Bizim canımız da değerlidir inşallah

Türk malı bir dezenfektan paniği yaşanıyor Avrupa’da. Danimarka’da başlayan çalışmadan sonra 140 bin litre dezenfektana el koydu AB Yolsuzlukla Mücadele Ofisi. Tehlikeli seviyede metanol içeren dezenfektanlar körlüğe bile yol açabilir diyorlar.

İnsan merak ediyor, bu dezenfektan Türkiye’de, iç piyasada da satıldı mı? Geçen ağustostan bu yana birileri bakmıştır, satıldıysa toplatma kararı almıştır diye ummak istiyor insan. Fakat başka veriler soruları sormayı gerektiriyor:

Mesela, Alman otomotiv devi VW, emisyon sahtekarlığı yüzünden, ABD’den Avrupa’ya, oradan Avustralya’ya kadar milyarlarca euro tazminat ödedi. Türkiye’de en çok satılan ithal otomobil ama bir euro bile ödemedi. Neden?

Bayer, istenmeyen otları yok eden ilacı kansere neden olduğu gerekçesiyle yüz milyonlarca dolar ödeyerek ABD’de davacılarla anlaştı. Çeşitli Avrupa ülkelerinde açılan davalar devam ediyor. Bu ilacın en fazla kullanıldığı ülkelerden biri olan Türkiye’de açılmış tek bir dava bile yok henüz. Acaba niye?

Fuhuş evi demese sorun yok, öyle mi?

“Google’ı ilk kullanan, icat eden Sultan Abdülhamit Han’dır” dedi, kimsenin sesi çıkmadı,

Televizyonda “Bir ayda kitapları okuyorum, antropoloji dersi veriyorum” dedi. “Uzmanlık alanın değil, nasıl bu dersi veriyorsun?” diye soran olmadı?

“Felsefe bize sokulmadan önce 24 milyon kilometre toprağımız, 3 kıtaya hükmeden heybetimiz vardı” dedi, televizyon televizyon dolaştı felsefe düşmanlığıyla...

En çok başörtülü kızlara saydırdı, “Başörtülü kızlar da erkeklerle yatıyor artık. Temiz kız, bir erkekle diyaloğa girmemiş kız göremiyorsun artık. Bunlar bizim nasıl annemiz olacak?” diye sordu Seriyye dergisinde, görmeyenler oldu belki de.

Sosyal medya hesabında Avusturya’ya “Rahat olun, bizim başörtülülerin birçoğu gibi makul bir sebep bulup, kabak çiçeği gibi açılırlar” diye akıl verdi.

“Bir kadın bir erkekle mecbur kalmadığı sürece konuşmamalı, mecbur kaldığı kadar konuşmalı. Otobüs soracak, onu sorabilir, kadın bulursa önce kadına sormalı” dedi. Çıt çıkmadı memleket genelinden.

“Atatürk, Medeni Kanunu direkt İsviçre’den aldı, milli değildir” diyebildi mesela. Yok artık diyen çıkmadı, alkışlayan da olmuştur muhakkak.

Pokemon Go, uluslararası casusluk operasyonu, İbn-i Sina, Farabi asla örnek alınmayacak kişiler ilan edildi yine bu “Hoca” tarafından. Komplo teorileri hep iş yapar bu ülkede, kimse nasıl yani diye sormadığı için sallaması da kolay.

“Ezik muhafazakârlar” tanımlamasını duymadan, “İstanbul Sözleşmesi kan akıtacak” dediği için bu adamı takdir eden muhafazakârlar da olmuştur mutlaka.

Üniversiteleri fuhuş evlerine benzetmese Ebubekir Sofuoğlu diye bir derdi olmayacaktı kimsenin. Caz Festivali’nde piyano çalıp finale kalan başörtülü kıza ettiği laflara tepki gösterenler olmuş aslında. Hayranı olduğu Sultan Abdülhamit, piyano ve keman çalardı, 17 çocuğunun tamamına, kız-erkek ayrım yapmadan müzik eğitimi aldırmıştı da, her neyse...

Cinsellik takıntılı adamlar diyoruz ya bu tür adamlara, peki biz cinsellik harici söylediklerine neden bakmıyoruz? Eğitimini almadığı dersi verdiğini söylemiş olması bile başlı başına bir skandal değil mi aslında?

Not: Gericiliğin sakal ya da bıyıkla bir alakası olmadığını bir kez daha hatırlatmak isterim.

Ekrana çıkmak aşıda ayrıcalık sebebi olmamalı

İngiltere, 94 yaşındaki Kraliçe Elizabeth’i ilk değil ikinci grupta aşılayacak.

Bu bilgiyi bir kenara yazıp devam edelim.

Çin’den Türkiye’ye ilk etapta 3 milyon doz aşı gelecek, bu da 1.5 milyon kişinin aşılanacağı anlamına geliyor.

Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu aşıların bilimsel kriterlere göre yapılacağını söylüyor ama ortada bir garabet var.

Ekrana çıkan bazı isimler canlı yayında aşı gönüllüsü olmak istediklerini söylüyorlar.

Aşıya karşı olup da, ünlü biri canlı yayında aşı olduğu için fikrini değiştirecek kimse yoktur herhalde.

Kaldı ki gönüllülük bu aşının 3. faz denemeleri sırasında geçerliydi, şimdi değil.

Ekrana çıktığı için Bilim Kurulu’nun kriterlerine uymayan kimseye aşı yapılmamalı.

Aşıyı getirmek bir başarı ama aşılama doğru yapılamaz, imtiyazlı gruplar yaratılırsa çok sorun çıkar.

Rusça yayının kaynağı bulundu

Sarıyer Tüneli’nde geçen hafta Rusça radyo yayını olduğunu yazmış ve KULE AŞ’ye sorular sormuştum.

Genel Müdür Ahmet Selami Söğüt aradı, sağ olsun, aslında onların sorumluluğu olmamasına rağmen araştırmış. Artık çift sayılı frekanslara geçtik ya, tünelde yapılan ayar çalışması sırasında tek bırakılan bir kanaldan yayın gelmiş.

Yetki ve daha işe yarar, mesela meteorolojik uyarı içeren günlük anons meselesine gelince KULE AŞ, bu iş Trafik Müdürlüğü ve Büyükşehir’e bağlı İSBAK’ın yetki alanında diyor.

Ben vatandaş olarak daha iyisini talep etmeye devam ediyorum, İSBAK top sizde yani...