Dudak dolgusu yaptırmak isteyenler için süreci anlattım!

6 Şubat 2021

Uzun zamandır merak ettiğim ve bir çok çekincemin olduğu bir işlem olan dudak dolgusu için bütün araştırmalarımı yaptıktan, bütün korkunç yan etkili vakaların haberlerini okuduktan sonra cesaretimi topladım ve işlem için kliniğin yolunu tuttum.

Her ne kadar araştırma yapıp bilinçli bir şekilde gittiğinizi düşünseniz de muayene koltuğuna oturduğunuzda aslında internette yazanların doktorların bilgisinin binde biri bile olmadığını hemen fark ediyorsunuz. Kliniğe gittiğimde Suna hanım beni tüm tatlılığıyla karşıladı.

Tüm korkularımı kendisine de aktardım, hatta biraz fazla detay soru sormuş olabilirim, kabul.

Sonrasında muayene için Dr. Salih Onur Basat'ın odasına gittim, beni 24 yıllık gerçeğimle yüzleştirdi ve dudak yapımın gerçekten çok ince, zayıf ve hacimsiz olduğunu söyledi.

Sanırım bunları söylerken işinin zor olacağına dikkat çekiyordu.

Neyse ki benim doktoruma güvencim tamdı çünkü kendisi yaptığı işlemlerde vücudunuzun bir bölgesindeki yağı alıp orayı inceltip hacimli durmasını istediğiniz bölgeye (örn: kalçanıza) enjekte edebiliyor. Bu bize düşündükçe bile sıra dışı gelen işlemi gerçekleştiren bir doktorun en kolay işlemi dudak dolgusudur herhalde diye düşünmeden yapamıyor insan.

Muayene odasından sonra bir başka odaya fotoğraflarımın çekilmesi için girdim. Açıkçası aradaki farkın nasıl olacağını merak ettiğim için bu konuda baya hevesliydim zaten. Sonrasında bir çok sorudan oluşan bir rıza metni okudum cevapladım ve imzaladım. İçinde ne gibi sorular var diyecek olursanız minicik aktarayım,

Alerjim var mı?

Yazının devamı...

Popüler estetik trendleri: Doğru bilinen yanlışlar

17 Aralık 2020

Estetik cerrahi ile Rekonstrüktif cerrahi arasındaki fark nedir?

Öncelikle estetik cerrahi, var olan normale yakın ya da normal olan bir yapıyı bir organı bir bölgeyi daha iyi ve daha güzel hale getirmek için yapılan bir cerrahi müdahaledir. Rekonstrüktif cerrahi ise bir onarım ameliyatıdır. Yani zarar görmüş hasarlanmış ve bütünlüğü kaybolmuş bir bölgeyi onarmak, eski haline ya da eski haline daha yakın bir hale getirmek için yapılan bir ameliyattır.

Estetik operasyonlar ağrılı ve sancılı işlemler midir? Eğer öyleyse ağrıyı azaltmak için neler yapılabilir?

Az ya da çok bütün estetik ameliyatlarda bir ağrı meydana gelir. Bu ağrı yapılan operasyonun büyüklüğü ve bölgesine bağlı olarak değişir. Önceden kemikle ilgili yapılan işlemlerde mesela bir burun ameliyatında kemik üzerinde çalışıldığı için bu bölgede daha çok ağrı meydana geliyordu. Ama artık çekiç olmadığı için ve piezo ile ultrasonik olarak kemikler kesildiği için daha az ağrı meydana geliyor.  Ama buna karşılık olarak herhangi bir kesi yapılmamasına rağmen bir liposuction ameliyatında geniş bir alanda çalışıldığı için bir burun ameliyatına göre daha fazla ağrı meydana geliyor. Bu ağrılar en çok ilk iki gün görülür ve yaklaşık bir hafta sonrasında ağrı azalarak kaybolur.

Özellikle meme büyütme operasyonları insanların kuşkulu yaklaştığı işlemler. Kanser yapıyor diyenler bile var. Meme büyütme işlemlerinde takılan silikonun vücuda zararı var mıdır?

Yazının devamı...

Popüler estetik trendleri: Barbie estetiği

15 Aralık 2020

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki estetik operasyonlar her zaman dış görünüşte dikkat çekici değişimler elde etmek için yapılmaz. Aynı zamanda kişinin kendini rahat hissetmesini sağlamak, özgüvenini desteklemek ve kendini her zaman özgür hissetmesini mümkün kılmak için de yapılır. Barbie estetiği de kadınların özgür, özgüvenli ve rahat olmalarını sağlayan oldukça önemli bir operasyonmuş. Barbie estetiği hakkında bize Jinelokog Op. Dr. Burcu Kardaş Arslan merak ettiklerimizi anlatacak.

Barbie estetiği nedir, nasıl yapılır?

Barbie estetiği olarak adlandırdığımız estetik operasyon en çok talep gören genital estetik operasyonlar arasında yer almaktadır. Vajinanın iç ve dış dudaklarının daha orantılı ve estetik bir görünüme sahip olması için yapılan operasyona Barbie estetiği adı vermekteyiz. Labioplasti olarak da adlandırılan bu operasyonda amacımız dış genital bölgedeki yapısal bozuklukları ortadan kaldırmak. Bölgedeki sarkmaların, dudaklar arası boyut farklılıklarının kötü bir görünüme sahip olması hem fiziksel hem de ruhsal açıdan kişinin olumsuz etkilenmesine neden olur. Cinsel ilişki esnasında ağrı, kanama, adet döneminde hijyen sorunu, kaşıntı, bölgenin iç çamaşırına sürtünmesi sonucunda oluşan tahriş gibi olumsuz etkiler bu operasyonu gerekli kılar.

Genel ya da lokal anestezi altında yapılabilen bu operasyon 30 ila 60 dakika arasında sürer. Operasyonda önemli olan kişinin sorunlarını çözüme kavuşturmak, yaşadıkları sağlık problemlerini ortadan kaldırmak ve cinsel açıdan daha özgüvenli olmasını sağlamaktır. Barbie Estetiği tam olarak kadınların aklında canlanan o kusursuz görünüme konforlu ve sağlıklı bir şekilde sahip olmayı mümkün kılar.

Peki Barbie estetiği kimler için uygundur? Herkes yaptırabilir mi?

Cinsel kimlik oluştuktan sonra 18 yaş altında da ebeveyn izni ve bilgisi dahilinde Labioplasti yapılabilir. Ayrıca bu operasyonun yapılmasını gerektirecek boyutta şekil bozukluklarının olması da önemli bir kriterdir. Genel sağlık durumu ameliyat olması için uygun olan, genital bölgesindeki sarkmalar yüzünden hem fiziksel hem de ruhsal sıkıntılar yaşayan kadınlar için bu estetiği öneriyoruz. Sağlıklı, konforlu ve özgür bir yaşama sahip olmak her insanın, her kadının hakkıdır ve kadınların kendilerini mutsuz hissetmelerine neden olacak görünüş sorunlarına yol açan genital şekil bozuklukları kısa sürede ortadan kaldırılabilir.

İşlemden işleme fark eden iyileşme süreçlerini biliyoruz. Barbie estetiğinin iyileşme süreci ne kadar?

Barbie estetiği klinik veya hastane ortamında yapılabilir. İşlem sonrasında hastanede kalmaya gerek yoktur. Lokal ya da genel anestezi fark etmeksizin aynı gün hastaneden taburcu olunur. Operasyonda uygulanan dikişler, estetik dikişler olduğu için dikişlerin herhangi bir süreçte düşmesi gibi bir durum söz konusu değildir.

Yazının devamı...

Adnan Serter’den kış mevsimine özel saç bakımı tüyoları ve 2021 trendleri

24 Kasım 2020

Kış mevsimi her açıdan bizi yıpratan bir mevsim, gerek soğuktan kuruyan çatlayan ellerimiz ve yüzümüz, gerek kalın giyinmekten havasız kalan cildimiz. Peki kış mevsiminin saçlara etkisi nasıl?

Yaz mevsiminde güneşin etkisi ve enerjisiyle insanların saç renklerini açma eğiliminde olduğunu görüyoruz genellikle bu sebeple saçlara yapılan işlemler dolayısıyla saçlar kurumuş ve yıpranmış hale gelebiliyor, yaz sonrası yapılan bakımlarla yıpranmış saçı toparlamaya çalışıyoruz. Kış mevsimine geldiğimizde de psikolojik olarak havaların kapalı olması ve soğuk olması kadınların saç renklerini de mutlaka etkiliyor. Kış mevsiminde de yazın rengini açtığımız saçı genelde koyu tonlara döndürüyoruz.

Soğuk havalarda saç bakımımız nasıl olmalı, ekstra özen göstermemiz bir gereken konu var mı?

Soğuk havalarda başımızı korumak için kullandığımız eşarp ve şapka gibi aksesuarlar sentetik olduğu için saç dipleri daha havasız kalmaya başlıyor ve saçlardaki elektriklenme artıyor ve saçlar şekilsizleşiyor. Yapılması gereken en önemli şey saçımızın nemini korumak olmalı bu noktada. Boya kaynaklı saçın proteini eksildiği gibi, dış etkenlere bağlı olarak da saçlarımızın nemi eksiliyor. Kış mevsiminde özellikle argan serumları saçımızı koruyacak ürünlerden biri olabilir. Aynı şekilde saçlarına iyi bakmak isteyenler Hindistan cevizi yağını da saç uçlarına sürerek kullanabilirler. Şapkalardan dolayı saç köklerinin basık olmasını engellemek için de hacim veren şampuanlar kullanmak en ideal kış bakımıdır saçlarımıza. Aynı zamanda şapka içinde saçlarımız yağlanma eğilimi de gösterdiği için yağlanmayı önleyici sarımsak şampuanı da saçlarınızın kış mevsiminde bile hacimli ve bakımlı görünmesini sağlayabilir.

Saçlarımızı yıkadıktan sonra kurutma makinesi kullanmak mı kullanmamak mı saçlarımız için daha iyi?

Fön makinesi kesinlikle kullanılması gereken bir eşya, özellikle kış aylarında saç diplerinin ıslak kalması saç nezlesini tetikleyebilir. Kuruturken dikkat edilmesi gereken noktalar var tabii ki mesela saçlarımızı saç kurutma makinesi ile kuruturken yüksek hız ve yüksek ısıda kurutmamak gerekir. Böyle yaptığımız takdirde saçtaki suyu alacağız derken saçın kendisindeki nemi de kurutmaya başlarız ve hızlı kurutulduğunda da saçın üstündeki pul tabakası kapanma şansını kaybeder. Bu sebeple dipten uca doğru yavaş hareketlerle kurutursak çok daha canlı ve parlak saçlarımız olmasını sağlarız. Eğer saç kurutma işlemini başımızı öne eğerek yaparsak diplerdeki volüme de artacaktır.

Genel olarak kadınlar kendilerinde bir değişiklik ihtiyacı duyduklarında hemen kuaföre gitmek geliyor akıllara. Peki sizin ‘hanımlar bunu lütfen kendinize ve saçlarınıza yapmayın’ demek istediğiniz bir şey var mı?

Yazının devamı...