Yüzsüz yüzdeler...

Yüzde 15.03; 2020’de geçerli olacak asgari ücret zammı. Yüzde 6.49; 2020’nin ilk 6 ayı için SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin zam oranı. Yüzde 6.45; 2020’nin ilk 6 ayında memur ve memur emeklilerinin zam oranı. Yüzde 3 artı yüzde 3 ve enflasyon farkı; 2020’de daha önce imzalanan toplu sözleşmeye göre kamu için çalışan işçilerin alacakları zam. Yüzde 2 artı enflasyon ilk 6 ay, yüzde 1.5 artı enflasyon ikinci 6 ay; bu da 2020 yılında THY personelinin alacağı zam oranı.

Yüzde 35; yarından itibaren İstanbul’da toplum ulaşımda geçerli olacak zam oranı. Ulaşım hane giderlerinin yaklaşık 16.78’i gibi ciddi bir orana sahip ve bu zam oranı elbette tartışılacaktır. Tartışılmayacak olan şey, bu zammın yazılı bir açıklamayla duyurulmuş olmasındaki iletişimsizlik, bu kadar yüksek bir zam oranının gerekçelerindeki belirsizlik, zamma alternatif olabilecek tasarruf seçeneğinde nereye gelindiğindeki bilinmezliktir.

BENİM GÜLÜM SENİN GÜLÜNÜ DÖVER...

Dünyanın en güzel Karagül’ü Şanlıurfa, Halfeti’de yetişiyor.

Biz, daha üretip, satmayı yeni yeni akıl ediyoruz, Hollanda, dünya pazarına genetiğiyle oynanmış Karagül veriyor.

Sadece Karagül değil, “kesme çiçek” ihracatının tamamının açık ara lideri, Hollanda, yılda 4 milyar dolardan fazla ihracat yapıyorlar.

Bu 14 Şubat öncesi Türkiye’de kesme çiçek ihracatı yaptı ama sattığımız ürünler arasında, tek bir dal gül yok.

İhracatı geçtim, İstanbul Çiçek Mezatı’nda yerli üretici malını satamıyor, Hollanda’dan ithal güller 2 katı fiyata gidiyor.

İthal ürün sevdamızdan olmuyor bu, çiçekçiler, çabuk solan, boy standardı olmadığı için buket yapmakta zorlandıkları yerli gülü almıyorlar.

Dünya genelinde 10 milyar dolarlık bir pazar kesme çiçek pazarı ve en büyük ithalatçılar da Avrupa ülkeleri.

Güney Amerika’dan, Kenya’dan, ömrü sınırlı çiçek alan adamlara, “büyük oyuncu” rakamlarında çiçek satamıyoruz zira üretemiyoruz.

Toprak ve üreticiyi bilimle buluşturmadığımız sürece, dev bir pazardan binde 3 pay aldık diye sevinmeye, züğürt tesellisine devam ederiz ancak...

30 YIL SONRA KANSER OLACAĞINIZI BİLMEK İSTER MİSİNİZ?

Başlıktaki soruyu bir süre düşünmenizi önererek başlayayım en iyisi... Daha çocukluk yıllarınızda size böyle bir teşhis konsa, siz ne yaparsınız, aileniz ne yapar, devlet ne yapar?

Bilim insanları, aynı 9 genin, çeşitli kanser türlerinin oluşmasındaki etkisini ortaya çıkardı bir süre önce. Kanserin zaman çizelgesi başlığıyla, çok önemli bir haber olarak duyuruldu bu gelişme dünya medyasında.

Sevinmek mi lazım, üzülmek mi, çok emin olamadım doğrusunu isterseniz. Emin olamadım zira, obezlerin ya da sigara içenlerin tedavi giderlerinin devlet tarafından karşılanmaması gerektiği söylenen bir zaman diliminde yaşıyoruz. İleride kanser olacağı tespit edilen çocukların tedavi ya da eğitim giderlerine laf edenler de çıkacaktır muhakkak...

Bir de teşhis konulan çocuk ve aileler açısından düşünelim meseleyi...

Mesela böyle bir bilgiye sahip olan bir aile en iyi okullara yollar mı çocuğunu ya da çocuğun istediği sporu yapmasına izin verir mi?

Daha bir sürü soru üretilebilir elbette ama bu kadarı yeterli. Kanserde erken teşhis hayat kurtarıyor bu doğru ama 30-40 yıl öncesinden konulacak bir teşhis, yaşam hakkına zarar verici hale gelebilir zamanla...

SON ÇIKAN IŞIKLARI KAPATSIN...

İstanbul’da hava sıcaklığı 6 santigrat derece olarak ölçüldü cuma günü.

Antarktika’nın kuzey ucundaki Esperenza Üssü’nde 18.3 santigrat dereceydi aynı gün sıcaklık.

Antarktika’da yer alan ve yüzölçümü İngiltere’den sadece biraz daha küçük olan bir buzul var, adı Thwaites Buzulu.

Dünya denizlerindeki yükselişin yüzde 4’ünün sebebi durumunda bu buzul.

Şu an giderek hızlanan erime sürerse, dünya genelinde denizler yarım metreden daha fazla yükselecek.

Bu sadece bazı ülkelerin sular altında kalması değil, İngiltere’yi ılıman tutan Gulfstream akıntısının da bozulması riskini artıracak.

Ya bu dünyada doğaya uyumlu yaşayacağız ya da Mars’a yerleşmeyi başaracağız, başka yolu yok insanlığın...