‘Emekli avı’ tüm acımasızlığıyla sürüyor

Bankaların emekli maaşlarını alabilmek için verdikleri promosyonları herkes biliyor.

Bilinmeyen, “emekli avı”nın vahşi yüzü.

Koronavirüs aşısı üst yaş gruplarına uygulandığı dönemde elemanlarını emekli avlamak için hastanelere yollayan şube müdürleri biliyorum.

Bu kurumsal bir uygulama mı yoksa şube müdürlerinin inisiyatifi mi, bilmiyorum ama acımasız olduğu gerçek.

Sonra müşteri emekli maaşını başka bankaya alamasın diye hesaba bloke koyup, müşteriyi şubeyle konuşmaya zorlayanlardan tutun da,

Emekli maaşınızı başka bankaya alırsanız, “Başka bir hesap numarasına tanımlı destek hesabınız kapanır” diyenlere kadar çeşit çeşit zorluk çıkarılıyor insanlara.

Bana şikâyetini dile getiren herkese söz konusu bankaları BDDK’ya şikâyet etmelerini öneriyorum.

Ancak BDDK’ya sadece e-şikâyet yapılabiliyor ve bu da birçok emekli için zorlu bir işlem süreci.

En azından bu emekli avı sürecine dair şikâyetleri telefonla almanın bir yolu bulunabilir mi acaba?

Dikkat! Squid Game var

Netflix’in yeni fenomeni Squid Game öyle tehlikeli bir salgın haline geldi ki, önce İngiltere, sonra Belçika ve İspanya’da okullar velileri uyarmak zorunda kaldı.

16 yaşından büyükler için olan bir dizi ilkokul çocuklarını nasıl etkiliyor, nasıl şiddete yönlendirir diye düşünmeyin.

Evde dikkatsiz şekilde dizi izleyen tek bir ebeveyn bile yetiyor yayılmaya.

‘Emekli avı’ tüm acımasızlığıyla sürüyor

Üstelik siz evde seyretmesiniz bile okuldaki tek bir çocuğun diziyi seyretmesi çocuğunuzun haberdar olmasına yetiyor.

Türkiye’de de çocuklar bu diziden haberdar durumda, kimi özel okullarda öğretmenler dikkatle izliyorlar Squid Game konulu konuşmaları.

Bir zamanlar Pokemon gibi uçabileceğini zanneden çocukların camdan düşüp öldüğü ülke olmuştuk.

O yüzden, siz seyretmeseniz de çocuğunuzla Squid Game üzerine konuşun mutlaka.

İzmir’in kapasitesi doldu

Buca’da karşılıksız aşk cinayeti ve intihar,

Konak’ta eğlenen arkadaşlar arasında kavga, bir ölü,

Karabağlar’da annesini öldüren evlat...

Torbalı’da bir göçmen tarafından öldürülen 19 yaşındaki genç,

Yine Buca’da sokak ortasında infaz edilen 20 günlük baba,

Karşıyaka’da çocukların kavgasına karışan aileler; bir ölü, beş yaralı,

İzmir Konak’ta, sokakta husumetli olduğu kişi tarafından öldürülen adam...

Bunlar son iki haftanın haberleri.

Youtube’u açınca İzmir’den Bayraklı’da çıkan ve cinayetle biten omuz atma kavgası görüntüleri de var, sosyal medyada fenomen olmak için 14 yaşındaki kızları döven kızların görüntüleri de, oto yıkamacıda kaybolan anahtar yüzünden işlenen cinayetin güvenlik kamerası kayıtları da...

Halı sahada maç yapan polislerle çatışan serseri grubu da, kendisini uyaran polisi bıçaklayan 15 yaşındaki çocuk haberi de İzmir’den geldi.

Çok eksiği var, fazlası yok bu listenin, tamamı 2021 yılı olayları.

İzmir en fazla göç alan illerden biri ve belli ki İzmir’in gelenleri asimile etme, “İzmirli yapma” kapasitesi dolmuş.

Yaşam biçimi ve kent kültürü polisiye tedbirlerle korunabilecek bir olgu değil, mesele asayiş meselesini çoktan aşmış durumda.

Bu saatten sonra İzmir’e göçü durdurmayı konuşmak, buna yönelik önlemler almak lazım.

Aksi takdirde, İzmir ikinci bir İstanbul olacak, İzmir’e yazık olacak.

Bu medya çok eğlenceli, gelsenize

Can Ataklı, Pfizer-BioNTech aşıları ve gizli tazminat maddesiyle ilgili bir yazı kaleme aldı.

Almanya’da bir otomotiv firmasında çalışan mühendisin aktardığına göre, Pfizer ileride yaşanabilecek ölümlerle ilgili tazminat sorumluluğu
almamış, tüm yükü Türkiye Hükümeti’ne bırakmış.

“Baktım, hiçbirimiz bunu bilmiyoruz” diye yazmış Can Ataklı. 30 Aralık 2020 yazımdan bir cümle aktarayım: “Varılan anlaşma gereğince aşılar tazminat gerektirecek bir sağlık sorununa neden olursa Pfizer mağdurlara tazminat ödeyecek ama ödenecek tazminatın büyüklüğü aşılara ödenen toplam rakamı geçemeyecek.”

Ne ortada gizli bir anlaşma maddesi var ne de bu kimsenin bilmediği, yazmadığı bir durum.

Google’a, Pfizer, Türkiye, tazminat yazsanız bu yazı çıkıyor, yani öyle çok araştırma falan yapmaya da gerek yok.

İnsan her satırı okuyamaz eyvallah ama en azından Almanya’da bir otomotiv fabrikasında çalışan bir mühendisin Türkiye’nin yaptığı bir anlaşmanın “gizli” maddesini bilmesi ihtimali üzerine düşünür en azından.

Bir de not aktarayım: Acil kullanım onayıyla aşıları devreye aldığı için ABD de aşı olanlara kâğıt imzalatıyordu.

Hatta o kâğıdın “Beklenmeyen yan etki” bölümünde ölüm de yazıyordu.

Tazminatların milyon dolarla ödendiği ABD’nin aldığı bir önlemdi bu.

Bana da ABD’deki bir otomotiv firmasında çalışan mühendis anlatmıştı bu gizli bilgiyi (!)