Tuhaf manzara

Yandaş basın Gölcük Donanma Komutanlığı’nda bulunan belgeleri manşetten veriyor:
Taraf: Balyoz’un hedefinde dört cami vardı.
Yeni Şafak: Balyoz’un kaçacak yeri kalmadı.
Zaman: Balyoz’un inkâr edilecek hali kalmadı.
Basının diğer kısmı konuya uzak duruyor.
Yandaş medya var gücüyle “Balyoz Planı’nı içeren 11 No’lu CD düzmecedir” tezini çürütme çabasında.
Bu tezin sahibi kim? Çetin Doğan’ın kızı Pınar Doğan ve damadı Dani Rodrik... Onlar “cdogangercekler.wordpress.com” blogunda Gölcük’te ortaya çıkan belgelerin hiçbir şey ifade etmediğini, muhtemelen onların da düzmece olduğunu yazıyorlar. Ancak yandaş medya nedense onların savlarına hiç yer vermiyor.
Ahmet Altan da var gücüyle 11 no’lu CD’nin sahici olduğunu ispat çabasında. Diyor ki dünkü yazısında:
“Gölcük’ten çıkan belgeler... Balyoz Darbe Planı’nın ‘gerçekliğini’, hiç kimsenin inkâr edemeyeceği biçimde kanıtlıyor.
‘Belgelerin arasına sahteleri de katıldı’, iddiaları bitiyor çünkü bu sefer askeri darbe planları, askeri karargâhta, askerlerin gözetimi altında ele geçirildi.”
Pınar ve Dani ne diyor bloglarında bu yoruma? Şunu: “Demek sahte belge üreten çetenin Gölcük Donanma Komutanlığı’nda belge üretip yer karolarının altına saklayan işbirlikçileri de varmış...”
Yandaş medya Pınar ve Dani’nin görüşlerini de yansıtsa tartışma bir zemine oturacak ama hiç söz vermiyorlar karşı tarafa en önemli soru hâlâ cevapsız:
“Balyoz Planı’nı içeren 2003 tarihli CD düzmece değilse içinde 2009’a ait bilgiler nasıl bulunuyor?”
Bu soru yanıt bulmadıkça kamuoyunun ikna edilmesi zor görünüyor.

Erdoğan valilerle toplantı yapmış.
Yaklaşan seçimlerde uygulanacak kömür dağıtım planını görüşmüşlerdir.
Haldun Ertem

Ahmet Davutoğlu’nun Lübnan’daki arabuluculuk girişimi başarısızlıkla sonuçlanmış.
Bize göre ara bozmadıysa yine de başarılı sayılabilir!
Fahrettin Fidan

Dışişleri sınavı...
CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek, Dışişleri Bakanlığı’nın açtığı sınavı bir müsteşar yardımcısının blogunda duyurduğunu bildirmiş, bir dizi usulsüzlük yapıldığını eklemişti.
Dışişleri Bakanlığı’nın personelle ilgili Müsteşar Yardımcısı Naci Koru dün arayarak bu konuda bilgi verdi...
Geçen ağustos ayında yaptıkları sınavın, ayrıntılarıyla, Hürriyet ve Sabah gazetelerinde ilan edildiğini bildirdi.
Koru, kendi blogunda sınavı ilan etmemiş, sınavlar sonuçlandıktan sonra kazananların profilini inceleyen bir değerlendirme yazısı yazmıştı.
Bu arada... İddia edilenin aksine kazananların listesi de her aşamada bakanlığın internet sitesinde duyurulmuştu. Ancak “doğru yanıtlar” ilan edilmemişti ki, önümüzdeki sınavlarda bunun da düşünülebileceğini anlattı Naci Koru...

Diyabet eziyeti
Diyabet (şeker) hastaları için aldıkları ilaçlar kadar kan ölçüm çubukları da önemli... Çünkü diyabet hastası kan şekerini her gün kontrol etmek zorunda.
Hastalar 10 Ocak 2011 tarihine kadar kan şeker çubuklarını diğer ilaçlar gibi temin ediyorlardı.
10 Ocak’ta yeni bir yönetmelik çıktı...
100 adedi yaklaşık 35 - 40 TL değerindeki şeker çubuklarını almak için yapılacak işlemler artık şöyle:
- Sağlık Kurulu Raporu ile hastanın kan şeker ölçüm test çubuk ihtiyacı ve adedi belirlenir.
- Diyabetli hasta doktora başvurur, kan şeker çubuğu için ayrı bir özel reçete alır.
- Reçeteyle eczaneye başvurur ve kan şeker çubuklarının bedelini cebinden öder.
- Eczacı reçetenin arkasına elle bedeli alınmıştır yazısı yazıp kaşeler, hastaya reçeteye test çubuğunu aldığına dair imza attırır.
- Eczacı hasta adına kesilmiş bir fatura verir, fiş kabul edilmez.
- Diyabetli hasta daha önce Sağlık Kurulu’ndan aldığı raporu “Aslı gibidir” diye onaylatıp bu raporu, reçetenin aslını, eczaneden aldığı faturayı SGK bölge ofisine şahsen müracaat eder. Kuyruğa girer, geri ödeme için başvuruda bulunur.
- SGK’nın ilgili memuru bu belgelerin eksik ya da doğru olup olmadığını kontrol eder ve kabul eder.
- Hasta banka hesabı yoksa bir hesap açtırır.
- SGK makul bir süre içinde (ortalama 2-4 ay içinde) test stribinin bedeli olan parayı banka hesabına yatırır.
- Diyabetli hasta bankaya gider ve parasını alır.
Bu şekilde hastaya sen çubuk parasını cebinden öde denilmek isteniyor.
Ya da hasta parasını geri alabilmek için cinnet getirecek.


Yandaş medya “İyi yapılmamış Atatürk heykelleri yıkılmalı” diyor.
8 yıllık hükümet, 17 yıllık belediye yönetimleri sürecinde yaptıkları “iyi Atatürk heykellerini” bir gösterseler de görsek!
Gülhan Elmas