Hastane Marmara Üniversitesi'nin, ama gece nöbeti hala taşeron

Hastane Marmara Üniversitesi'nin, ama gece nöbeti hala taşeron


     Hiçbir hastanede nöbetçi doktorun "İşim çıktı" diyerek nöbeti kimsenin tanımadığı bir arkadaşına devretmesi düşünülemez. Hele bu hastane, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin yan kuruluşu Academic Hospital'sa...

       "Böcek soktuğu için gözü şişerek kapanan 1 yaşındaki kızımı, 12 haziran akşamı saat 20. 30 sıralarında Altunizade'deki Academic Hospital'a götürdüm. Çocuk doktoru olduğu ileri sürülen Azeri bir kadının kontrolünden sonra bize bir reçete verildi.
       Reçeteyi nöbetçi eczaneye götürdüğümde Dekort merhemin Türkiye'de satılmadığını öğrendim. Eczacı reçetedeki diğer ilaç olan Ampisina'yı ise ölçeği belirtilmediği ve en düşük dozunun bile 1 yaşındaki çocuk için uygun olmayacağı gerekçesiyle vermedi.
       Bunun üzerine saat 23:00'da hastaneye geri döndük. Ve öğrendik ki, o gece nöbetçi kalması gereken Hatıra Türk adlı doktor, işi çıktığı için yerine vekaleten bu Azeri hanımı bırakmış. Bu hanımın doktor olduğu bile kuşkulu.
       Bu üzücü olay bize, sağlık kurumlarımızın ne denli denetimsiz olduğunu ve sağlığımızın kimlere emanet edildiğini bir kez daha göstermiş oldu."
       Yukarıdaki satırlar, İstanbullu okurumuz Şeyh Şamil Güzeldemirci'ye ait ve taa yaz aylarından kalma, haziran sonundan beri bilgisayarımda duruyor.
       Okurumuz o günlerde bize başvurmadan önce Academic Hospital'ın müdürü Ahmet Orhun'la temasa geçmiş ve reçeteyi yazan hanımın Azerbaycan Tıp Fakültesi'nden mezun Ramize Serdar adlı Azeri bir doktor olduğunu, ancak Academic Hospital'la uzaktan - yakından ilgisi bulunmadığını öğrenmişti. Dahası Orhun'un verdiği bilgiye göre asıl nöbetçi doktor Hatıra Türk de hastane kadrosunda bulunmuyordu.
       Güzeldemirci'nin konuyu köşemize iletmesi üzerine arkadaşlarımız da hastane müdürü Orhun'la temasa geçtiler ve benzer bilgiler aldılar. Hemen ardından Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Nurdan Tözün beni telefonla arayarak bizzat konuşma gereğini duyduğunu söyledi ve özetle şu bilgileri verdi:
       "Academic Hospital'ın yüzde 51 hissesi, bu olaydan 1 ay kadar önce Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından satın alınmıştır. Hastane yönetimindeki değişiklik, böylesi bir otorite boşluğuna neden olmuş olabilir. Academic Hospital'da nöbetçi ekibi oluşturmak, hastanenin çocuk doktorunun sorumluluğundaydı. Başka bir deyişle gece nöbetlerini dışardan taşeron bir ekip tutuyordu. Ancak bu olayın ortaya çıkmasından sonra geniş çaplı bir soruşturma başlatılmış ve yalnız Dr. Hatıra Türk'ün değil, nöbetçi ekibin tamamının görevine son verilmiştir."
       Hastanede hem fiziki yapı, hem de kadro açısından yeniden yapılanma faaliyetlerinin başlatıldığını da belirten Prof. Tözün, taşeron gece nöbeti uygulamasından vazgeçileceğini vaat etti. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi adının lekelenmemesini istedi ve "bize biraz süre verin" dedi.
       Ve böylece aylar geçti. Bu arada depremler oldu. Hepimizin gündemi, öncelikleri değişti...
       Geçenlerde bir dost sohbetinde bu kez Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde toy bir doktora muhatap olan bir hastanın yakınmasına tanık oldum. Üniversite hastanesi kadrosundaki pek çok profesör ve doçentin ek gelir için zamanlarının büyük bölümünü Academic Hopsital'da geçirdiklerini, bu durumun da üniversite hastanesinin kadrosunda ve verdiği hizmette zaafa neden olduğu anlatıldı.
       Prof. Tözün'ün bana verdiği bilgilerin aksine Academic Hopsital'in kadrosunun önemli bölümünün, kurulduğu 1997'den beri Marmara Üniversitesi'nin akademik kadrosundan oluştuğu, hatta onlara ek iş imkanı yaratmak üzere kurulmuş bile olabileceği belirtildi.
       Bu arada Academic Hospital'daki son nöbet durumunu ve bizden süre isteyen Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Nurdan Tözün'ün vaadini yerine getirip getirmediğini de merak ettim tabii. Asistanlarımın hastane yetkililerinden önceki gün aldıkları bilgiye göre değişen bir şey maalesef yok ve gece nöbetleri hala taşeronlara emanet.

Şube usulsüz kredi açtı, fatura müşteriye çıktı!

       Muğla'da diş hekimliği yapan Elif Esentepe'nin Halk Bankası'ndan aldığı genç girişimciler kredisi tam bir skandala dönüştü. Esentepe'nin 1998 nisanında aldığı kredi yalnızca 1 milyar lira. Okurumuz bu parayla muayenehanesine hasta koltuğu aldı. Parayı ilk yılı faiz, 2 yılı ana para ve faiz olmak üzere peyderpey ödemeye başladı.
       İlk yıl sorunsuz geçti. Ancak geçtiğimiz şubatta bankanın müfettişleri Esentepe'ye verilen kredide usulsüzlük tespit ettiler. Meğer genç girişimciler kredisi, ilk kez işyeri açanlara kullandırılıyormuş.
       Oysa Esentepe'nin bu usulsüzlükte en küçük bir kusuru bulunmuyor. Şubeye teslim ettiği evrakta muayenehanesini ekim 1996'da açtığı belgeli. Yani yanlışı yapan kendisi değil şube çalışanları.
       Ancak yeni atanan şube müdürü, okurumuzdan aldığı krediyi derhal kapatmasını ve faizlerin de KOBİ'lere verilen kredi türü üzerinden yeniden hesaplanmasını istemiş. Esentepe bize başvurmadan önce borcu kapatmak için gerekli 1.6 milyar lirayı zaten ödemişti. Ne var ki şube yetkilileri, kendileri hatalı oldukları halde geriye dönük olarak yüzde 85 faiz işleterek okurumuzdan 700 milyon lira daha ödemesini istiyorlardı.
       Okurumuz ise haklı olarak, "Ben belgeler üzerinde tafrifat yapmadım, şubedekiler tüm belgeleri inceledikten sonra krediyi verdiler" diyerek faiz farkını ödemeyi reddediyor.
       Arkadaşımız İlkay Özcan'ın Halk Bankası Dalaman şube müdürü Tahir Demiral'dan bilgi alması mümkün olmadı. Demiral topu Genel Müdürlük'e attı.
       Genel Müdürlük'teki sanayi kredileri bölümünün yetkililerinin olayla ilgili yorumu ise okurumuzun lehine. Yetkililer, olan - bitenin tamamen şubenin hatası olduğunu söylediler ve 700 milyon liranın da evrağı doğru - dürüst incelemeden krediyi açan görevlilerden tahsil edileceğini belirttiler.

THY'den Diyarbakır'a şehirlerarası otobüs

       THY ile sık sık Diyarbakır'a uçan İstanbullu okurumuz Mecit Babat, Diyarbakır havaalanında teminalden uçağa tranferlerin şehirlerarası otobüslerle yapılmasından fena halde şikayetçi.
       Babat'ın aktardığına göre bu tatsız durum 2 yıldır sürüyor. Yolcular ellerinde bagajları ve hatta kimileri bebekleriyle, bu otobüslere inip - binmek zorunda kalıyorlar. Kendilerine bu eziyetin reva görülmesine içerleyen okurumuz, "Yoğun hava trafiği olan Diyarbakır havaalanına bir iç servis otobüsü tahsis edilmemesi, yolculara karşı büyük saygısızlık" diyor.
       Arkadaşımız İlkay Özcan'ın Diyarbakır Devlet Hava Meydanları yetkililerinden aldığı bilgiye göre iç transfer THY'nin kiraladığı otobüslerle yapılıyor. THY bu iş için her yerde uygun otobüsler kiralarken, neden sıra Diyarbakır'a geldiğinde şehirlerarası otobüs kiralamış, orası pek belli değil.
       THY yetkilileri, bu sorumuza doğrudan yanıt vermek yerine dolambaçlı bir açıklamayı tercih ettiler. Dediklerine göre Diyarbakır Havaalanı'nında yeni terminal inşaatı bittiğinde bu sorun kendiliğinden ortadan kalkacakmış. Uçaklar terminale yakın bir yerde park edeceği için yolcuların otobüse binmesine gerek kalmayacakmış. İnşaatına 1997'de başlanan ve normalde 1 yıl içinde tamamlanması gereken terminalin ne zaman biteceği ise belli değil.



Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr