Atina’da ‘Türkiye ile çatışalım’ sesleri...

Yunanistan medyasına bir haller oldu, “15 Temmuz’dan sonra Türkiye’den 4 kat daha güçlüyüz” demeye başladılar.

Haber kanallarında yorumlar yapan emekli amiraller dâhil, bu fikri savunan çok sayıda kişi var.

Diğer yandan Atina’da çok etkili olan “fiskos” dünyası, “Ege semalarındaki it dalaşlarında üstünlük artık Yunanlı pilotlara geçti” havası pompalıyor.

Yunanistan medyası öyle bir ruh haline girdi ki, cuma günü, İstanbul’da muhabiri de bulunan Sky Televizyonu, muhabirinin geçmediği “Hafter’in ziyareti Erdoğan’ı çıldırttı” haberini verdi.

Bunlar geçmişte de benzerlerini yaşadığımız gaz halleri ama işin bir başka boyutu daha var.

İktidar partisi milletvekillerin de aralarında olduğu çok sayıda milletvekili, Doğu Akdeniz’de Türkiye ile çatışmaktan söz etmeye başladı.
Araştırma gemilerimizin özellikle Girit yakınlarındaki alanlardaki çalışma takvimi belirleyici olacak gibi duruyor ki şubat ayına dikkat etmemiz lazım.

Atina biliyor ki bir Türk-Yunan çatışmasına en fazla 12 saat izin verilir, sonra AB, NATO, Birleşmiş Milletler kim varsa devreye girer.
Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi kuşatma planı çöken Yunanistan, önce çatışma, sonra diplomasi yoluyla istediğini almak için böyle bir çılgınlığa kalkar mı derseniz, zor ama imkânsız da değil.

Atina’da akıl yerini duyguya, gerçekçilik yerini hayale bıraktığına göre, iyi izlemekte büyük fayda var...

CHP’Yİ HALKÇI YAPMAYA ÇALIŞAN KADIN...

Natürmort mavidir Rahşan Ecevit’in favori rengi, Robert Kolej’de, “Ressam Rahşan” ile “Şair Bülent”’in tanışmasına vesile olan renktir o.

Londra’da eşinin basın ataşesi olarak çalıştığı yıllarda, 30 sterlin maaşları yetmediğinde parmağındaki yüzükleri hiç düşünmeden satan kadındır Rahşan Ecevit.

Atina’da ‘Türkiye ile çatışalım’ sesleri...


Dar gelirlileri imrendirir endişesiyle hiç lüks eşya kullanmadığını biliyoruz, bulaşık makinesi bile evine çok uzun zaman sonra girdi.

Hep eşinin yanında olduğu söylenir ya, değildi aslında.

Mitingler ve toplantılar sırasında insanların arasına karışır, dertlerini dinler, eşine anlatırdı onları.

Daha önemlisi, CHP’yi, devlet partisinden halk partisine dönüştürmeye çalışan kadındı Rahşan Ecevit.

1966’ta CHP Genel Sekreteri seçilen Bülent Ecevit’in ilk yaptığı işlerden birisi, smokin mecburiyeti olan Cumhuriyet Bayramı balolarını yasaklamak oldu.

Ardından Rahşan Hanım, Genel Merkez’de “Çay saatleri” düzenlemeye başladı.

Ankara’nın gecekondu semtlerinde oturan dar gelirliler, Çevre Sokak’taki CHP Genel Merkezi’nin kapısından ilk kez o zaman girdiler.

Sadece 90’lı yıllarda değil 70’lerde de gereksiz bir sürü eleştirinin hedefi oldu Rahşan Ecevit.

Mesela Bülent Bey’in, 1978’te, ABD Başkanı Jimmy Carter’ı, ABD ambargosunun kalkması için ikna ettiği zirvenin haberini “Rahşan Hanım Beyaz Saray’a Olgunlaşma Enstitüsü’nün diktiği tuvaletle gitti” diye haber yaptı o zamanın sağ medyası. En güçlü olduğu dönemde dahi, etrafında ANAP yıllarından hatırladığımız “Papatyalar” tarzı bir grup oluşturmadığını da hatırlamak lazım.

Siyasete karışırdı deniliyor, evet resmi görevi vardı DSP’de de ama hatırlayın, Semra Hanım, muhafazakâr Keçeciler’i yollamak için lades oynamıştı Turgut Özal’la.

Hatasız değildi elbet ama Af Yasası da dâhil bugün Rahşan Ecevit’in arkasından saydıranların aynaya bakıp “Ben ne kadar hatasızım acaba?” diye sorması da lazım.

YASAKLANMASI GEREKEN KELİMELER...

Komplo ya da kumpas


Sattığı çiğ böreğin kıymasında at eti çıkan ve halen satışa devam eden börekçi, et aldığı kasabı suçlayıp, “Bu bir komplo ya da kumpas olabilir” demiş.

Eğer bir kelime mağdurlardan çok yüzsüzlük savunması haline geldiyse kaldırılsın daha iyi...

Sehven

TÜİK büyüme rakamlarında “sehven” hata yaptı; CHP adaylık başvurusu olmayan adamı “sehven” milletvekili adayı gösterdi İstanbul’da; Düzce Valiliği aşırı yağışlardan sonra “sehven” afet bölgesi ilan etti şehri... Herkes hata yapabilir ama tüm bunlar, “sehven” hata yapanın bedel ödemeyeceği anlamına geliyor artık bu ülkede...

Linç

Üniversite son sınıf öğrenci oğlunu belediye şirketlerine 7 bin lira maaşla genel müdür yardımcısı atayan belediye başkanı da, bayram namazı öncesi vaazında “Keşke Kurtuluş Savaşı’nı kazanmasaydık” diyen imam da linç edilmekten şikâyet ediyor.

İstediğini yapıp, sonra da kimse eleştirmesin demenin kod adı oldu “Linç ediliyorum”. Kaldıralım daha iyi...