Yediğimizi zaten yedik, hepimize geçmiş olsun!

Yediğimizi zaten yedik, hepimize geçmiş olsun!


“Şu anda ette son 10 yılın en temiz dönemi" diyen Solakoğlu, kaçak et girişine dur diyen Tantan’ı ve Gökalp’i, bu etleri Türk halkına yedirenleri teşhir etmeye çağırıyor


       Her yıl ramazan ayı yaklaşırken gıda alışverişleri tepe noktasına vurur, et de bundan nasibini alırdı. Buffalo Operasyonu bu yıl işleri değiştirdi.
       Sadece salam - sucuk mu yemeyelim, yoksa büyük marketlerden alışveriş mi etmeyelim, tavuk etine mi ağırlık verelim şaşırdık.
       Önce Tarım Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp "Kaçak etin müşterisi büyük üreticiler" açıklamasını yaptı.
       Ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Mezbahalar Müdürü Hakan Farımaz "İstanbul'a bir günde giren 600 bin ton etin en az 150 bin tonu kaçak ve bu da büyük firmaların işin içinde olduğunun kanıtı" dedi.
       Bu gelişmeler üzerine bazı üreticiler de tüketiciye "temiz" olduklarını beyan etme ihtiyacı içine girdi. Dünkü gazetelerde Apikoğlu'nun ilanı vardı. Daha önce de Pınar Et benzer ilanlar verdi. Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği SETBİR, "Bizim üyelerimizin menşei belli olmayan ve hijyenik şartlarda kesilmeyen hiçbir et hammaddesini kullanması söz konusu değildir" açıklamasını yaptı.
       Ancak bu açıklamaların hiçbiri tüketicileri tatmin etmiyor ve bugünlerde çoğu kişi kırmızı etin her türlüsüne ve et ürünlerine elini dokunduramıyor.
       Herkes biliyor ki ister "transit" diye, ister balık konservesi vs. adı altında sokulmuş olsun, bu etleri birileri alıp bize şöyle ya da böyle yedirdi.
       Bu operasyonu yürütenler için "kim" sorusunun yanıtını bulmak herhalde o kadar zor değildir.
     Koç Holding Tüketim ve Gıda Grubu Başkanı Cengiz Solakoğlu'na göre Türkiye'de tüketilen etin yaklaşık yarısı kaçak. Sadece bu işin hızlanıp yavaşladığı dönemler farklı, hepsi o kadar. Özal döneminde hayvancılık politikamızın canına okunduğundan beri bu böyle...
       Ancak Solakoğlu'nun hepimizin yüreğini ferahlatacak çok mantıklı bir saptaması var. Halktaki paniğe karşın Solakoğlu'na göre aslında şu anda ette son 10 yılın en temiz dönemini yaşıyoruz.
       Şaşırdınız değil mi?
       Solakoğlu diyor ki: "İçişleri Bakanı Tantan da Tarım Bakanı Gökalp de bu konuda çok titiz. Göreve geldiklerinden beri kaçak eti minumum düzeye indirdiler. (Sıfırlamak mümkün değil, çünkü yerli et yetmiyor.) Zaten Buffalo Operasyonu da bunun bir parçası. Enflasyon frenlendiği halde son dönemde et fiyatlarının her ay yüzde 10 - 15 artması da, kaçak etin sınırlardan eskisi gibi rahat giremediğinin kanıtı. Ama halk konuyu bizim kadar yakından takip etmediği için çok hassas. Bizim müdürlerden birinin annesi aramış, "Evladım bundan böyle sakın et yeme" demek için. Halbuki biz yediğimizi zaten yedik. Hepimize geçmiş olsun. Ama bu demek değil ki bunu yapanlardan hesap sorulmayacak. Bu da tıpkı bankalardaki gibi bir kepazelik. Üstelik sağlık sözkonusu olduğu için acısı sonradan çıkacak."
       Tarım Bakanı'nın açıklamasının firmaları töhmet altında bıraktığına dikkat çeken Solakoğlu "Sayın Gökalp'e haber gönderdim. Lütfen bu firmaları açıklasın. Hatta 10 yıl geriye giderek bir envanter çıkarılsın. Başka türlü halkın kafasındaki şüpheleri gideremeyiz" diyor.

Buffalonun gözyaşları

       Bugünlerde hangi buffaloya rastlasam (zaten buffalo dediğin mantar gibidir, her yerde bitiverir ya!) "Buffalo olduk olalı ırkımız böyle zulüm görmedi" diye ağlamaklı. Hatta "Amerika'da bolluktan sadece dilleri kesilip, eti çöpe atılan atalarımızın hali bile bizden daha iyiydi. Gerçi sonunda neredeyse soyumuz kurudu, ama en azından bizim gibi adları kaçak ve sağlıksız ete çıkmamıştı" diye yakınıyorlar.
       Son günlerde Türkiye'de adlarının karıştığı olaylar benim görüştüğüm buffaloya öylesine dokunmuş ki, Avrupalı bizon türdaşlarının yıllar önce uğradığı soykırıma bile neredeyse şükredecek hale gelmiş. Unutmadan söyleyeyim, kendisi saf kan bir Kuzey Amerika yerlisidir. Zaten ben de bu söyleşiyi yapabilmek için büyük zahmetlere katlanarak Amerika'da koruma altına alındıkları milli parklardan birine gizlice girmek zorunda kaldım!
       Bazı gazetelerimiz her ne kadar "Bize 500 trilyonluk buffalo eti yedirdiler" türünden başlıklar atmış olsalar da, aslında buffalo denilen bu pek iri sığır cinsinin eti insana "olsa da yesek" dedirten türden bir ettir. (Ben hiç yemedim.) Kanguruya filan benzemez. Hele de İran, Hindistan gibi coğrafyalara tarih boyunca yolu hiç düşmemiştir.
       Diyeceğim şu, haksızlık ediliyor zavallılara...
       19. yüzyılda Amerikalılar milyonlarcasını telef etmişti. Ama şimdi nerede o bolluk?
       Şaka bir yana "Buffalo" gibi fiyakalı bir isim takılan kaçak et operasyonunda farkındaysanız kafalar iyice karıştı. En çok da tüketicinin kafası karıştı tabii.
       Salam, sucuk ve sosis olarak bize geri dönen sağlıksız etlerden herhalde hepimiz nasibimizi aldık. İçinizi rahatlatır mı bilemem, ama yediğimiz kesinlikle buffalo eti değildi. Bundan emin olabilirsiniz.


Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr