Yassıada’ya tersten bakış

Adnan Menderes’in siyasi tercihlerini, yol haritasını tartışan, ona en karşıt insanların bile asılmaması gerektiğine dair çok yorum okudum ve duydum.

Yassıada yargılamalarını herkes Bebek Davası, Köpek Davası ile konuşur ama sadece bunlarla sınırlı değildir kabul edilemez olanlar.

Mesela Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın 110 bin lira rüşvet karşılığında Vinileks şirketine usulsüz kredi sağladığı iddiası.

Dava dosyasını okuduğunuzda, bu şirketin, 27 Mayıs darbesinden sonra da kredi aldığı yani kredi almak için gereken şartlara sahip olduğu ve kimseye rüşvet vermeye ihtiyacı olmadığının savunmalarda söylendiğini görüyorsunuz, kimse umursamamış, dinlememiş bile.

Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’ya nişan yüzüklerini takan Mustafa Kemal Atatürk’ün hediyeleri sorulmuş davada, sorulmaktan öte, oradan da bir suç çıkarılmaya çalışılmış.

Değirmen Davası diyorsunuz, dava zaman aşımından düşmüş.

Yurt dışından döndükleri geziden sonra harcamadıkları dövizleri iade etmeyen iki bakan zimmetten yargılanmış.

Meclis Başkanı’nın yatalak karısına bakması için Almanya’dan getirdiği hasta bakıcı, “Sen dövizi tıbbi alet için almıştın” denilerek yargılama konusu oldu.

Barbara Davası diye bildiğimiz davada, savcılık makamının bazı soruları var ki, “Kadın, genç ve güzelmiş falan diye de not almışsın” diye cinsel göndermelerle dolu.

Bebek Davası kısmında mahkemede delil olarak kabul edilmeyen kadın iç çamaşırını elinde sallayan Savcı Yardımcısı’na saygı duymak mümkün mü?

Ve sonuçta Düşükler diye bu insanların Yassıada günlerinden kurmaca filmler yapıp, yemek yiyen Adnan Menderes için “Poz yapmadan yiyemez” diye seslendirme yapmak kabul edilebilir mi?

Sayfada gördüğünüz kare, Yassıada’ya gidenlere Dolmabahçe’de dağıtılan bir broşürden alınma, propagandanın en çirkin yüzü belki de...

Sonuç mu? Adnan Menderes ve Demokrat Parti iktidarına karşı olanların bile kabul edemediği bir yargılama süreci yaşandı Yassıada’da.

Bunun başka bir açıklaması yok...

İsmet İnönü neden ceza aldı?

Siyasi gerilimin en sert olduğu ve Tahkikat Komisyonu Yasası çalışmaları sürerken CHP Genel Başkanı İnönü’nün “Sizi ben bile kurtaramam” sözlerini herkes bilir.

Oysa bundan çok daha ağırını söylemiş ve sözleri oylamayla Meclis tutanaklarından çıkarılıp, İsmet İnönü’ye 12 oturum Genel Kurul’a katılmama cezası verilmiştir.

Darbe için geri sayım olduğu günlerde Meclis’te söz alan İnönü, Güney Kore’de öğrenci eylemleri sırasında yaşanan olayları ve ardından gelen darbeyi hatırlatarak, “Türk milleti, en az Güney Kore milleti kadar onurludur” cümlesini kurmuştur. Yakın siyasi tarihimizi ne kadar az bildiğimizi anlatmak adına, bir not da bir köşede kalsın...

Bir portre olarak Ethem Menderes

Adnan Menderes’in ilk soyadı Menderes değildir aslında. Tam adı Ali Adnan Ertekin’dir.

Menderes soyadını milletvekili olup, Hukuk Fakültesi’ni bitirdiğinde seçmiştir. Ethem Menderes’in soyadı da sonradan seçilmiş bir soyadıdır. Çok sevdiği arkadaşına yakın olmak için Menderes soyadını almıştır Ethem Bey.

Ama önce darbeye giden yolda, sonra Adnan Menderes’i idama götüren süreçte Ethem Menderes adı belirleyici isim olmuştur.

Mesela sonra darbe lideri yapılan Cemal Gürsel’in 3 Mayıs 1960 tarihli bir mektubu vardır. O zaman Milli Savunma Bakanı olan Ethem Bey, bu mektubun tüm içeriğinden söz etmez Adnan Menderes’e, genel hatlarından söz eder.

Oysa mektupta “Halkın çok sevdiği Menderes Cumhurbaşkanı olsun” önerisi vardır mesela. Sonra Yassıada’da bu mektup sansürlenerek okunur, Cumhurbaşkanlığı önerisi atlanır ama kalanı bile çok şaşırtır Adnan Menderes’i.

Sonra yargılama başlar, Ethem Menderes’in günlükleri iddia makamının önemli delilleri arasına girer.

Soyadını alacak kadar çok sevdiği arkadaşı için siyasi hırsından oldukça ağır satırlar karalamıştır Ethem Menderes.

1970’li yıllarda yayımlanan kitaplarda, aileler İsmet İnönü’den fazla Ethem Menderes’e kızdıklarını anlatırlar.

Tarihin bir garip cilvesidir bu durum da...