VEDAT MİLOR

Biz onu genelde yeme içme ve şarap uzmanı olarak tanırız. Oysa  o aynı zamanda bir iktisatçı ve sosyolog hatta psikolog. Vedat Milor’dan söz ediyoruz. Son kitabı “Hesap Lütfen”i okuduk. Hem ABD hem Türkiye’de yaşayan Milor, iki toplumu karşılaştırırken harika tespitler yapıyor. Kendisine bir soru:

- Hangi huyumuzu elden bırakmalıyız?

Milor, eksiklik olarak üç özelliğimizi sayıyor.

BİR: Karşı taraf istemeden ona nasihat çekme: “Ben senin yerinde olsam şöyle yapardım” tavrı. Burada hem bir fikir belirtme hem kendi üstünlüğünü belirterek karşı tarafı küçük düşürme var. Aslında kişi bunu karşısındakinin iyiliği için değil kendini iyi hissetmek için yapıyor.

İKİ: Asla sorumluluk kabul etmiyoruz. Çok kolay şekilde başkasını suçluyoruz. Ben buna “çocuk kalmak” diyorum. Çünkü çocuklar sorumluluğu idrak etmeyi ancak zaman içinde  öğrenirler. Bunun dramatik örneklerini futbolda çok sık görüyoruz. Yenilen takım hemen hakemi suçlar. Devamlı başkasıyla uğraşıyoruz. Adeta kurban olmaktan, mağdur olmaktan zevk duyuyoruz.

ÜÇ: Suçlarımızı gizliyoruz, halının altına süpürüyoruz, tamire girişmiyoruz. Küçükten itibaren tartışmayı öğrenmeden yetişiyoruz. Tartışma yerine, komutlar var. Küçük yaşta komut alarak hayata başlıyoruz, büyüdükçe komut verir pozisyona geçiyoruz. Buyurgan insanlar böyle çıkıyor, hiç düşünmeden itaat edenler de. Yasak kültürü de böyle böyle içimize işliyor.

ATİNALILAR

Komşumuz Yunanistan Fransa ve ABD ile peş peşe yeni askeri anlaşmalar imzaladı.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis yaptığı konuşmalarda bu anlaşmaların hedefinin Türkiye olduğunu gizlemiyor.

Bir NATO üyesinin öteki NATO üyesine karşı diğer iki NATO üyesiyle savunma anlaşması imzaladığına NATO’nun tarihinde ilk kez rastlanıyor.

Yunanistan ABD ile yaptığı anlaşma gereği ABD’ye kendi topraklarında yeni üsler verdi. O kadar ki bizzat Yunan muhalefeti içinde kimi üyeler “Yunanistan’ın ABD’ye teslim edildiğini” açıkça konuşup yazıyor.

Sırada ne mi var? Atina’nın gündeminde muhtemelen Ege’de kara sularını 12 mile çıkarma planı vardır.

Emekli Büyükelçi Onur Öymen Yunan Başbakanı Venizelos’un Lozan Konferansı sırasında İsmet Paşa’ya söylediği sözleri anımsatıyor:

- İngilizler yüzünden felakete uğradık.

ABD ve Fransa’ya güvenip efelenen Atina’nın tarihten ders alması dileğiyle.

ARIKAN

Cumhuriyet tarihçisi, Profesör Zeki Arıkan (77) geçen cumartesi akşamı sessiz sedasız hayata veda etti. Arıkan, Ege Üniversitesi’nde dün yapılan törenin ardından Urla’da toprağa verildi.

Profesör Arıkan çalışkan, titiz, bilim ahlakına bağlı bir araştırmacıydı. Son olarak Tarihçi Kitabevi’nden çıkan “Tarih Söyleşileri”, “Tarih Gezintileri”, “Bu Memleket Bizim” adlı kitaplarını merakla okumuş, pek çok konuda bilgilenmiştik.

Profesör Arıkan yıllarca arşivlerde çalışarak işgal yılları ve sonrasında İzmir basınında yayımlanan ilginç yazıları derlemişti. Bu çalışmalar İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kitaplaştırıldı.

Yalanlardan arınmış tarih yazılarına ilgi duyanlar için Arıkan’ın kitaplarını salık veririz. Anısı önünde saygıyla.

BEKİR

Değerli gazeteci ve yazar Bekir Coşkun dün ölümünün birinci yılında sevenleri tarafından anıldı.

Bekir dostumuz laik ve cumhuriyetçi kişiliği yanında, hem insana hem hayvana sevgiyi en güzel anlatan kalemlerdendi.

Ölümünün ardından çok güzel satırlar yazıldı. Yazılmayan  bir konuya değinelim biz de.

Bekir iyi bir avcıydı. Hayvanları bu kadar çok seven adam nasıl olur da onları öldürür diye meraklanacaksınız kuşkusuz. Bekir avcıydı ama hayvanları vurmazdı. Onun ucunda kamera olan bir tüfeği vardı. Uçan hayvana nişan alıp tetiğe bastı mı onun fotoğrafını çekiyordu. Bir sohbetimizde:

- Hayvanın avcıyı gördüğü anda gözlerinde beliren korkuyu görmelisin, demişti, çektiğim fotoğraflarda ben bunu gördüm.

Genç yaşta aramızdan ayrılan talihsiz dostumuzu özlemle anıyoruz.