CEREN’E DAİR KÜÇÜK BİR SORU...

İdam cezası gelirse başka Ceren’ler ölmez diyor birileri.

Tüm medya, Ceren’in katilinin, yakalandıktan sonra verdiği ifadeyi, cezaevi koşullarını, intihar teşebbüsünü haber yapıyor...

Oysa o katil cezaevinden firar ettikten ve Ceren’in halen hayatta olduğu 72 saatten söz etmemiz lazım.

Daha önce sormuştum, 770 bin nüfusluk bir şehirde, cezaevi firarisi bir katil, nasıl 24 saat yakalanamaz diye.

Oysa ilk sormam gereken soru bu değilmiş.

Emniyet yetkilileri, Ceren’in katilinin cezaevinden firarından ne zaman haberdar oldu acaba?

Yani Ordu’nun Efirli köyünde kurulu bulunan, E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu yetkilileri katilin firarını ne zaman fark ettiler, ne zaman Emniyet’e bildirdiler?

Emniyet’e bildirmek deyince, bu infaz savcılığının mı, cezaevi müdürünün mü yoksa cezaevi güvenliğini sağlayan jandarma birimlerinin görevi mi?

Bildirim resmi yazıyla mı yapılıyor yoksa bu tür olaylar için kurulu ve hemen işleyen ayrı bir mekanizma mı var, bilmiyorum.

Bildiğim, cezaevlerinde sabah ve akşam sayım alınır, sayımda eksik çıkarsa, firarinin kimliği belirlenir ve Emniyet’e hemen bildirilir.

Bu süreç doğru işledi mi, gereken refleks hemen gösterildi mi acaba?

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, daha olayın yaşandığı gün, meselede bir gariplik olduğunun farkına varmış ve soruşturma başlatılması talimatını vermişti.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da sürecin bu kısmına dair hiç konuşmadı.

Bu önemli noktayı aydınlatabilirsek, sistemde mi sıkıntı var yoksa kişisel hatalar mı yaşandı sorusuna da cevap bulmuş oluruz...

CEREN’E DAİR  KÜÇÜK BİR SORU...

TAM GENEL BAŞKAN’A GÖRE İSİM...

Ahmet Davutoğlu, AK Parti Genel Başkanı seçildikten sonra yaptığı uzun konuşmada kendisini siyasete sokan isim, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün adını tek bir kere bile anmamıştı.

Geçmişe değil, geleceğe bakmayı tercih etmişti Davutoğlu.

O özelliği hiç değişmedi.

Mesela “Genel Başkan” olarak girdiği seçimde AK Parti’nin yüzde 49.5 oy aldığını hatırlattı çeşitli konuşmalarında.

Oysa AK Parti, kuruluşundan bu yana sadece Davutoğlu’nun “Genel Başkan” olduğu dönemde, iktidar çoğunluğunu kaybetti..

Ama 7 Haziran geçmiş, 1 Kasım şimdi ve gelecekte referans alınacak sonuçtur Davutoğlu için.

Geçmiş, 28 Şubat döneminde, Harp Akademileri’nde “Misafir Öğretim Üyesi” olarak çalışmak, gelecek, 28 Şubat’larda kendisini mağdur öznesine koyarak sosyal medya mesajları paylaşmaktır.

Yani isim cuk oturmuş...

ABD SENATOSU’NA TASARI ÖNERİLERİ...

 

Aynı İngilizce ismin kökenleri ortaya çıkarılıncaya kadar hindiler aç bırakılsın yasa tasarısı...

Ataları Türklerle aynı soydan gelen Kızılderililer bir kez daha sürgün edilsin yasa tasarısı...

Türkiye kökenli Mehmet Öz’ün televizyon şovu yayından kaldırılsın yasa tasarısı...

Türk markası Nusret’in New York Şubesi’ne gidenler FBI tarafından takibe alınsın yasa tasarısı...

Türk askerinin Güney Kore’de, Kunuri’de, ABD askerlerini nasıl kurtardığına dair bilgilerin Pentagon arşivlerinden çıkarılması yasa tasarısı...

Türk günü yürüyüşünde Maraş dondurmasını külah şovuyla satan ustalara çocuk tacizinden dava açılsın yasa tasarısı...

Şaka bir yana, bir hafta içerisinde Türkiye aleyhine tüm yasa tasarılarını kabul etti ABD Senatosu.

Güney Kıbrıs’a da silah ambargosunu kaldırdılar bize olan öfkelerinden dolayı.

Bari Küba ve Venezuela’ya savaş ilan edelim de karambolde onlara bir faydamız dokunsun...

CEREN’E DAİR  KÜÇÜK BİR SORU...

YAZAR AMA OKUMAZ MİLLİ EĞİTİM...

Cuma günü, bir okulun öğrenci kantininde olmaması gereken ürünlerin yer aldığı fiyat tarifesinin fotoğrafını bastım köşemde.

Yine Sultangazi’de olan bir diğer okulun kantininde de adı sanı duyulmamış cipsler, çikolatalar ve şekerli ürünler olduğundan söz ettim. Sonra da okulların adını yazmıyorum, bakalım Milli Eğitim Bakanlığı’ndan merak eden bir kişi çıkacak mı diye sordum.

Çıkmadı...

Adlarının geçtiği haberleri dahi okuma zahmetine katlanmıyorlar demek ki.

Yazar ama okumaz bir Türk medyası var zannediyordum meğer öyle değilmiş... Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, bir yanda yerli Bakalorya sistemi kurmaya, okyanusu aşmaya çalışıyor, diğer yanda bürokrasisi derede boğuluyor.

Sahi nasıl olacak o zaman bu iş?..