İsa’ya da Musa’ya da yaranamamak

Emre Can, Alman Milli Takımı forması giyen, Türk asıllı Alman bir futbolcu.

Türkiye’nin golünden sonra, hakeme abartılı itirazı sosyal medyanın hoşuna gitmedi.

Hırslı her futbolcu, formasını giydiği takımın kazanmasını ister, abartacak, bu genç adamı “vatan haini” ilan edecek bir durum değil bu yaşanan.

Ancak 90 dakika bittiğinde yaşananlar üzerine Emre Can’ın da bizim de düşünmemiz gerekiyor.

İsa’ya da Musa’ya da yaranamamak

Bir dönem Türkiye’de çalışan Alman Milli Takımı Teknik Direktörü Löw, zaman zaman sorulara Türkçe yanıt verirken, Emre Can, Türkçe sorulara Almanca cevaplar verdi.

Bir Alman vatandaşından daha Alman olma çabası boş bir uğraş.

Emniyet ve ordusuna aşırı sağın sızdığı, milliyetçi damarı belirgin bir ülke Almanya.

Emre Can, sorulara hangi dille cevap verirse versin her zaman Türk kökenli olarak anılacak.

Bu Emre Can’ın çıkarması gereken ders, bizim çıkarmamız gereken ders bambaşka...

Bir gruba, bir topluluğa sonradan katılanlar her zaman normalden daha abartılı davranıyorlar.

Köşelerinde FETÖ’ye en çok sövüp sayanlar, belki de o yapıyla geçmişte fazla haşır neşir oldukları için bu yolu izliyorlardır.

Aşı bugün bulunsa...

Koronavirüs aşısı bugün bulunsa diye bir hesaplama yapmış Alman Robert Koch Enstitüsü,

Bulunacak aşı, etkili olması için iki doz yapılmalı. Almanya için ihtiyaç 160 milyon doz, ilk aşamada üretilebilecek aşı 5 milyon doz seviyesinde...

Maske ve mesafe önlemlerinin kalkması için nüfusun yüzde 60’ının koronavirüse karşı bağışıklık kazanması gerekiyor. Almanya için bu süre en iyi ihtimalle 8 ay olarak hesaplanıyor.

Bugün aşı bulunsa ve hemen üretimi başlasa, hayatın eskiye dönmesi için gereken süre 1.5-2 yıl arası olarak öngörülüyor.

Koronavirüs, tüm dünyada belirli sayıda can alacak, ülkelere göre kontenjanları olan bir virüs değil. Aşı çalışmalarının ilerlemiş olmasını bırakın, bugün bulunması halinde bile, virüsle geçirmek zorunda olduğumuz zaman tahminlerimizden çok daha uzun olacak...

‘Ağzınla kuş tutsan, vejetaryenim...’

Galatasaray’ın UEFA Kupası’nı alması,

Naim Süleymanoğlu’nun olimpiyat şampiyonluğu,

Orhan Pamuk’un olmadığını biliyorum, Aziz Sancar’ın Nobel Ödülü kazanması,

Avrupa Birliğiyle tam üyelik müzakerelerinin başlamış olması,

Karadeniz’de doğal gaz bulunması,

Bir kâğıda “Ortak Sevinç” başlığı altında okuduklarınız ve benzeri maddeleri yazdım, sonra çevremdeki herkese sordum.

Her cevapta bir ya da birden fazla maddenin üzerini çizmek zorunda kaldım.

En çok şaşırdığım madde, Aziz Sancar’ın Nobel’i oldu. Kimi HDP’de yönetici olan kuzeninden kimi çok fazla Mustafa Kemal Atatürk dediği için “ortak sevinç” kısmından çıkardı Hoca’nın adını.

Galata Kulesi’nde tamamlanan restorasyona dair üç satırlık yazıma gelen tepkilerden sonra yaptım bu testi.

İsa’ya da Musa’ya da yaranamamak

En doğal harç olan Horasan harcı kullanılmış diye yazdım, “Belki Cenevizlilerin de tarihi bir harcı vardır” diye cevap geldi.

İyi de, Galata Kulesi 3. kata kadar Ceneviz, sonrası Osmanlı izleri taşıyan bir yapı. Depremlerde yıkılmış, onarılmış, vs.

Kule, 1967 onarımından kalan ve taşıyıcılar haricindeki tüm beton yüklerden kurtulmuş diye yazdım, “Olsun Hilti kullandılar” diyenler oldu. Hilti görüntüsünü savunan yok ama biraz da sonuca da bakmamız gerekmiyor mu?

Yangın tertibatı olmayan tarihi bir kulede döner satılmasından rahatsız olmayıp da restorasyon uygulamasındaki hata üzerinden mi bakacağız sonuca?

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Beyoğlu’nu “Bir kültür yolu” projesiyle ayağa kaldırmaya çalışıyor.

Hata olursa, elbette eleştirilir ama “Ağzınla kuş tutsan vejetaryenim” diyerek nereye varabiliriz ki?..

Aptal dostun olacağına...

Ermenistan Başbakanı Paşinyan “Türkiye durdurulmazsa, bakarsınız bir kez daha Viyana kapılarına dayanırlar” diyor.
Sonra elinden geldiğince “Onlar Müslüman, biz Hıristiyan’ız” vurgusu yapıyor.
Şu Viyana sözlerini duydukça Fransa Cumhurbaşkanı’nın ne hissettiğini merak ediyorum.
Acaba “Aptal dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun” lafını hiç duymuş mudur?