Venizelos’un fotoğrafını da yırtsanıza

Tam 99 yıl önce bugün Mustafa Kemal Atatürk’ü taşıyan otomobil Karşıyaka’da bir köşkün önünde durdu.

Mustafa Kemal Atatürk’ün geçeceği mermer merdivenlerin üzerinde yere serili bir Yunan bayrağı duruyordu.

Gazi, “Nedir bu?” diye sordu, çevresindekiler “Yunan Kralı bu eve girerken Türk bayrağını çiğnemişti” diye yanıtladılar.

Mustafa Kemal Atatürk, “Hata etmiş, ben Yunan Kralı’nın hatasını tekrarlamam, bayrak bir milletin şerefidir, kaldırınız” der.

1934 yılında Yunanistan Başbakanı Venizelos, Nobel Komitesi’ne üç sayfalık Fransızca bir mektup yazar.

Mektupta “Yakın Doğu’da barışın sağlanmasında en değerli katkıyı gösteren kişi Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’dan başkası değildir” der ve 1930’dan beri Yunanistan Başbakanı olarak görev yapan biri olarak Mustafa Kemal Paşa’yı Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdiğini bildirir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün resminin olduğu ders kitabının sayfalarının yırtılmasını emreden Kıbrıs Rum Yönetimi, Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday gösteren Venizelos’un fotoğrafını da yırtsa ya demeyeceğim, yemez, yapamazlar.

“Barbar Türkler” diyenlerin 2021 senesinde ders kitabında fotoğrafına tahammül edemediği Atatürk ile 99 yıl önce bugün Yunan bayrağını çiğnemeyen Atatürk aynı kişi.

Bu tablo aslında kimin barbar, kimin tahammülsüz, kimin halen tarihiyle yüzleşemediğini tüm dünyaya gösteriyor.

Venizelos’un fotoğrafını da yırtsanıza

Şenol Güneş neden istifa etsin ki?..

Siz hiç, seçim kaybedip de, “Ben bu işi beceremiyorum” diye koltuğundan kalkan genel başkan gördünüz mü? Siz hiç, başında olduğu üniversite akademik başarıda geri gitti diye istifa eden rektör gördünüz mü? Siz hiç, genel müdürü olduğu kurum çok sayıda ölümlü kazaya karışıp da istifa eden bürokrat gördünüz mü?

Siz hiç, vatandaşa küfredip, ardından istifa eden vali gördünüz mü?

Siz hiç, bir göreve atandığında, “Bu benim bildiğim bir konu değil” diye affını isteyen bürokrat gördünüz mü?

Tüm soruların cevapları hayır olunca, Şenol Güneş neden istifa etsin ki diye sormadan edemiyor insan.

İspanya Genelkurmay Başkanı’nın sırası gelmeden aşı olduğu, Arjantin ve Ekvador sağlık bakanlarının tanıdıklarına ve akrabalarına  sıra gelmeden aşı yaptırdıkları için istifa etmiş olmalarının bu yazıyla bir alakası yok.

İstifa etmez de görevine son verilirse Şenol Güneş’e ödenecek 52 milyon lira tazminat bilgisinin de bu yazıyla bir alakası yok.

Okulları açık tutma notlarına devam

ABD’de geçen hafta koronavirüs pozitif çıkan testlerin dörtte birinden fazlası çocuklara ait.

Ağustos ortasından beri bir sürü eyalette on binlerce öğrencinin karantina gerekçesiyle evlerine yollandığını ve bölgesel bazlı okul kapatmaların da yaşandığını biliyoruz.

Milli Eğitim Bakanı haklı olarak Bilim Kurulu’nun tavsiyelerine bakıyor.

Sınıfta pozitif öğrenci çıktığı zaman derslerin devam etmesi ve o sınıf öğrencilerine semptom takibi yapılması kararı doğru bir karar değil zira Delta varyantında ateş ölçümü işe yaramıyor, tat kaybı yaşanmıyor.

Bilim Kurulu, çocuklardaki vaka sayılarını her zamankinden daha dikkatli takip etmeli gelecek hafta.

Tarım Bakanı bu işe ne diyecek?

Ağustos ayları, enflasyonun eksi çıktığı, çarşıda pazarda bolluk yaşanan ay olarak yer etti aklımızda.

Ağustos 2021’de fiyatı en çok artan 20 üründen 15’i gıda ve tarım ürünü.

Salatalık, kabak, limon, taze fasulye, karpuz, kuru soğan, yumurta, patlıcan, kıvırcık, sarımsak, kavun, kaşar peyniri, yeşil soğan, ayran, elma diye gidiyor liste...

Çiftçi kâr etmediği için üretmediğinde, aracı ve market çiftçiden çok ucuza aldığını vatandaşa 10 katı fiyata sattığında bu sonuç kaçınılmaz oluyor.

Çiftçi üretmediği sürece, Hal Yasası, Perakende Yasası’yla falan bu gıda enflasyonu kontrol altına alınamaz.

Birinin acilen çiftçiyi üretime döndürmesi gerekiyor.

“Kim demiyorum, kim olursa olsun...” (Bu, Ahmet Telli’nin Asmin şiirinin son mısraıdır aynı zamanda.)