Sayıştay sonrası!

Muhalefet milletvekilleri peş peşe Sayıştay raporlarındaki yolsuzluk ve usulsüzlük tespitlerini dile getiriyorlar.

Falanca bakanlıkta ihale yolsuzluğu, filanca kurumda milyonluk usulsüzlük...

Milletvekilleri bu usulsüzlükleri kamuoyuna duyurduktan sonra ne oluyor peki? Hiç bir şey... Haber üç günde unutuluyor.

Yolsuzluk veya usulsüzlük, yapanın yanına kâr kalıyor.

Peki, ne olmalı? Emekli savcı ve milletvekili Ali Özgündüz’le bunu konuşuyoruz. Diyor ki:

- Sayıştay TBMM adına inceleme yapar. Vardığı sonuçları ilgili kuruluşlara bildirir.

Bir usulsüzlük varsa bakanlığın veya benzer ilgili kuruluşun teftiş kurulu inceleme yapar. Vardığı sonuçlara göre savcılıkları harekete geçirir. Sorumlulara karşı zararın tazmini için dava açar.

- Peki, Sayıştay rüşvet, zimmet gibi suçlar saptamışsa...

- O zaman savcılar, ilgili kuruluştan soruşturma izni isteyerek resen soruşturma başlatır.

- Burada milletvekiline düşün görev nedir?

- Milletvekili yolsuzluk veya usulsüzlükle suçlanan kişiler hakkında yapılan soruşturmaları takip eder. Dosyanın sümen altına atılmasını önler. Kamuoyunu bilgilendirerek olayın gündemde tutulmasını sağlar.

- Günümüzde bunlar yapılıyor mu?

- Belki yapanlar vardır ama ben pek duymuyorum.

Sonuç: Milletvekilleri ve medya, yürütülen soruşturma ve davaları ısrarla izlemeli, suçluların ve sorumluların paçayı kurtarmasına engel olmalıdır. Fikri takip şart.

ANKARA BAŞKENT

13 Ekim Ankara’nın başkent oluşunun 97. yıl dönümü.  Ankara, 1923 yılında Cumhuriyet’in ilanından önce Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen tek maddelik bir kanunla başkent olur. Neden Ankara?

Mustafa Kemal 16 Ocak 1923’te İzmit’te gazete başyazarlarına demeç verirken başkent seçimindeki kriterleri şöyle izah eder:

“İki nokta-i nazardan tahkikat yapmak icap eder. Biri her nevi taarruz ve tecavüze karşı yerinden kıpırdamayarak kuvvet ve sükûnetini muhafaza edebilecek bir yer olmalı. Yoksa bir geminin topundan telaşa düşebilecek bir yerde hükümet merkezi olamaz.

İkincisi... Hükümet merkezi öyle bir yerde olmalı ki hükümet nazarını (bakışını) memleketin bütün muhitlerine müsavi (eşit) surette atfedebilsin. Memleketin bir kenarına çekildiğimiz zaman vatanın bizden uzak kalan gayri mamur yerlerini unutuveriyoruz.”

Başkent olarak akla üç şehir, Ankara, Sivas ve Kayseri gelmiştir. Konu TBMM’de tartışılır. 13 Ekim’de Ankara başkent ilan edilir.

Başkent o gün 30 bin nüfuslu fakir bir köy görünümündedir. 6 odalı tek bir oteli vardır. Elektrik yoktur. Yola öyle çıkılır.

CAN

Son bir haftada sahte içkiden 17 kişi hayatını kaybetti.

Bir gazete:

“Sahte içki can aldı” diye başlık atmış

Bir vatandaş sosyal medyada bu başlığı çizip altına şu notu düşmüş:

“Aşırı vergi can aldı”

TEBLİĞ

Oda TV yöneticisi iki gazeteci; Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu MİT’le ilgili bir haberden olayı hapse girdiler, aylarca yattılar, hapisten çıktılar. Dün şu açıklamayı yaptılar:

“...2017’den bu yana ikimiz hakkında ‘Çağrı Üzerine Koruma’ tedbiri vardı. Aldığımız ölüm tehditlerine dair yaptığımız şikâyetlerin ardından İstanbul Valiliği almıştı bu kararı. Zira El Kaide, IŞİD, Hizbullah ve başka radikal örgütlerin açık ölüm tehditlerine yoğun bir şekilde maruz kalıyorduk.

İstanbul İl Koruma Komisyonu her yıl toplanır, hakkımızdaki tehditleri inceler ve bu kararı yenilerdi.

Ama şimdi... Elimize bir tebligat verdiler. Dediler ki İstanbul Valiliği hakkınızdaki koruma kararını kaldırdı!”

Görüldüğü gibi... Bu ülkede gazetecilik çok zor zanaat.

VİRÜS

Bursa Uludağ Üniversitesinin bir önceki rektörü Prof. Yusuf Ulcay göreve 2015 yılında atandı. Ancak hakkında, üniversiteyi geriye götürdüğüne ilişkin şikâyetlerin yoğunlaşması üzerine 2019 yılında görevden alındı. Tekstil mühendisi Ulcay, şimdi de garip mesajlarıyla dikkati çekiyor. Örneğin son attığı tweet’lerden biri aynen şöyle:

“Corona virüs diyor ki: ‘Yakaladıklarımın yüzde 2’si ölümü tadacak’,

Millet panik...

Allah diyor ki:

‘Her nefis ölümü tadacaktır’

Millette tık yok

İlginç değil mi?”

MEİS

Oruç Reis denize açıldı...

Yunanistan’dan şikâyet geldi.

Oruç Reis Meis Adası’nın 6.5 mil güneyinde sondaj yapacakmış.

Burası  Meis’in kıta sahanlığına giriyormuş.

Yunanistan 2 kilometre ötemizdeki Meis Adası’na sahip olduğu gibi adanın güneyine de kıta sahanlığı bahanesiyle bizi sokmak istemiyor. AB’yi yardıma çağırıyor.

Yok artık...

KORKU

İnternet medyamızın çok sevdiği bir haber başlığı var:

“Korkutan deprem”

Bir yerde deprem olduğunda hemen bu başlık atılıyor.

Peki... Hiç korkutmayan deprem olabilir mi?

Mesela, ‘sevindiren deprem’ mümkün mü?

Haberlerde dikkatimizi çeken bir başka deyim de şu:

“Hain darbe”

Özellikle Fetö darbe girişimiyle ilgili kullanılıyor bu deyim.

Peki darbenin “merhametli”si, “şefkatli”si, “yurtsever”i olur mu?

Darbe zaten haince bir olay değil midir?

KARNE

CHP ne yapıyor, ne yapmıyor? Yazar Levent Gültekin Diken’de o konuya değinmiş: “Son cumhurbaşkanlığı seçiminden bugüne kadar iktidarın getirdiği demokrasiyi ve hukuku biraz daha zayıflatan tek bir yasayı bile engelleyemedikleri halde Meclis’te durmaya devam ediyorlar.

Hiçbir etkileri olmadığı halde RTÜK gibi anayasal kurum olma vasfını kaybetmiş kurumlarda kalmaya devam ederek iktidara meşruiyet kazandırmaktan vazgeçmiyorlar.

Olup biteni ‘yargı darbesi’, ‘irade gaspı’, ‘hukuk garabeti’ gibi gelinen durumu anlamsızlaşmış sözlerle kınamak dışında dişe dokunur tek bir şey yapmıyorlar.”