Bir Kış Masalı Uludağ

2 Şubat 2021

Her sene kış ayları gelince özellikle aralık ayından başlayarak bir heves kaplar içimizi, kar yağışını izlemek, sevdiklerimizle oyunlar oynamak için o kar tanelerinin düşeceği günü büyük umutla bekleriz.
İstanbul’da bu umut her geçen gün biraz daha düşüyor olsa da ülkemizin doğal güzellikleri, lüks otelleri, profesyonel pistleri ile bize bu mutluluğu yaşatabilen en özel yerlerinden olan Uludağ’dan gelir gelmez sizlerle bu deneyimi paylaşmak istedik.

 

Uludağ, Türkiye’nin ilk kayak sporlarına açılan dağı olma özelliğini taşıdığı için her konuda ilk yenilik doğal olarak burada yapılıyor. Birçokları tarafından kış sporlarının ve kar tatilinin sadece belli bir kesime özel olduğu düşünülse de aslında her bütçeye uygun olacak şekilde dağılmış olan oteller ve pistlerde 7’den 70’e herkes yağan karın ve kış sporlarının tadını çıkarabilir.

Uludağ’ın zirvesine ve 3 pistin tam ortasına yeni açılan Oksijen Zone Hotel Uludağ, mimarisi, yenilikçi hizmet anlayışı, güler yüzlü personeli ve size sunduklarıyla kısa sürede bölgenin parlayan yıldızı olmuş durumda. Otel’in sahibi Ömer Faruk Kamburoğlu yıllardır Uludağ’a turlar düzenleyen Oksijen Travel’ın da sahibi olması sebebiyle bölgeye uzun zamandır hâkim ve otel için en doğru noktayı uzun gözlemler sonucu çok doğru belirlemiş.

Sizi sıcak havlular ve hijyen setiyle karşılayan otelin güler yüzlü personeli, check-in işlemleri sırasında sizlere sıcacık taptaze kestane ikram ediyor. Çeşitli ülkelerde birçok otel deneyimi yaşadık ama çok azında kendimizi bu kadar özel hissetmiştik diyebiliriz.

Yazının devamı...

Şehirden Kaçış – Sapanca

17 Eylül 2020

Her ne kadar metropol yaşamı ve büyük binaları seviyor olsak da her İstanbullu gibi bizde belirli aralıklarla şehirden kaçma ve biraz olsun kafa dinleme hissine kapılıyoruz. İşte bu dönemlerde İstanbul’a yakın yerler listemize bakıyoruz ve araştırmalara başlıyoruz. İşte bu listemizin ilk sırasında yer alan, huzuru ve doğayı birlikte sunan, kendinizi yeniden bulmanız ve sakinlikle düşünebilmeniz için size fırsat tanıyan ilçe Sapanca.

Sakarya’nın en meşhur ilçesi olan Sapanca başta iç turist olmak üzere dünyanın her yerinden misafirlerini günden güne çoğalarak ağırlıyor. Tabi hal böyle olunca her gün yeni bir otel, ev ve butik otel yapılıyor. Yine de her şey o kadar güzel ve düzenli yapılıyor ki o kadar kalabalığa rağmen su berraklığını ve dinginliğini koruyor.

Biz özellikle her Sapanca gezimizde farklı bir deneyim yaşayabilmek adına farklı lokasyonlarda kalmayı tercih ediyoruz. Önce şehir içini denedik sonra tepelerden boydan boya göl manzaralı bir villa denedik en sonda size bahsetmek istediğimiz adı gibi tam gölün dibinde ki Göldibi Suit Bungalov’da konakladık.

Bu kendine ait muhteşem iskelesiyle birlikte unutulmaz keyifli anlar yaşayabileceğiniz şirin evin sahibi kuzenler. Sonradan yapılan bir yapı değil. Balıkçılıkla uğraşan dedelerinden kalma olan evin iskelesi de ev ile birlikte zamanında yapılmış bir yapı. Kuzenler bu muhteşem evi aslında kendileri için baştan tasarlıyor. Aile bireyleri gelip kafa dinlesin, kuzenler, eş, dost akşamları toplansın hep birlikte yemekler yensin sohbetler edilsin diye.

Yazının devamı...

Babadağ’ın Zirvesine Korkularınızı da Alın Gidin

29 Ağustos 2020

Gökyüzünden iki bin metre yukarıda ayaklarınızın altında dünyanın en muhteşem manzaralarından biri ve uçsuz bucaksız bir deniz… Acaba neyden bahsediyor yine Resfeber Couple dediğinizi duyar gibiyiz.

Tabi ki yamaç paraşütü ve yamaç paraşütü yapabileceğiniz en güzel yer Ölüdeniz. Ölüdeniz seyahatimiz sırasında Müge bu muhteşem deneyimi yaşama fırsatı buldu.

Fethiye, Ölüdeniz denince herkesin aklına eşsiz denizi ile muhteşem bir deniz kum güneş tatili geliyor ki bu konuda sizinle hemfikirim. Biz de Ölüdeniz’e gidene kadar aynı şeyleri düşünüyorduk. Seyahatimiz yaklaşırken muhteşem bir web sitesi keşfettik.

Fethiye’de bulunduğunuz bütün süre zarfını dolu dolu ve bol heyecanlı geçirtmeye odaklanmış bu mükemmel ekip sizi bir gün bile boş bırakmıyor. 12 Adalar tekne turundan yamaç paraşütüne, tüplü dalıştan rüzgâr sörfüne hiç bitmeyen aktivitelerle dolu bir tatil sizi bekliyor. Geri kalan zaman diliminde de o güzel maviliğe zaman ayırabiliyorsunuz ve eş zamanlı olarak her şeyin tadını çıkarmış oluyorsunuz.

Bize yapmış oldukları farklı davetlere rağmen biz yamaç paraşütünde karar kıldık ve o işi de Müge’ye bıraktık.

Öncelikle belirtmeden geçemeyeceğim gördüğümüz en deneyimli isimlerden oluşan muhteşem bir ekipleri var. Her biri kendi konusunda uzman ve tatilinizi unutulmaz anılara dönüştürmek için ellerinde gelen her şeyi fazlasıyla yapıyorlar.

Yazının devamı...

Coronavirüs Sürecinde Otel Tatili

20 Ağustos 2020

Tüm dünyayı etkisi altına alan coronavirüs özellikle 2020 tatil sezonunda otellerden acentelere, havayollarından tatilcilere herkesi olumsuz etkiledi. Sayıların daha rahatlatıcı olduğu ve dünyanın her yerinden olumlu gelişme haberlerinin geldiği şu günlerde tabi turizmde olumsuz etkiyi en aza düşürmeye çalışıyor. Bu kapsamda yaşadığımız otel deneyimimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Öncelikle düşünülenin aksine tatilde otel, daire, kamp, karavan, tekne gibi seçenekler arasında birçok kişi için en sonda olan otel seçeneği aslında bir numarada olmalıdır. Neden mi? Çünkü otellerde Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’nın birlikte hazırladığı Sağlıklı Turizm Sertifikasyonu kapsamında salgın hastalığa karşı çok ciddi önlemler alındı. Bu önlemler hem haberli hem de habersiz olacak şekilde ayda en az 2 defa denetleniyor. Her denetleme sayfalarca uzunlukta maddeler içeriyor ve yüzlerce madde arasında 1-2 maddenin bile eksik olması çok büyük para cezalarını hatta otelin kapatılmasını beraberinde getiriyor. İşte bu yüzden ne kamp, ne karavan (şahsınıza ait değilse) ne de kiralık daire size bu “Sağlık Standartları”nı sunamayacaktır.  Peki, kendi otel deneyimlerimizden bahsedecek olursak;

5 Günlük Ölüdeniz tatilimizde Karbel Sun Hotel’de konakladık. Kesinlikle muhteşem doğru bir karar vermişiz çünkü:

-Otele kimseyi maskesiz almıyorlar.

-Otelin kapısında ateşiniz ölçülüyor ve 38 üstü ateşi olan insanlar risk kapsamında içeri alınmıyor.

-Ateş ölçümünden hemen sonra el dezenfektanı ile ellerimizi iyice temizlemeniz isteniyor.

Yazının devamı...

Hafta sonu İstanbul'a yakın tatil yeri; Garipçe Köyü ve Rumeli Feneri

28 Haziran 2020

Son günlerde adını sıkça duyduğumuz Garipçe Köyü, Sarıyer’e 10 dakika mesafede Rumeli Feneri ile Rumeli Kavağı arasında yer alan şirin bir balıkçı köyü. Üçüncü köprünün de hayata geçmesi ile birlikte sınırları biraz daha genişleyen İstanbul, Garipçe köyünü bizlere daha yakın bir hale getirdi. Tabii ki kıyı köyü olduğu için halkın geçim kaynağı balıkçılık. Özellikle Sarıyer ve Tarabya balıkçılarının ürünlerinin bir kısmı bu güzel köyden gelmekte.

Son dönemde gözlerin üzerine çevrilmesinin en büyük sebebi gözden uzak ve doğa ile iç içe olması. Denizin kumsala vuran dalgaları, doymak bilmeyen martıları, suda hafifçe süzülen balıkçı kayıkları ile huzur arayanlar için muhteşem bir seçenek.

Şehrin ortasında bulunun otoparka arabanızı park ettikten sonra on dakikalık bir yürüyüş ile bütün köyü baştan sona gezebilirsiniz. Sonra da sahilde bulunan mekânlardan birini seçerek günün saatine göre ister kahvaltınızı yapabilir ister öğle ya da akşam yemeğinizi yiyebilirsiniz. Hepsi deniz kıyısında bulunun bir elin parmaklarını geçmeyen mekânların neredeyse hepsinin kendine göre bir özelliği dikkat çekici bir yapısı var. Ortak noktaları ise lüksten uzan ve samimi olmaları.

Gösterilen ilgiden memnun olan mekân işletmecileri ve yerel satıcılar olduğu gibi bu ilgiden rahatsız olan halkta mevcut, sokaklarda özellikle fotoğraf çekmek ve çektirmek için gezerken dikkatli olmanızda fayda var.

Yazının devamı...

Schengen’e En Acı Doğum Günü Hediyesi: Kovid-19

1 Haziran 2020

Bütün gezginlerin ve seyahat edenlerin en sevdiği vize olan Schengen Vizesi, 26 Mart’ta 25inci doğum gününü kutladı. Bu doğum günü diğerlerinden farklıydı çünkü ilk defa 26 Schengen ülkesi arasında geçiş yasak ve sınırlar kapalı.

 

Aslında Schengen fikrini Fransa ve Almanya çıkarmıştır. Fransa ve Almanya, serbest dolaşım konsepti bakımından çok daha somut olan ilk adımı atan iki öncü ülkedir. Bu iki ülke, 17 Haziran 1984 tarihinde Fontainebleau’da, vatandaşların serbest dolaşımına ilişkin gerekli koşulların tamamlanmasını onayladıkları Avrupa Konseyi çerçevesinde bu konunun üzerinde duran ilk ülkelerdir. İç sınırların kaldırılması ve dış sınırların genişletilmesi fikri kısa zamanda diğer ülkelerinde ilgisini çekti.

 

Schengen Güney Lüksemburg’da Mosella Nehri üzerinde küçük bir kasaba olan Schengen kasabasında Belçika, Hollanda, Fransa, Almanya ve Lüksemburg arasında 14 Haziran 1985’te imzalandı. 1990 yılında İtalya, 1991’de Portekiz ve İspanya, 1992’de de Yunanistan’ın katılımıyla Schengen bölgesi genişledi. Nitekim hala sınırlar henüz kalkmamıştı. Anlaşma kapsamındaki ülkeler arasında resmi sınırların kalmasına ve kontrolsüz dolaşımın başlamasına 26 Mayıs 1995’te tam olarak başlamışlardır. Daha sonra 1995’te Avusturya, 1996’da Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Norveç ve İsveç’te katılmıştır. 2003’te ise Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, Slovakya ve Slovenya’nın da katılımıyla sınırlarını genişletmiştir.

Yazının devamı...