Anne - babanın çocuklara mal satışı aslında bağış

Bir kimseye anne veya babası tarafından bir malvarlığı devredilmişse, bu devir işleminin bir tür bağış olduğu kabul edilir. Peki bu durum boşanma davalarını nasıl etkiler? Bir bakalım...

Evli bir çift boşanır... Edinilmiş malların paylaşımı esnasında, kocanın iki farklı bankadaki hesaplarında boşanma davasının açıldığı tarihte 40.000 TL ve 1.258 TL olduğu tespit edilir. Kadın, bu mevduatların da edinilmiş mal olduğunu iddia eder.

Ancak hesapların sahibi olan eş bu paraların, babası tarafından kendisine ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devredilen 5088 parsel sayılı taşınmazın 30.12.2009 tarihinde satışından elde edilen para olduğu savunmasını yapar. Ona göre taşınmaz satış bedeli olarak 30.12.2009 tarihinde hesabına 89.000 TL yatırıldığını, bu paranın 49.000 TL’sini 11.01.2010 tarihinde diğer hesabına virman yaptığını, hesabında 40.000 TL para kaldığını; 49.000 TL’nin 48.000 TL’sini ise aynı gün kız kardeşi Perihan’a havale ettiğini, hesabında önceki paralarla birlikte 1.258 TL para kaldığını ileri sürer.

Yargıtay ne diyor?


Mahkeme tapu kayıtlarını, banka hesap hareketlerini inceler ve olayların gerçekten eşin anlattığı gibi cereyan ettiğini tespit eder. Eş, ayrıca ölen babasının 821 ve 6140 parsel sayılı taşınmazlarını da diğer kardeşlerine ölünceye kadar bakma akdi ile devrettiğini tapu müdürlüğü yazılarıyla ispatlar. Ama onlara da babası satışla devretmiş gibi tapuda işlem yapmıştır.

Artık uyuşmazlık, 89.0000 TL’ye satılan 5088 parsel sayılı taşınmazın edinilmiş mal olup olmadığı hususundadır.

Yargıtay’a göre; mal rejiminin tasfiyesinde anne ve baba gibi yakınlar tarafından eşlere yapılan temlik işlemleri resmi kayıtta bedelle yapılmış gibi gösterilse bile hayatın olağan akışına göre, karşılıksız kazandırma, bir tür bağış işlemi olarak kabul edilmelidir (TMK md 220/2). Bu nedenle de, eşe bağış olarak geçen bu malvarlığı onun kişisel malı olduğu kabul edilir. Kuşkusuz bu işlemin karşılıksız kazandırma olmadığı iddia eden tarafından ispatlanabilir.

Yargıtay ayrıca bir fiili karine olarak, hayatın olağan akışına göre eşlerden birinin anne veya babası tarafından yapılan bu gibi malvarlığı devirleri karşılıksız kazandırma (bağışlama) olarak değerlendirmektedir.

Yani bir kimseye anne veya babası tarafından bir malvarlığı devredilmişse, bu devir işleminin karşılıksız kazandırma, bir tür bağış olduğu kabul edilir. Örneğin aracı noterde, yazlık daireyi tapuda satış gibi gösterme, satıcı anne veya baba, alıcı çocukları ise, geçerli kabul edilmez, bağış kabul edilir. Elbette bu karinenin aksi de doğru olabilir. Yeter ki iddia sahibi iddiasını ispatlasın.

Edinilmiş mal uyuşmazlığında gerçek bir satış olduğunu, yani parasını vererek gerçek anlamda satın alındığını, tasarrufun karşılıksız kazandırma olmayıp karşılığı verilerek elde edilmiş bir edinim olduğunu, gerçek anlamda bir satış işlemi olduğunu iddia eden eş; başta satış bedelinin ödendiğine ilişkin ödeme kayıtları olmak üzere iddiasını güçlü ve inandırıcı delillerle de ispatlayabilir. Babasından satın aldığı taşınmaz için ödenen paranın havale, EFT makbuzları, paranın kaynağı gibi hususlar en kuvvetli delildir.

Anne - babanın çocuklara  mal satışı aslında bağış



Edinilmiş malların yarısı artık değer

Medeni Kanunumuz’a göre, eşler arasındaki yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu mal rejimi süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Katılma alacağı yasadan kaynaklanan bir haktır. Yoksulluk nafakasının aksine, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur. Önemli olan, paylaşılması talep edilen malların yasal mal rejimi sırasında kazanılıp kazanılmadığıdır.

Artık değere katılma alacağı nasıl mı hesaplanır? Önce eklenecek değerler (TMK md 229) bulunur. Sonra denkleştirmeden (TMK md 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK md 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK md 231) yarısı, diğer eşin artık değere katılma alacak hakkı olur (TMK md 236/1).

Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki rayiç değerleri esas alınır (TMK md 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay mal rejiminin tasfiye tarihi olarak, mahkemenin karar tarihini kabul etmektedir.

Edinilmiş değilse?

Eşler boşandığında edinilmiş malların tasfiyesi hususunda sorunlar çıkabiliyor. Temelde en büyük sorun, bazı malların edinilmiş mal olup olmadığı, dolayısıyla diğer eşle paylaşıma gidilip gidilemeyeceğinde çıkıyor.

Aslında bir karine var: Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK md 222). Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eğer bir malın eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemiyorsa, o mal eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır.

O halde eşlerden birisinin bir külçe altını varsa, karineye göre bu edinilmiş maldır ve diğer eşle paylaşılmalıdır. Bu külçe altının hangi eşe ait olduğu tespit edilemiyorsa, o zaman da bu külçe altın her iki eşin paylı mülkiyetinde kabul edilir. İspat konusu da her zaman kolay olmaz.

EMEKLİ MAAŞI DA HACZEDİLİR!

Emekli bir okuyucum emekli maaşı aldığı bankanın, kredi kartı borcu ve ödeyemediği tüketici kredileri nedeniyle maaşına bloke koyduğunu, hesabındaki 3450,62 TL’yi de çektiğini yazıp, “hukuka uygun mu” diye soruyor.

Aslında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93. maddesine göre, sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu maddeye göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati yok ise, icra müdürünün reddedeceği hükme bağlanmış.

İşte bu hüküm gereği emeklilerin aylık ve diğer ödemelerin haczedilmesine muvafakat etmeleri koşulu ile emekli aylıkları da haczedilebiliyor. İcra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı yasanın 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakat geçerlidir. Borçlu haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebilir. Haczedilmezlik kuralı kesin değildir.

Okuyucumuz da bireysel kredi sözleşmelerini imzalayarak davalı bankadan kredi kullanmış. Kredi sözleşmelerinde ve aynı tarihli taahhütnameler ile borcun ödenmemesi halinde banka nezdinde bulunan tüm alacakları, mevduat ve hesapları üzerinde bloke, hapis, mahsup ve takas etme yetkisini bankaya vermiş. Kredinin geri ödemelerinin SGK dan aldığı maaşı üzerinden yapılmasına muvafakat etmiştir.