Kanal savaşı...

RTÜK tarafından Halk TV ve Tele 1’e 5’er gün ekran karartma cezası verildi.

Tele 1’e cezanın sebebi mayıs ayında “Karanlıktan Aydınlığa” isimli programda konuk ilahiyatçı Cemil Kılıç’ın Diyanet İşleri Başkanlığı’nı hedef alan sözleri.

Halk TV’ye karartma cezası ise gazeteci Hüsnü Mahalli’nin bir programda devlete yönelik eleştirileri nedeniyle verildi.

Beş gün yayın durdurma RTÜK’ün bugüne kadar verdiği en ağır ceza.

Daha önce sakınca görülen programlara durdurma ceza verildi. Ancak bir program nedeniyle tüm yayının üstelik 5 gün durdurulmasına ilk kez rastlanıyor.

Ekran karartmak ayrıca vatandaşın haber ve bilgi alma hakkını ortadan kaldırmak anlamına geliyor.

En vahimi: Eğer yeniden ceza alırlarsa bu iki kanalın yayın lisansları iptal edilecek.

Bir gazeteci için en ağır ceza gazete ya da kanalın yayınının durmasıdır. Biz 12 Eylül sıralarında bu acıları yaşadık. Canı fena sıkılır insanın. Gazeteci arkadaşlarımıza bu yüzden sabır diliyoruz. Tabii hapislerdeki daha da zor durumda olan meslektaşlarımıza da...

BİR ANI

Yıl 1968... TRT Ankara Televizyonu’nun ilk günleri... Adalet Partisi iktidarı, ilk günlerden başlayarak televizyon programlarını eleştiriyor. Bir gün yayın nöbetindeyim. Telefon çalıyor. Bir hanım kendini:

- Ben milletvekili İhsan Ataöv ‘ün eşiyim, diye tanıtıyor.

Başlıyor yayınları eleştirmeye. Ben sabırla dinliyorum. Bir ara ekranda dağ başında eşeğiyle yük taşıyan bir köylü beliriyor. Karşıdaki hanım:

- Tüü… yazıklar olsun size, diye bağırıyor.

- Ne oldu hanımefendi?

- Şu hale bakın, diyor hanım, eşeğin bile en sıskasını seçip ekrana çıkarmışsınız.

Gelin de kahkahayı basmayın...

TEMAS

TCDD’nin çalıştırdığı Marmaray’ın istasyonlarında iki tabela göze çarpıyor:

Birinci tabela diyor ki:

“Sayın yolcularımız,

Lütfen istasyonlarda ve trenlerde sosyal mesafeyi koruyunuz.”

İkinci tabela şöyle:

“Covid 19 tedbirlerinin normalleşme süreci kapsamında koltukların tamamı kullanılmaktadır.”

Özetle... Vagonlarda karşı karşıya durursanız 1.5 metrelik mesafeyi koruyacaksınız. Yan yana oturursanız aranızda mesafe kalmayabilir, temas bile edebilirsiniz.”

MAARİF

Türk Eğitim - Sen, 13 Temmuz’da İkinci Maarif Kongresi’ni düzenliyor.

Birinci Maarif Kongresi ne zaman düzenlenmişti?

Bundan 100 yıl önce...  15 Temmuz 1921’de.

Tarihe dikkatinizi çekeriz. O günler Batı cephesinde en yoğun çarpışmaların cereyan ettiği, Eskişehir’in Yunan ordusu tarafından işgal edildiği, yurdun telaş içine düştüğü günlerdir. Kongreye 200’den fazla öğretmen çağırılmış. Savaşın kızışması nedeniyle kongrenin ertelenmesini isteyenlere Mustafa Kemal şu yanıtı vermiştir:

- Hayır, hayır, ertelemeyin. Cahillikle savaş, düşmanla savaştan daha az önemli değildir.

Atatürk savaş sürerken toplantıya katılmış ve konuşmuştur. Yeni nesillerin eğitimine böylesine önem vermiştir Atatürk. Altı gün süren kongrede yurdun dört bir yanından gelen öğretmenler söz almış, çok önemli kararlar alınmıştır. Öğretmen ve öğrenciler askerlikten muaf tutulmuştur.

KUBBE

Habertürk’te Ayasofya üzerine bir haber izliyoruz. Ekranda deprem uzmanı bir profesör konuşuyor

Ayasofya’nın PİSA Kulesi’nden ya da Paris’teki Notre Dame Kilisesi’nden daha yüksek olduğunu söylüyor. Verdiği bilgi ilgimizi çekiyor.

Rakamlara bakıyoruz. Durum pek öyle değil. Ayasofya kubbesinin yerden en yüksek noktası 56 metre. Pisa Kulesi 57 metre. Notre Dame Kilisesi 69 metre. Bir profesör daha titiz olmalı. Söz büyüklükten açılmışken...

Ayasofya 32 metrelik kubbe çapıyla ülkemizde hâlâ en büyük kubbeli yapıdır.

Bu kubbeyi çap olarak geçen iki iddialı cami başlatıldı.

Biri Antalya’da Akdeniz Üniversitesi Camii.

Diğeri Gaziantep’teki Akkent Camii.

Her iki cami 8 yıldır bitirilemedi. Akkent Camii’nin kubbe iskelesi geçen yıl çöktü, yeni ihale yapıldı.

KADIN

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir konuşması bizi hem umutlandırıyor hem kuşkuya düşürüyor:

- Üniversitelerde yani akademik dünyada kadınların sayısı, erkek hocalara göre çok daha fazla, diyor Kemal Bey.

Doğruysa güzel haber. Merakla YÖK’ün verdiği rakamlara bakıyoruz... 2019-2020 eğitim yılında yükseköğretimde 170 bin 561 akademisyen görev yapıyor. Erkek akademisyenlerin sayısı 93 bin 893.

Kadınların sayısı 76 bin 668. Kadınların sayısı 17 bin daha az.

Mevcut 1797 dekanın 322’si yani sadece yüzde 18’i kadın. 202 üniversite rektörünün sadece 14’ü yani yüzde 7’si kadın.

Kılıçdaroğlu’na bu rakamları kimler veriyor? Bir eğitim danışmanı yok mu?

ELBET

Zarif bir İzmirli doktor hanım: Yoğun bakım uzmanı Deniz Heppekcan, sosyal mesafeye dikkat etmeyen, maske takmayan vatandaşlara bir şarkıyla sesleniyor:Zarif bir İzmirli doktor hanım: Yoğun bakım uzmanı Deniz Heppekcan, sosyal mesafeye dikkat etmeyen, maske takmayan vatandaşlara bir şarkıyla sesleniyor:“Elbet bir gün buluşacağız.”