz topuna bakıyor. Sonunda küfrü basıyor:

Ben sizin topunuzun...

KURT İLE TİLKİ

Ormanda işlerin kesat olduğu günlerden birinde kurt ile tilki birlikte yürüyorlar.

Bakmışlar karşılarında ağaç dalına asılmış besili bir koyun budu.

Kurt, bu işin içinde bir hinlik olabileceğini düşünmüş, yanındaki tilkiye:

- Sen şunu al gel de birlikte yiyelim, demiş.

Tilki bakmış budun tam altında gizlenmiş bir bomba var.

- Ben oruçluyum Bay Kurt, demiş, sen al afiyetle ye...

Kurt başka çare olmayınca buda doğru hamle yapmış, yapmasıyla bomba patlamış, kurt bir yana but bir yana uçmuş.

Tilki anında budun üstüne atlayıp kemirmeye başlamış.

Kurt son nefesinde seslenmiş:

- Hani sen oruçluydun yahu?

Tilki sırıtmış:

- Ee, duymadın mı top patladı.

BEKTAŞİ

Bektaşi’yi ramazanda öğle vakti oruç yerken yakalamışlar.

Bizimki zaptiye karakolunda komisere şöyle dert yanıyormuş:

- Yahu, 11 ay aç gezdim, kimse halin nedir diye sormadı, bir gün karnımızı doyuralım dedik bak başıma neler geldi.

NOT: Bektaşi fıkralarını Bektaşilerin ürettiği sanılır. Oysa bilinir ki Bektaşi fıkralarını İstanbul’un bilge halkı üretmiştir. Kime karşı? Yobazlığa karşı.