Davos’ta Türk olmanın keyfi kaçıyor mu?

Dünya Ekonomik Forumu DEF’in 44. yıllık toplantısı için İsviçre’nin küçük dağ kasabası Davos’tayım. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bu yıl 10. kez DEF toplantılarına katılacağını söylemiş. Ben Babacan’dan daha kıdemliyim; bu benim 16. Davos’um!
Son yıllarda Türkiye, ekonomik performansı ve yüksek büyüme hızları nedeniyle burada pek el üstünde tutulmaya başlamıştı. Bu yıl endişeliyim. Zira daha Zürih Havaalanı’ndan Davos’a giden otobüse biner binmez başladı sorgu-sual. Geçmiş yıllardan tanışıklığımız olanlar, Türkiye’de neler olup bittiğini merak ediyorlar. Gerçi yabancı medyadan takip etmişler, ama yine de karşılarında İstanbul’dan gelen bir gazeteciyi bulunca kafalarındaki soru işaretlerini gidermek istiyorlar. Anlamakta en zorlandıkları şey de Batı basınında 7-8 ay öncesine kadar göklere çıkarılan bir ülkenin, son dönemde bu denli imaj ve irtifa kaybetmeyi başarmış olması!

Babacan, Davutoğlu
Devlet erkânı bu yıl Davos’ta temsil açısından geçmiş yıllara göre daha zayıf. Örneğin eski AB Bakanı Egemen Bağış her yıl birkaç oturumda konuşurdu; AB ilişkilerine en az onun kadar vakıf olan yeni bakan Mevlüt Çavuşoğlu neden yok? Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ortadoğu ve Suriye ile ilgili 2 oturuma katılıyor. Yıllardır Merkez Bankası başkanlarımızı burada görmeye alışmıştık; önce Süreyya Serdengeçti, ardından Durmuş Yılmaz’la toplantıları değerlendirirdik. Erdem Başçı da 2 yıldır katılıyordu; ama bu yıl hiçbir oturumda görünmüyor. Zaten katılsa zor sorulara muhatap olabilirdi.
Neyse ki Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ı yine Avrupa ve yükselen ekonomilerin geleceğiyle ilgili oturumlarda dinleyeceğiz.

Doğuş davet yapmıyor
Cinsiyet uçurumunda en altlarda yer alan Türkiye’yi daha üst sıralara çıkartmak adına, Fatma Şahin-Güler Sabancı-Ferit Şahenk-Muhtar Kent dörtlüsünün 2 yıldır Davos’ta sürdürdükleri çalışma da maalesef kesintiye uğruyor. Çünkü halefi Ayşenur İslam gelmiyor.
Bu arada Doğuş Grubu Başkanı Ferit Şahenk, yaklaşık 10 yıldır düzenli olarak burada verdiği akşam davetini bu yıl yapmaktan vazgeçmiş. Zaten kendisi de 1 günlüğüne geliyormuş.

Ruhani heyecanı
Davos ahalisinin bu yıl en merak ettiği lider, hiç kuşkusuz İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani. Çünkü Ruhani, selefi Ahmedinejad’dan 180 derece farklı olarak İran’ın dünyadan koparak hiçbir yere varamayacağını kabul eden anlayışın temsilcisi olarak iktidara geldi. İran’ın Amerika ve dünyadan görünüşünü tamamen değiştirecek bir adım bu; o yüzden de büyük önem atfediliyor.
Ben, Ruhani’nin yanı sıra Güney Kore ve Brezilya’nın ilk kadın devlet başkanlarını dinlemeyi de dört gözle bekliyorum. Güney Kore’yi uzun yıllar yöneten diktatör Park Chung-hee’nin, geçtiğimiz aylarda seçimle işbaşına gelen kızı Cumhurbaşkanı Park Geun-hye ile bu akşam tanışacağız. 200 milyon nüfuslu Brezilya’nın ilk kadın Cumhurbaşkanı olan Bulgar asıllı ekonomist ve eski gerilla Dilma Rousseff’i ise cuma günü göreceğiz.

Program yine yüklü
Program her zamanki gibi çok yüklü; toplantılar sabah 07.45’te başlıyor gece yarılarına kadar süren 265 oturum var. Çok yorucu, ama bir o kadar da ufuk açıcı.
Bu yıl 40’tan fazla devlet başkanı/başbakan, 300’ü aşkın bakan/parlamenter, 20 ülkeden 65 kalburüstü üniversite ve 400 akademisyen, IMF ve BM gibi uluslararası kurumlar ile büyük sendikalar ve STK’ların başkanları, son 1 yıl içinde önemli kitaplara imza atmış düşünür ve yazarlar, Nobel ödüllü onlarca saygın isim, dev şirketlerin CEO’ları, bankacılar, yüksek bürokratlar, sanatçılar, gazeteciler...
4-5 güne sıkıştırılmış bu yoğun program bittiğinde, daha yılın ilk ayından, bütün yılın dünya gündemini avucunuzun içinde tutma imkânını buluyorsunuz.