Barış Gününde kim vurduya gitme korkusu!

Bugün 1 Eylül, Dünya Barış Günü ve benim köşem bugün, bireysel silahlanmaya tepkilerini dile getiren siz sevgili okurlarımın: DİLEK ERDAL: "Ne olur bizim çocuklarımız ölmesin! Bugünkü yazınızı okudum ve ağlamamak için şu anda kendimi zor tutuyorum. Dediğiniz gibi bu ilk değil. Son olmasını diliyoruz ve birşeyler yapalım diyoruz. Kesin bir çözüme ulaşmak için ne gerekiyorsa yapalım." Her gün serseri kurşunlarla yitip giden onlarca yaşamın son örneği 14 yaşındaki Toygun Tombilden yola çıkan dünkü yazımda, "Çocuğunuz vuruluncaya kadar tepkisiz mi kalacaksınız?" diye sormuştum. Sizlerden gelen e - posta bombardımanından anladım ki, aslında konuya çok duyarlı ve tepkilisiniz. Sevincini, kederini elinde silahıyla rasgele ateş açarak gösteren magandaların sayılarının hızla artması, sizleri müthiş ürkütüyor. Bu başıbozukluğa seyirci kalan resmi makamlara ise çok kırgın ve kızgınsınız... ÇAĞLA AKMAN AYDIN: "Toygun, çok yakın dostumun yeğeniydi. Acılarımızı kelimelere döktüğünüz için çok ama çok teşekkür ederim. Ailesinin acısı tarif edilemez. Allah geride kalanlara sağlık sıhhat versin. Bu konuyla ilgili sizlerin yönlendirmelerine toplum olarak çok ihtiyacımız var. Ben Bulgurluda oturuyorum. Her maçın ve düğünün, her asker uğurlamasının ertesinde eşimle birlikte cam seviyesinden uzakta ve hatta yere bile oturuyoruz. Evimizde dahi güvende olamıyoruz. Lütfen el ele verip birşeyler yapalım. Sizler bize yazılarınızla neler yapmamız gerektiği yönünde bilgiler verebilir misiniz? Biraz olsun toplumu bu konuda bilinçlendirebilir miyiz?"ERDAL DOĞAN: "Bugüne kadar sadece gazete okuyup, okuduktan sonra kendi kendine yorumda bulunan ben, yazınızda belirttiğiniz ailenin durumunda tamamen şans eseri bulunmadığımı fark ederek ürktüm. Orada siz de olabilirdiniz, ben veya bir başkası da... Bireysel silahlanmayı hep birlikte protesto edelim." Tepkimizi gösterelim BEKİR USLU: "Aslında çok güzel bir yazı yazmışsınız serseri kurşunla yitip giden hayatlar üzerine ve sonra da sormuşsunuz "Toplumumuz neden bu kadar tepkisiz" diye... Ama şunu unutmayın ki, toplumu yönlendirecek sivil toplum kuruluşlarına sahip değiliz. Medya kuruluşları da maalesef görevini yapmıyor ve toplum, olaylara objektif bakamayan medya karşısında nasıl karar vereceğini her seferinde şaşırıyor." M. ERTUĞ: "Bu haberleri okudukça içim acıyor. Ya benim oğlum olsaydı, ya benim kızım olsaydı! Biz toplum olarak kocaman bir boşvermişlikle yaşıyoruz. Bilmem kimin düğün haberi manşetlerde çok büyük bir habermiş gibi yayınlanırken, serseri kurşunun isabet ettiği bu yavrunun ölüm haberi neden es geçiliyor? Haber değeri olmadığı için mi? Çok kanıksadığımız için mi? Artık ne gazete okumak istiyorum ne de televizyon izlemek. Çünkü bu ülke benim değer verdiğim, önemsediğim hiçbir şeye karşılık vermiyor." STKlar olmayınca... NEVZAT ÇETİN: "Maalesef ülkemizde insan hayatının hiçbir değeri yok. Dikkat edin, sokak köpekleri için bile canla başla çalışan dernekler / kurumlar var. Ama siz, insan için benzeri şekilde çalışan bir dernek, bir kurum gösterebilir misiniz?" NURCAN DUMLU: "Maalesef bizi yönetenler de maganda oldukları için, hiçbir önlem alma gereği duymuyorlar. Baksanıza dışardan pırıl pırıl görünen Mustafa Sarıgül bile, kendisini silah atarak karşılayan kişilere artık bu töreyi bırakalım diyemedi. Bunlar oylar gidecek diye hiçbir şey yapamazlar. Çocukları Amerikada, kendilerini de koruma ordusu koruyor. Sade vatandaşlar olarak biz ne yapalım? İçişleri Bakanlığına mail atıp tavsiyelerini öğrenmek istiyorum!"MEHMET GÖZGÜCÜ: "Bugünkü yazın üzerine ben bir şey sormak istiyorum: Acaba bu ülkede resmi makam var mı? Eğer gerçekten varsa, biz hepimiz onu görüp onunla birlikte güven içinde yaşamak istemez miyiz?" mtamer@milliyet.com.tr Sokak köpekleri bile