Mutlu yıllar Baba

Mutlu yıllar Baba


2 yeğen, 1 manevi evlat ve 3 batık banka


       O beni depremden sonra yazdığım yazılar nedeniyle mahkemeye verdi, ama ben yine de onun doğum gününü kutlamadan edemeyeceğim.
       Asistanım İlkay Özcan hatırlattı. 1 Kasım 1924'de doğan Süleyman Demirel, bugün 77 yaşına basıyormuş.
       Başbakanlık ve Cumhurbakanlığı yaptığı dönemlere göre bu yılki yaş günü daha sönük geçebilir diye sakın hayıflanmasın! 35 yıldır hizmetinde olduğu kadir bilir halkı, kendi içinden çıkarttığı Temizel'ler ve Tantan'lar sayesinde Cumbaba'ya unutamayacağı bir doğum günü armağanı sundular:
     Hapiste bir yeğen!
       Gerçi Baba'nın gözünde yeğeni "bankacılıkta tecrübeli, dürüstlüğünden kuşku duymadığı bir işadamı." Hatta Baba'nın yeğeniyle ilgili bu duygularını yazıya döküp başka ülkelerin devlet başkanlarına gönderdiği Cumhurbaşkanlığı antetli mektupların, henüz mürekkebi bile kurumamış sayılır.
       Ama ne gam!
       Baba'mızın hazım sorunu yoktur. Bankaları dolandıran, polis tarafından aranan yeğenler konusunda da uzun yıllara dayanan engin tecrübelere sahiptir.
       Bu şartlarda bile ülkesine hizmet etmeye devam etmesinde, hatta kamu adına ombudsmanlık bile yapmasında bence bir sakınca yoktur!
       Yükseliş Koleji'ni kamu bankalarına borç takarak batıran kardeşiniz Hacı Ali Demirel, son Başbakanlık döneminizde yeğeniniz Yahya ile birlikte KKTC banka kurup batıran annesi Şefika Demirel, hayali ihracatın mucidi mahdumları Yahya Demirel, Isparta'da adınıza müze inşa ettiren saygıdeğer işadamı diğer kardeşiniz Şevket Demirel, hapiste olduğu için doğum günü pastanızı yemekten mahrum kalacak Egebank'ı batıran diğer yeğeniniz Yahya Murat Demirel, Interbank'ın içini boşaltarak batıran manevi evladınız Cavit Çağlar, devletin kesesinden Çankaya'nın vekilharçlığını yapan diğer manevi evladınız, işbilir kayınbiraderiniz Ali Şener ve zevceniz Nazmiye Hanım'la birlikte daha nice mutlu 1 Kasım'lara...

Yalova: "Kredileri açıklayamam, suçtur"

       Devlet Bakanı Yüksel Yalova, öğle saatlerinde aradı. "Sanmayın ki sizi ihmal ettim. Yazınızı sabah okumuştum. Ancak IMF heyetiyle toplantı nedeniyle bu saate kaldım" diyerek söze girdi. Böylelikle sayın bakanla telefonda da olsa tanışmış olduk.
       Kendisine bağlı Vakıfbank'tan Etibank'a 100 milyon dolarlık teminat mektubu verilmediğini belirtti, "Ancak siz herhalde sadece Etibank'ı değil, Sabah Grubu'nu kastediyorsunuz. Ne var ki mevcut yasalara göre bir bankanın verdiği kredilerle ilgili açıklama yapması suç. Açıklarsak hakkımızda dava açılabilir" dedi. Bu tür bilgileri ancak resmi kurumlar talep ettiğinde gizlilik kaydıyla verebildiklerini ekledi.
       "Teminat mektubu verilmediğini açıklayabiliyorsunuz da, kredileri neden açıklayamıyorsunuz?" diye sorduğumda bakan Yalova, yasaların teminat mektubuyla ilgili bir hüküm içermediğini, ancak kredilerin gizliliğini şart koştuğunu kaydetti. Yalova bu arada ne ANAP lideri Mesut Yılmaz'dan kendisine, ne de kendisinden Vakıfbank genel müdürüne kime ne kadar kredi verileceği konusunda en ufak bir telkin ya da imada bulunulmadığını dile getirdi.
       Sayın Yalova kusura bakmasın, ama ben açıklamalarından tatmin olmadım.
       Bir kamu bankasının batan bir bankaya ve ilgili gruba açtığı kredileri bilmek hepimizin hakkı. Siyasilerin, kanatlarının altındaki kamu bankasına herhangi bir telkinde bulunmadığı iddiasına ise kargalar bile güler.

Devletin ayıbı

       Yahya Murat Demirel hala gerçeği kavrayamadı galiba. Amcasının Cumhurbaşkanlığı günlerinde el üstünde tutulmaya o kadar alışmış ki... Gak dese banka sahibi oluyor, guk dese devlet bankalarından kredi yağıyor, ay dese KİT'lerin mallarını zamdan bir gece önce ucuza kapatıyor, uy dese devletten ucuza kapatacağı arazilere gazeteciler aracılık ediyor...
       Eh, onun yerinde ben de olsam durumu kavramakta zorlanır, ilk gözaltına alındığımda "Amcamın haberi var mı?" diye sorabilir, mahkemede hakime adımı söylememe şımarıklığında bulunabilir, kelepçeli ellerimi havaya kaldırıp gazetecilere göstererek "devletin ayıbı" demek cüretini kendimde görebilirdim.
       Gerçi bu olayda devletin ayıbı var. Hem de büyük ayıbı var. Ama bu ayıp Murat Demirel'in kasdettiği türden değil.
       Devletin bu soyguna göz yumduğu için ayıbı var. Dönemin Cumhurbaşkanı'nın yeğeni olduğu için kamu bankalarından Murat Demirel'in şirketlerine kredi akıtıldığı için devletin ayıbı var.
       Yüksek bürokratlar Çankaya'dan çekinerek olan - bitene göz yumdukları ve müdahalede geciktikleri için devletin ayıbı var.
       Aslında Yahya Murat Demirel çok doğru söylemiş. Egebank soygunu devletin ayıbıdır. Ama Demirel'e karşı değil, sokaktaki vatandaşa karşı...



Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr