Osmanlının Avrupa’ya imzası; Kavala

Yunanistan’ın en sempatik ve tarih açısından en önemli şehri olan Kavala gezimizi, İstanbul’a yakın olması sebebi ile araba ile gerçekleştirdik. Hem kendi aracınızın konforu hem istediğiniz saatte hareket edebilme lüksü ve mola imkânlarını dikkate alınca kendi aracınız en doğru tercih olacaktır. Hazır yeri gelmişken araba ile yurtdışına çıkmak isteyenlerle de bilgileri paylaşalım. Eskiden evrak işleri biraz karışıktı, şimdi her şey çok daha kolay, şöyle ki;

  • Yeni çipli ehliyet
  • Herhangi bir sigorta acentesinden aldığınız 15 günlük araç sigortası (yeşil evrak) ortalama 45-50 Euro
  • Yurt dışı çıkış harcı (Devlet bankaları) kişi başı 50 TL

Bu üçünü tamamlamanız eğer merkezi bir konumdaysanız yaklaşık 25 dakika sürüyor. Sonrasında gönül rahatlığıyla aracınızı Edirne sınır kapılarına sürebilirsiniz.

Osmanlının Avrupa’ya imzası; Kavala

Kavala İstanbul’dan 450 km yaklaşık olarak 5 saat sürüyor. Kesinlikle en az bir en çok iki gününüzü ayırmanız gereken bir şehir. Osmanlı’nın izlerini takip etmek, modern şehri ve tarihi şehri keşfetmek, lezzetli deniz ürünleri yemek biraz da Kavala kurabiyesi almak için yeterince zamanınız olacaktır.

Kavala’yı hakkıyla yaşayabilmek için bir gece konaklama yapmanızı tavsiye ederiz, böylece önce modern şehri gezebilir, Kavala akşamını görebilirsiniz. Bir sonraki günde tarihi şehri gezip yola koyulabilirsiniz. Biz size yardımcı olabilmek için gezdiğimiz rotayı aktaracağız.

Osmanlının Avrupa’ya imzası; Kavala

Kavala şehir merkezi aslında Anadolu’da bulunan şehir merkezlerinden farksızdır. Kolaylıkla 2-3 saat içerisinde bütün şehir merkezini gezebilirsiniz. Sahilde bulunan güzel kafelerde oturup kahve içebilir, Şehir merkezinde ki yapıları ziyaret edebilirsiniz.

Belediye Binası

Osmanlının Avrupa’ya imzası; Kavala

Klasik Macar Kalesinin küçük versiyonu olan yapı bir zamanlar Macar tütün taciri Pierre Herzog tarafından ev olarak kullanılıyormuş. 1937’de ise belediye binası olarak kullanılmaya başlanmış.  Mimari tarzı sebebiyle yerel binalardan farklı olması turistler dâhil herkes tarafından dikkat çekiyor. Özellikle binanın üzerindeki kemerler ziyaretçileri Ortaçağ yolculuğuna çıkartıyor.

Kavala Sahilleri

Osmanlının Avrupa’ya imzası; Kavala

Ülkemize yakın kaçış noktalarından olan Kavala, Mavi Bayraklı plajları ile meşhurdur. Çocuklarıyla sakin bir tatil yapmak isteyen aileler için plajlar olmasının yanı sıra kalabalık içinde dans etmek isteyenler için de uzun saatler müziğin hiç durmadığı plajlar mevcut. Plajlar ne kadar lüks olursa olsun menü fiyatları her yerde aynı diyebiliriz. Bu da Kavala plajlarının başka bir tercih sebebidir. Deniz, kum, masmavi deniz isteyenler için mutlaka denenmesi gereken yerlerin başında geliyor.

Su Kemerleri

Osmanlının Avrupa’ya imzası; Kavala

İstanbul’da yaşayan birçok insanın bu kemerlerin ne olduğu hakkında bilgisi yok. Her gün onlarca insan su kemerlerinin altından geçiyor. Bu su kemerini de Kavala’da görünce kısaca nedir ne değildir anlatalım istedik. Bu teknolojiyi geliştiren ve gittiği her yere inşa eden Roma İmparatorluğu’ydu. Yüksekte bulunan su, kurulan kompleks tüneller, kanallar ve su kemerleriyle bezeli sistem sayesinde şehre ulaşıyor. Dünya’nın her yerindeki mimari teknoloji örneği kemerler, Roma İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu’nun ortak geçmişidir. 4 farklı ölçüye sahip 60 kemerden oluşan yapı 1911 yılına kadar kullanılmaya devam etmiş. Şu an ise sosyal medya için güzel bir arka fon olarak değerini koruyor.

Halil Bey Camii

Osmanlının Avrupa’ya imzası; Kavala

Önceleri Hristiyan Bazilikası olan yapı 1530 yılında çeşitli eklemelerle değiştirilerek Halil Bey Camii olmuştur. Dış görünüşünün sadeliği sizi aldatmasın içi oldukça gösterişli dekorasyona sahip bu camii hemen yanında yer alan 8 odalı medresesiyle birlikte uzun yıllara dayanmış. Uzun yıllar boyunca kızların eğitim aldığı bir ilkokul ve daha sonrasında da mülteciler için ev olarak kullanılmış. Bazilikanın bir kısmı hala korunuyor, görmek isteyenler içeride cam kaplı bölümü gezebilir.

Mehmet Ali Paşa Anıtı

Osmanlının Avrupa’ya imzası; Kavala

Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Toprak kavgası yüzünden Konya’dan Kavala’ya göç eden İbrahim Ağa’nın 17çocuğundan hayatta kalan tek çocuğudur. 1798’de Napolyon’un Mısır’ı işgali sırasında Fransızları bölgeden çıkartabilmek için Kavalalı Hüseyin Ağa’dan yardım istemişlerdir. İçlerinde Mehmet Ali’nin de olduğu genç bir asker grubu hünerlerini göstererek Mısır’ın geri alınmasına büyük katkıda bulunmuşlardır. Yaşı genç olmasına rağmen kısa sürede başıbozuk askerlerin başına getirilmiş kısa süre sonrada Mısır Valiliğine getirilmiştir. Mısırda nüfus sahibi kölemenleri ortadan kaldırmış, Memlük egemenliğini bitirmiş, Mekke ve Medine’yi Vahabilerin elinden almıştır. Kavala’nın en güzel yerinde hemen evinin yanında bulunan bronz anıt bugün hala Mısır Hükümeti’nin malı olarak koruma altında.

Eski Şehir (Panagia)

Osmanlının Avrupa’ya imzası; Kavala

Sanırım dokusu bozulmadan korunmuş sayılı yerlerden birisi Panagia. Kaldırım taşları bile bozulmadan varlığını devam ettiriyor. En tepede bulunan Kavala Kalesi’ne çıkarken zamanında orada yaşayanların evlerinin ve araba giremeyecek küçüklükte dar sokakların arasında kaybolmak istiyorsunuz. Yine de yukarı doğru yol aldıkça hangi yolu kullanırsanız kullanın sizi kaleye çıkaraktır. Oldukça huzurlu ortama sahip eski şehrin bir kısmı yerel lezzetlerin sunulduğu tavernalar ve lezzetli kahveler içebileceğiniz kafelerle dolu. Kavala gezinizde mutlaka uğramalısınız.

Kavala Kalesi

Osmanlının Avrupa’ya imzası; Kavala

Eski Şehir’in tam tepesinde yer alan Kavala Kalesi, göz alabildiğince denizi ve bütün şehri tepeden seyrediyor. Tarihi milattan önce 5. YY’a dayanan kale Roma İmparatorluğu tarafından kullanılmış kalelerden biridir. Osmanlı İmparatorluğu şehrin kuşatması sırasında kaleye zarar vermiş, şehri ele geçirdikten sonra da geliştirerek yeniden inşa etmiştir. Şu an kültürel etkinlikler için kullanılan kalede özellikle yaz akşamları birbirinden güzel konserleri takip edebilir, beğendiklerinize bu tarihi atmosferde eşlik edebilirsiniz.

Tabi ki Kavala Kurabiyesi

Osmanlının Avrupa’ya imzası; Kavala

Komşumuz ile paylaşamadığımız lezzetlerden biri olan Kavala Kurabiyesi, Edirne’de Damat Kurabiyesi ve Edirne Kurabiyesi olarak geçer. Özellikle 550 yıl Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde olan Kavala, Edirne ile kardeş şehir haline dönüşmüş ve bütün bilgi birikimlerini birbirine taşımışlar. Bu güzel çıtır çıtır lezzet Yunanlıların mı? yoksa Türklerin mi? Bilemiyoruz ama Türk kahvesine çok güzel eşlik ediyor, o kesin. Dönüş yolunda kurabiye almak isteyenler işte size ufak bir sır: Kavala Kurabiyesinin ana merkezi Kavala değildir. Kavala’dan İstanbul’a yola çıktığınızda yolun 12. Kilometresinde “Nea Karvali” adında ufak bir kasaba için çıkış tabelası göreceksiniz. İşte kurabiye cennetine hoş geldiniz.  Hatta kurabiye kasabası denebilir. En taze ve en lezzetli kurabiyeleri almak için on dakika da olsa uğrayın deriz. Hesapladığınızdan fazlasını almayı unutmayın yoksa bizim gibi farkında olmadan hepsini yolculukta tüketebilirsiniz.

 instagram.com/resfebercouple/