Karamehmet’le Özyeğin’in kesişen yolları

Forbes dergisinin her yıl açıkladığı en zengin 100 Türk listesinin ilk sırasında, son birkaç yıldır şu 2 isim sürekli yer değiştiriyordu:
Çukurova Grubu’nun patronu Mehmet Emin Karamehmet ve Fiba Şirketler Grubu’nun patronu Hüsnü Özyeğin!
Geçen yıl Hüsnü Özyeğin, Karamehmet’i geride bırakarak birinci olmuştu. Ondan önceki 2 yıl Karamehmet, Özyeğin’i geçerek ipi göğüslemişti. Bankayı sattığı yıl yine Özyeğin birinci olmuştu...
Ben bu ikiliyle 1982’de Cumhuriyet gazetesinde ekonomi muhabiriyken, Pamukbank’ın Gayrettepe’deki Genel Müdürlük binasında aynı gün tanışmıştım. Karamehmet bankanın sahibi, Özyeğin Genel Müdürü’ydü.

Yatakhane arkadaşlığı
Ve tesadüfe bakın ki dün Karamehmet-Özyeğin ikilisi, yine gazetelerin ekonomi sayfalarının manşetlerine yerleşmişlerdi:
Karamehmet, Pamukbank’ın batışından kaynaklanan tüm borçlarını ödediği halde, nitelikli zimmet suçundan 11 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmış ve yurtdışına çıkışı yasaklanmıştı.
“Bankacılığın dâhi çocuğu”, “Finans dünyasının sihirbazı” ya da kısaca “Efsane” olarak nitelenen Özyeğin ise Türkiye’de faaliyet gösteren bir yabancı bankayı satın alarak bankacılığa geri dönmüştü.
Karamehmet iş hayatına Türkiye’nin en eski varlıklı ailelerinden birinin çocuğu olarak başladı. Hüsnü Özyeğin’le Robert Kolej’de lise eğitimi sırasında aynı yatakhanede kalıyorlardı; biri İzmir’den diğeri Tarsus’tan gelmişti.

Özyeğin hiç böbürlenmez
Şimdi burada tek tek isimlerini sıralamaya gerek yok. Hepimiz biliyoruz ki Karamehmet’in sahibi bulunduğu bankalarda yöneticiyken banka patronluğuna soyunan tek profesyonel Özyeğin değildi. Ama gerek Türkiye’nin, gerekse bankacılık sektörünün krizlerle dibe vurduğu yıllardan bugünlere başarıyla gelebilen sadece Özyeğin oldu.
Özyeğin hep çok hesaplı, sistemli, ölçülü gitti; fırsatları çok iyi kullandı. Finansbank’ı tüm dünyada kulaklardan para fışkırdığı günlerde, özkaynaklarının
4 katına sattı. Millennium Bank’ı ise özkaynaklarının 1/3’üne satın aldı.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, “Rüzgâr terse döndü. Yerli sermayenin Türkiye’de bir yabancı bankayı satın alması bizi mutlu ediyor” demiş. Hele bankasını Yunanlıya pahalı satıp, Portekizliden ucuza alması, eminim Bilgin’in mutluluğunu kat kat artırıyordur.
Değişik sektörlerde profesyonellikten patronluğa geçen çoğu kişinin aksine Özyeğin, Finansbank’ı satıncaya kadar çok düşük bir profil sergiledi. Aslında kendini öne çıkartan, böbürlenen bir tip hiç olmadı; ancak bankasını sattığı 2.7 milyar dolarlık rakam gazete manşetlerini süsleyince, sanırım hayır işlerinde adının geçmesini uygun gördü.
Şimdi bankacılıkta 2. Özyeğin dönemi başlıyor. Yeni sürprizlere hazır olun.