Yılanlı replika...

Sultanahmet Meydanı’ndaki ünlü “Yılanlı Sütun”un parça parça döküldüğünü, replikasının (birebir kopyası) yapılıp uygun bir alana dikilmesinin yararlı olacağını geçen pazar günü yazdık.

Sanat çevrelerimiz, üniversitelerimiz, heykel sanatçılarımız, henüz bu öneriyle ilgilenmedi.

En umut verici mesaj ise Londra’dan Hüseyin Caner’den geldi. Der ki Sayın Caner:

“Bu konu benim de kısmen uzmanlık alanıma girmektedir. 14 yılı aşkın süredir İngiltere’de laser tarayıcılar ile çalışmaktayım. Türkiye’de laser tarayıcı sistemini ilk kullanan da benim. Çatalhöyük’te yapılan kazı çalışmalarında bulunmuş, kazı yapılan evlerin üç boyutlu görüntülerini kaydetmiştim. Sistemi İngiltere’den getirmiş, gümrükten rüşvetle geçirebilmiştik.

Bu görüntüler milimetre düzeyinde çözünürlük ve doğrulukta olup elde edilen 3D data ile objenin gerçeğinin aynısı yapılabilir. Mesela daha geçen hafta bir spor dalında verilen kupanın kopyasının yapılması için aslını laser sistemimizle modelledik. Eğer istenirse bu konuda seve seve yardımcı olabilirim. (Mob: 07980000972)”

Bu arada okurumuz Aysel Tüfekçioğlu, Haçlı seferlerinde At Meydanı’ndan alıp götürülen, halen aslı Venedik Müzesi’nde, kopyaları ise San Marco Meydanında bulunan 4 atın replikasının da yapılabileceğini anımsatıyor. Aslında Türkiye’den alınıp, götürülen daha pek çok eserin replikası yapılarak kentin görünür yerlerine yerleştirilebilir.

Tabii bunun için önce “heykel” sanatıyla barışık bir yönetimin işbaşında olması gerekir.

GEL
Gel gel ne olursa ol yine gel, diye başlayan dizeleri yazanlar hemen altına Mevlânâ imzasını kondururlar.
Kemal Kırar dostumuz bu yanlıştan bunalmış.
Gönderdiği notta diyor ki:
“Bu rubai, Mevlânâ’dan yaklaşık üç asır evvel yaşamış olan “Ebu Said-i Ebu’l-Hayr” tarafından yazılmıştır...
“Gel, gel, ne olursan ol yine gel
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol, yine gel
Bizim dergâhımız, ümitsizlik dergâhı değildir
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...”
***
“Bâzâ! Bâzâ! Her ân çi hestî bâzâ
Ger kâfîr u gebr u bût-perestî bâzâ
İn dergeh-i mâ, dergeh-i novmîdî nîst
Sad bâr eger tövbe-şikestî bâzâ...”
Erdoğan’ı orada burada kefenle karşılayan yandaşlar, askerin “PKK ve IŞİD’le savaşa girmesi üzerine” kaybolmuştur!
Saklandıkları yeri bilenlerin insanlık namına haber vermesi...
Akif Kökçe
KRAL
Kral o gün balığa gitmeye karar vermiş... Müneccime havayı sormuş. Müneccim:
- Bugün hava bütün gün açık olacak haşmetmaab, diye kısa bir rapor vermiş
Kral yanına kraliçeyi de alıp yola çıkmış. Yolda onları gören bir köylü, balığa gittiklerini öğrenince:
- Ama bugün yağmur yağacak efendimiz, diye kralı uyarmış
Kral inanmamış tabii. Yola devam etmiş. Ama köylünün söylediği gibi... Dere kenarına gelip oltayı atmadan şiddetli bir yağmura yakalanmış. Kral müneccimi kovmuş. Yolda gördüğü köylüyü çağırmış:
- Nereden bildin yağmur yacağını...
- Benim eşeğin kulakları aşağı düştü mü yağmur yağar efendim, demiş köylü, oradan anladım.
Kral eşeği tam maaşla kadroya almış.
Eşekler o gün bugün saraylarda hep iyi yerler bulmuşlar.
Camili otopark..!
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin hemen arkasında, Ankara’nın göbeğinde, her biri 60 - 70 yaşında yüzlerce ağacın bulunduğu yemyeşil bir bölge... Eğer Danıştay Melih Gökçek’ten önce harekete geçmez de acilen karar vermezse bu alan betonlanacak. Ankara Mimarlar Odası’nın cevval başkanı anlatıyor:
- Ankara Büyükşehir Meclisi geçen yıl ağaçların kesilerek yerine altı otopark, üstü cami olmasını öngören bir plan değişikliği yaptı. Bunu idare mahkemesinde iptal ettirdik. Ancak Danıştay mahkeme kararını bozdu. Bozma kararında dayanak gösterdiği şey, 1/10.000’lik Koruma Amaçlı Nazım Planı’ydı. Ancak bu plan daha sonra yargı tarafından iptal edilince Danıştay’ın idare mahkemesinin kararını bozma gerekçesi konusuz kaldı. Dolayısıyla Danıştay’ın acilen yeni bir karar alarak bizim lehimize karar vermesi lazım. Elini çabuk tutmazsa ağaçlar bir gecede yok edebilir.
- Belediyenin plan değişikliğindeki asıl amacı otopark mı yoksa cami mi?
- Orada yeni bir camiye ihtiyaç yok. Çünkü hastanenin içinde 450 kişilik mescit var. Hemen yakında İlahiyat Fakültesi’nin 1500 kişilik ibadethanesi var. Ak Saray’ın önünde Beştepe Halk Camii var. Asıl amaç cami değil, otopark. Cami işin kılıfı.