Sistem bilmecesi

Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Hasan Herken, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda merdivenlere dizilen ve eski Türk devletlerini temsil eden 16 cengâverden bornoz giymiş olanına takılmış. Bu adam kimi temsil ediyor sorusuna Dulkadiroğullarından esinlenerek “Duşakabinoğulları” demişti. Çünkü elde resimleri olmayan eski Türk devletleri askerlerine kıyafet yakıştırılırken bazı giysiler komik olmuştu.
Dekan Hasan Herken üç gün önce istifa etti...
İstifasının sebebi sorulduğunda da Ak Partili gençlerin kendisini “bombalamakla, parçalamakla, öldürmekle” tehdit ettiğini, annesine küfürler yağdırdığını anlattı.
Saldırı ve tehditlerin yağmaya başlaması için karikatür şart değil... Muhalif olmak yeterli.
Ülkeyi yönetenler öfke beyan eder etmez durumdan vazife çıkaran topluluklar linç eylemini başlatıyor.
Adam işten atılıyor, hakarete uğruyor, çoluğu çocuğu adına endişeye kapılıyor. Bazısı - M. Ali Alabora gibi - ülkeyi terk etmeye mecbur kalıyor.
Türkiye Başkanlık sistemine geçmeli mi? Hararetle bu konu tartışılıyor. Ama hiç gereği yok. Başkanlık sisteminde anayasal kurallar ve hukuk geçerlidir. İktidar gücünün sınırları vardır. Bugün Türkiye’de kullanılan iktidar gücünün hukuku ve sınırı yok. Klasik anlamda başkanlığa niyet de yok. Özlenen sistem o değil...

Dayatmaya karşı!

Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Pir Sultan Abdal Derneği ve Eğitim Sen şubat ayında ortak bir miting düzenliyorlar. Yaptıkları çağrı şöyle:
“Eğitimin dini kurallara göre biçimlendirilmesine, ‘tek din, tek mezhep’ dayatmasına ve asimilasyona karşı herkesi, laik - demokratik yaşam için birlikte mücadeleye çağırıyoruz.”

Heykelçalan...

Dünyaca ünlü müzik adamı Frederic Chopin’in bronz büstünün ve AOÇ’deki Tarımcı Atatürk Anıtı’nın rölyeflerinin çalınmasının ardından Yüksel Caddesi’nde bulunan ‘oturan kadın’ heykeli götürüldü. Çiçekçi kız ve oturan yorgun amca heykeli ise çok önce çalınmıştı. Atatürk heykelleri özellikle Doğu’da saldırıya uğruyor. Ülkenin Kültür Bakanı ve diğer hükümet üyelerinin sessizliği bize tuhaf gelmiyor. Meşrepleri belli. Peki ya CHP? Atatürk’e yapılan saldırılara bile sessiz kalarak heykel kırıcılardan oy mu bekliyor? Ya ülkedeki Güzel Sanatlar fakültelerinin hoca ve öğrencileri? Nedir bu rahatlıkları? Gelecekte nasıl olsa bir mezar taşı imalathanesinde iş buluruz diye mi düşünüyorlar?

TAKSİ

TRT’de yayınlanmakta olan programın adı; Meclis Taksi. Her hafta bir milletvekili birkaç saatliğine kimliğini gizleyerek taksi ya da minibüs şoförlüğü yapıyor, yolcularla çeşitli konularda sohbet ediyor. Aracın içine yerleştirilen gizli kamerayla hem ses hem görüntü kaydı yapılıyor.
Geçtiğimiz kasım ayında şoförlük sırası MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’da idi. Ne var ki program bir türlü yayına gelmedi. Türkkan meraklanıp akıbetini sorunca “Görüntüler kazara yandı” cevabını aldı.
Lütfü Türkkan dün dedi ki:
“Taksiye binen tüm müşteriler iktidardan şikâyetçiydi.
Kimi hükümeti eleştirdi, kimi Cumhurbaşkanı’nı. Programın yayınlanmama sebebi bu.”

İzmir’de belediye Yavuz Bingöl Sokağı’nın adını ‘Berkin Elvan Sokağı’ olarak değiştirmezken,
Ankara’da belediye Zübeyde Hanım Sokağı’nın adını ‘Cumhurbaşkanlığı Caddesi’ diye değiştirdi!
Akif Kökçe

GÖÇMEN

AKP İstanbul İl Başkanlığı’nın “Üşüyorum, Yardım Edin” adlı kampanyasına, İstanbul Büyükşehir Belediyesi de katkıda bulunmuş... CHP Grubundan Avukat Doğan Subaşı, Büyükşehir’in, Meclis Kararı olmadan AKP kampanyasına destek olmasını partizanlık olarak niteliyor. Şu öneride bulunuyor:
“Yaklaşık 1.400.000’in üzerinde Suriyeli zor durumdadır. Gelin konuyu Belediye Meclisi’nde bulunan diğer partilerle de birlikte ele alalım, ortak bir tutum geliştirelim ve buna uygun olarak Belediye Başkanlığı’ndan hizmet bekleyelim...”
Doğru bir öneri... Suriyeliler için parti reklamının ötesinde, geniş katılımlı, ciddi çalışma yapmak gerekiyor.