ÖZEL KUVVET Mİ?

İran sınırımızdan kitleler halinde yurdumuza giren Afganların neredeyse tamamı genç erkek. Ülkelerini terk etme sebebi sorulduğunda en başta Taliban’ı gösteriyorlar. İyi de... Taliban’dan asıl kaçması gereken kadınlar değil mi? Kaçaklar arasında neden hiç kadın yok?  Gelen erkeklerin hepsi mi bekâr? Evli olanlar ailelerini Taliban’ın insafına mı terk ediyor?

Merak edilen sorulara CHP Milletvekili İlhan Kesici yenilerini ekliyor. Attığı mesajda şöyle diyor:

“Bu bir savaştan kaçış değil. Üstlerine açılan bir ateş yok, düşen bombalar yok. Yanlarında aileleri yok.

Bir düzen içinde geliyorlar. Olsa olsa bu bir sevkiyat, hem de askeri sevkiyat gibi bir şey...”

Tam bu sırada Almanya’nın ciddi Die Zeit gazetesinin bir haberi dikkati çekiyor:

Odatv’ye göre, gazete Türkiye’ye gelenlerle ilgili şu yorumu yapıyor:

“NATO, Afganistan’daki konuşlandırılmasının sona ermesinden kısa bir süre sonra yurt dışındaki Afgan askerleri için ilk eğitim programını başlattı.”

Gazeteye göre, yurdumuza gelenler eğitim görecek Afganistan Özel Kuvvetleri askerleri.

Afgan güvenlik güçlerine eğitim desteği sağlanması, geçen haziran ayında düzenlenen NATO devlet ve hükümet başkanları zirvesinde kararlaştırılmış.

KEDİLER

Büyükada’da halkın fayton çeken atlar için duyarlık gösterdiğini, sonuçta faytonların kaldırıldığını biliyoruz. Bunu yazmış ve bir yurttaşın şu sözlerine yer vermiştik:

“Atların sağlığına gösterilen duyarlık maalesef sokak hayvanları için gösterilmiyor. Ada’da yem ve su kapları yok denecek kadar az.”

Bu sözler üzerine sosyal medyada Adalar Belediyesi’ne yönelik eleştiriler okuduk. Belediyenin görevini yapmadığı söyleniyordu.

Bir başka vatandaş da şu mesajı geçti:

- Belediyeyi eleştirene kadar, kapınızın önüne bir su kabı koyuverin.

 MISSOURI

Belediyeler her devirde eleştirilir, her devirde esprilere konu olur.

İşte geçmiş yıllardan hoş bir espri...

Yıl 1946... Amerika’nın ünlü savaş gemisi Missouri İstanbul’a gelmekte, Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni bir dönemin perdeleri açılmaktadır.

Missouri’nin ziyareti dolayısıyla İstanbul’da adeta seferberlik ilan edilmiştir. Yıkık dökük binaların, bu arada genelevlerin ön cepheleri boyanmış, Amerikalı askerler hastalık kapmasın diye genelev kadınları sağlık taramasından geçirilmiş, adım başı Amerikan bayrağı asılmış, cami minarelerine bile “Welcome” mahyası yerleştirilmiştir.

Şehrin bu pırıl pırıl haline bakan gazeteci Doğan Nadi dayanamamış, derin derin iç çekerek Cumhuriyet’te şunu yazmıştır:
- Ah Missouri ah... Sen Amerikan donanmasına gemi olacağına İstanbul’a belediye başkanı olmalıymışsın...

KIZILAY

Türkiye’nin dört bir yanından peş peşe yangın haberleri gelirken, cep telefonlarına Kızılay tarafından şu mesaj yollandı:

“Canımız ormanlarımız yanıyor! Kızılay tüm imkânlarıyla sahada. YANGIN yaz 2868’e gönder, 10 TL destek ol. Ateşi birlikte söndürelim.”
Kızılay’ın yardım çağrısı yapması olağan...

Peki, bunun için seçilen zaman olağan mı?

TAKIM

Galatasaray 2000 yılında UEFA şampiyonu olmuştu. Alman, İngiliz, İtalyan takımlarını eledi. Finalde Arsenal’i mağlup etti. O yaz şampiyon kulüpler şampiyonu Real Madrid ile Monako’da Süper Kupa finaline çıktı. O maçı da kazandı. Süper Kupa’yı müzesine götürdü.
Aradan 21 yıl geçti. GS artık eleme turlarını bile geçemiyor.

21 yılda 21 fersah geriledi futbolumuz.

Bir yandan da her gün transfer haberleri veriliyor.

Taraftarın bu haberlerden mutlu olması bekleniyor.

- Neden transfer için tonla para veriyorsunuz?
- Şampiyon olmak için.
- Şampiyon olunca ne olacak?
- Avrupa’da Şampiyon Kulüpler Kupası’na katılacağız.
- Sonra?
- İlk turda eleneceğiz.

Aracıları zengin etmekten başka ne işe yarıyor bu transferler?