Nükleer Enerji Yasası, ne kadar şeffaf?

Ekonominin yeni yol haritasının odak noktasında "düşük kamu borcu ve yüksek istihdamla büyüme" olacak; bu hedefi gerçekleştirmek için toplam 93 düzenleme yapılacak.Elektrikte yeniden otomatik zam dönemine geçiş, istihdam üzerindeki vergi yükünün azaltılması, kamu kurumlarının paralarının özel bankalara da yatırılabilmesine imkân tanınması, İstanbul'un finans merkezi olması gibi geniş yelpazedeki bu düzenlemeler arasında elbette Nükleer Enerji Yasası da var. Hatta anlaşılan bu yasanın öylesine acelesi var ki, dün TBMM Sanayi ve Enerji Komisyonu'nda ele alındı bile. Ekonominin koordinasyonundan sorumlu Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, AKP'nin 2. iktidar döneminde ekonomideki öncelikleriyle ilgili ayrıntılı açıklamalar yaptı. Nükleer Enerji Yasası aslında bu yılın ilk günlerinde TBMM'de kabul edilmiş, ancak dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, yasanın 3 maddesini veto ettiği için yürürlüğe girememişti.Şimdi Sezer'in veto engeli de ortadan kalktığına göre en kısa zamanda bir Nükleer Enerji Yasamız olacak. Olacak olmasına da acaba ne kadar şeffaf olacak? Örneğin nükleer santral için kurulacak kamu şirketi KİT statüsünde olacak mı? Denetimi TBMM'de yapılacak mı? Kurulum masrafının kat kat üzerinde olan söküm masraflarının hangi kaynaktan karşılanacağı yasada net olarak belirtiliyor mu? (Sezer yasada, Hazine'nin üstleneceği miktarın, maliyetin % 25'ini aşamayacağına ilişkin bir madde bulunması uyarısında bulunmuştu.) Sahi bu arada Avrupa'da 15 yıl aradan sonra büyük tantanalarla Finlandiya'da 2005'te inşaatına başlanan ilk nükleer santralden neden bir süredir ses seda çıkmıyor dersiniz? O günlerde Batı basınında peş peşe çıkan nükleer rönesans haberleri de birden yok oluverdi! TBMM'de denetlenmeli Enerji Bakanı Hilmi Güler de sık sık altını çizmişti: Finlandiya'da atılan bu ilk adımı Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri izleyecek, 70'li yıllarda olduğu gibi yeni nükleer santraller Avrupa'da birbiri ardına kurulacaktı. Türkiye bu yeni nükleer dalganın dışında kalmamalıydı.Oysa daha inşaatın ilk aşamalarında 18 aylık erteleme ve yapımcı firma Fransız Areva'ya 1 milyar dolarlık zarar çıktı. 4 milyar dolara mal olacağı açıklanan santralin faturası, daha şimdiden 5 milyar doları aştı. 2009'da devreye alınması ise hayal oldu. Ancak konuyla ilgili haberler basına pek yansımadı. Finlandiya tek kaldı Zaten dünyada da nükleer enerjiyle ilgili haberlerde ciddi bir şeffaflık sorunu var. Batı basını genelde nükleer lobinin işine gelecek haberi yazıyor, işine gelmeyecek haberi es geçiyor. Örneğin Fransa'da 2003 yazında ölümlere neden olan kavurucu sıcaklar sırasında 17 nükleer santralin susuzluk nedeniyle kapatıldığını yeni öğrendik. Küresel ısınma çanları çalmasaydı, belki hiç öğrenemeyecektik. Kuraklık Türkiye için de hayati bir sorun haline gelmedi mi?Nükleer işletmecilerin kaza haberlerini örtbas etmeleri de ayrı bir sorun. En gelişmiş ülkelerden Japonya'da bile son depremin ardından Tokyo Elektrik İşletmesi, önce nükleer santralde sızıntı olmadığını açıkladı, sonra mecbur kalınca suyun doğaya karıştığını, yüzlerce varil nükleer atığın devrildiğini kabul etti. mtamer@milliyet.com.tr Örtbas ediyorlar