Kimin ülkesi...

Yazar Tezer Özlü’nün bir sözü geçiyor Twitter’dan:

“Burası bizim değil, bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi”

Bir başka mesaj herkesin içinden geçeni seslendiriyor:

“Bir günümüz bile rahat, bir günümüz bile huzur içinde geçmeyecek mi?”

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi ve bir polis memurunun şehit olduğu haberi güne damgasını vuruyor.

Cinayet bir provokasyon izlenimi veriyor ilk anda. Ama gerçekte ne olduğunu bilemezsiniz. Çünkü iktidar ve devlet, hem kontrolü hem inandırıcılığını kaybetmiş durumda.

Çözüm sürecinde (iki yıl önce)şehirlerin PKK işgaline teslim edilmesi... 7 Haziran seçimlerinden sonra çatışmaların hızlanmasında siyaset adına yarar görülmesi... Çözüm sürecinin rafa kalkması, PKK’nın çatışmaları başlatması... Kaos 1 Kasım’da seçimle birlikte şıp diye bitecek miydi? Bitmedi elbet. Yeni arızalar baş gösterdi. Rus uçağının düşürülmesi hepsinin üzerine tüy dikti.

Bir yandan Cemaat’le mücadele ediyorsunuz, bir yandan PKK ile. Bir yandan Suriye’de Esad’ı devirmeye sıvanmış batağa saplanmışsınız. Bir yandan medya ile savaşıyor, hukuku çiğniyorsunuz.

Bir iktidar enerjisinin adeta tamamını kendi yarattığı sorunlarla savaşmaya ayırıyorsa.

Hele de bu, birkaç hamle ötesini görebilecek yetenekten yoksun bir iktidarsa... İpin ucunu katiyen yakalayamaz. Biz tekrar soruya dönelim:

Bir günümüz bile rahat, ölümsüz, olaysız geçmeyecek mi?

Amerikan pususu!

Haber dün Hürriyet’teydi;
“ABD askerleri IŞİD’le mücadele eden Kürt güçleri eğitmek üzere Kobani’ye girdi.
Kürt kaynaklar, ABD askerlerinin Cerablus ve Rakka’ya yapılacak saldırıların planlanmasına yardımcı olacağını belirtti.”
ABD sonunda Cerablus’u PYD’ye teslim edecek, Kürt koridorunun eksik parçasını tamamlayacak hiç kuşkunuz olmasın... Bu konuda Rusya’nın desteğini de almış görünüyor...
Bu arada geçen perşembe günü bir Rus general Rus uçağının düşürülmesi için Türkiye’nin pusu kurduğunu söyledi. İddia ciddi olabilir mi? Bir biçimde mümkündür. Bakınız Putin ne diyordu:
- Bizim ABD ile bu tür olayların olmaması için anlaşmamız var... Biz operasyonlarımıza ilişkin uçuş bilgilerimizi ABD’ye iletiyoruz, onlar da koalisyon ülkeleriyle paylaşıyor. Düşürülen uçağın uçuş bilgileri de bildirilmiş olmalıdır...
Strateji uzmanı Cahit Dilek diyor ki:
- Eğer ortada bir pusu varsa pusuyu hazırlayan ABD olabilir. Nasıl derseniz? Eğer Rusya hakikaten uçuş bilgilerini veriyor ve ABD bunu Türkiye ile paylaşmıyorsa, Türkiye sınırına yaklaşacak bir Suriye uçağı gibi Rus uçağına da ateş edeceğini hesaplamıştır. Bence hiç de yabana atılır bir değerlendirme değil. Çünkü her şey ABD’nin istediği şekilde gelişiyor ve ABD tarafında hiçbir panik yok.
ABA
American Bristish Academy diye bir kuruluş İngilizce eğitim setleri hazırlamış. Setlerden birinde iki kadın konuşuyor. Birinci kadın:
- Maddi durumumuz çok iyi diyor, kendimize geçenlerde güzel bir villa aldık...
Diğer kadın “Bunu nasıl başardınız” diye sorunca anlatıyor...
- Kocam kumar makineleri üretip satıyor...
- Bununla mı zengin oldunuz?
- Sadece bu değil tabii, diyor kadın, makinelerin şifresini sadece biz biliyoruz. Bu şifreler sayesinde kumarhanelerde büyük paralar kazanıyoruz...
Çocuklara İngilizce öğreten bir eğitim seti bu...
İngilizce ile birlikte bakın neler neler öğretiyor...
Rusya kadroları hep KGB kökenli. Bizim kadrolar ise İstanbul Belediyesi ve İETT kökenli. Mücadele KGB ile lETT arasında geçiyor. Endişeliyiz…
Sarp Mogan
NOT
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmasına ilişkin açıklamasında:
“MİT’e ait yardım TIR’larının herhangi bir yasa dışı örgüte gittiğine yönelik hiçbir bilgi, belge, delil ya da emare bulunmamıştır” denildi.
Haberin içeriği gerçek dışı ise... Ortada ifşa edilen bir devlet sırrı yoktur. Bir casusluk da söz konusu olamaz... Haberin içeriği gerçek ise, bu durumda soruşturulması gereken gazeteciler değil, haberi sızdıran veya ulaştıranlardır.
İktidar seçim akşamı “Herkesi kucaklayacağız” diyordu!
Can Dündar’la, Erdem Gül ilk kucaklanan oldu…
Akif Kökçe
KARŞIT
Bayburt Üniversitesi Cumhurbaşkanı’-nın konuşmasıyla eğitim ve öğretime açılıyor. Açılışta bir de sempozyum düzenleniyor. Konu:
“Medyada din karşıtlığı”
Medyaya karşı kampanyalar yetmedi... Bir de din karşıtlığı diye vurun bakalım... Kafa da malum: Mademki laiksin, o zaman din karşıtısın...