Koronavirüs ve diyabet

Prof. Dr. Alper Sönmez’e diyabetli hastaların taşıdığı riskleri ve salgın sürecini nasıl yönetmeleri gerektiğini sorduk


Türkiye, Avrupa’da diyabetin en sık görüldüğü ülke. Şu an dünyayı saran Kovid-19 salgınıyla mücadele ederken ülkemizdeki diyabet sorunu kritik önem taşıyor.

Hayatımızdaki tüm normallerin değiştiği pandemi sürecinde, diyabet özellikle ülkemiz için kritik bir gündem. Diyabet hastalarının Kovid-19’a yakalanma ihtimallerinin daha fazla olmasının yanı sıra diyabetliler bu hastalığı olmayan kişilere göre Kovid-19 enfeksiyonunu daha zor atlatabiliyor. Daha uzun süre hastanede yatma/yoğun bakımda kalma ya da Kovid-19’a bağlı ölüm söz konusu olduğunda da daha riskli durumdalar. Diyabetli hastaların önemli bir kısmının pandemi yüzünden hekimlerine ulaşamadıklarını anlatan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Alper Sönmez, “Bu yönde bizlerin de yaptığı araştırmalar pandeminin hareketsiz yaşama, kilo alımına neden olarak diyabet kontrolünü bozduğunu gösteriyor” diyor.

Kritik olan kan  şekeri seviyesi

Kan şekerinin kontrol altında olmasının önemini vurgulayan Sönmez, her diyabet hastasının aynı riske sahip olmadığının altını şöyle çiziyor: “Tip 1 diyabet hastaları arasında kan şekeri daha yüksek olan Tip 1 diyabetliler daha büyük risk altındayken; Tip 2 diyabet hastaları arasında uzamış diyabet süresi olan, insülin kullanan, eşlik eden obezite, hipertansiyon gibi hastalıkları olan, kalp komplikasyonu gelişmiş olanların daha yüksek risk taşıdıklarından özellikle dikkat etmeleri gerekiyor.”

Kan şekeri seviyesi öyle kritik ki, Prof. Dr. Sönmez, verilerin, diyabet tanısı olmadığı halde, başvuru sırasında kan şekeri yüksek olanların daha riskli olduğunu gösterdiğini söylüyor. Mesajı ise net: “Kan şekerinizi ne kadar kontrol altında tutarsanız Kovid-19 olma riskiniz de olduğunuz zaman daha ağır zarar görme ihtimaliniz de azalır.”

Kan şekeri düzeyini kontrol altında tutmak içinse daha hareketli olmak, adım sayımızı artırmak ve aşırı kalori alımından kaçınan bir yaşamı tercih etmek çok önemli. Sokağa çıkma kısıtlamaları olan 65 yaş üstü kişilere yaşam alanları uygunsa, bahçeleri varsa, kısıtlamalara uyacak şekilde bu durumu mutlaka değerlendirerek adım atmalarını öneren Sönmez, “Ev ortamında da olsa kendimize hareketli bir yaşam kurmalıyız” diyor. Peki, tüm bu riskler varken, diyabet hastaları nelere dikkat etmeli? Şu sıralar kan şekerlerini, tansiyonlarını daha yakından takip etmeleri; kilo fazlalığı olanların daha sağlıklı beslenmeleri çok önemli.

Kovid geçirenlerde diyabet riski

Prof. Dr. Alper Sönmez, “Kovid geçiren hastalarda diyabet sıklığının arttığını gösteren çalışmalar okumaya başladık. Diyabetlilerin Kovid riski olduğu gibi, Kovid geçirenlerde diyabet gelişme ihtimali de artabiliyor” diyerek, yakın zamanda karşılaşabileceğimiz çok önemli bir sorunun altını çiziyor. Bunun sebebi olarak; tedavide kullanılan ilaçların bunda kolaylaştırıcı bir etkide bulunabileceği veya bu virüsün pankreası da etkileyebileceği belirtiliyor.

10 diyabetliden 9’unun kilosu fazla

Obezite yoksa Tip-2 diyabetin neredeyse görülmediğini belirten Prof. Dr. Alper Sönmez, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği’nin (TEMD) bu yıl yayımlanan çalışmasını paylaşıyor. Türkiye’deki kadın-erkek ortalamasında her 10 diyabetliden 9’u, kilo fazlalığı veya obezitesi olan kişiler. Sadece kadınlarda ise bu oran daha da artarak, yüzde 95’e ulaşıyor. Koronavirüs açısından risk yarattığı için bu verilerin önemi artıyor.