Koronavirüse karşı hukuki mücadele...

Koronavirüs salgınının iş dünyasına da hukuki etkileri oldu ve olacak. Tedarik sözleşmeleri, kira sözleşmelerinin yanı sıra çalışma saatleri de etkilendi. Zararları ve kayıpları en aza indirmek için iş dünyasına ve şirketlere yönelik hukuki çözüm önerilerimizi bu yazımızda bulacaksınız.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sadece sağlığımızı olumsuz etkilemedi, ticari bağlantılarımızı, işimizi de olumsuz etkiledi.

Özellikle ticaretle uğraşanların olumsuz etkilenmelerinin sonuçları, başta çalışanları ve müşterileri ile olan ilişkilerine olumsuz yansıdı. Zarara uğradılar, maalesef işten çıkarmalar söz konusu oluyor ve olacak.

İçişleri Bakanlığı, 16 Mart 2020 tarihinde 81 il valiliğine koronavirüs konulu ek bir genelge gönderdi. Genelge ile 81 ilde, tiyatro, sinema, gösteri merkezi, nişan/düğün salonu, çalgılı/müzikli lokanta/kafe, gazino, birahane, taverna, kahvehane, kıraathane, kafeterya, her türlü kapalı çocuk oyun alanları (AVM ve lokanta içindekiler dahil), dernek lokalleri, yüzme havuzu, SPA ve spor merkezleri gibi bir çok işyerinin faaliyetlerini geçici bir süreliğine aynı gün saat 24:00 itibariyle durdurdu. Bu işyerlerinin toplam sayısı 149 bin 382 olarak bildirildi. İşyerleri, geçici süreliğine faaliyetlerine ara verdi.

Genelgeler ile gece kulüpleri, bar, pavyon, diskotek, tiyatro, sinema, gösteri merkezi, konser salonu, nişan/düğün salonu, çalgılı/müzikli lokanta/kafe, gazino, birahane, taverna, kahvehane, kıraathane, kafeterya, kır bahçesi, nargile salonu, nargile kafe, internet salonu, internet kafe, her türlü oyun salonları, her türlü kapalı çocuk oyun alanları (AVM ve lokanta içindekiler dahil), çay bahçesi, dernek lokalleri, lunapark, yüzme havuzu, hamam, sauna, kaplıca, masaj salonu, SPA ve spor merkezleri faaliyetleri geçici süreliğine durduruldu.

Bu işyerlerinin tedarik sözleşmeleri, kira sözleşmeleri var.

Kovid-19 sadece sözleşme iptallerine değil, tedarik zincirinde kopmalar ve bozulmalara da sebep olacaktır.

Kovid-19 sebebiyle ortaya çıkan durumu, Dünya Sağlık Örgütü pandemi olarak ilan etti. Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı tarafından pandemi veya epidemi hakkında resmi bir açıklama yapılmadı, sokağa çıkma yasağı veya kısıtlaması getirilmedi. Bazı işyerlerinin kapatılması, olsa olsa, epidemi olarak kabul edilmesinin sonucu olabilir.

Sertifika olur mu?

Kovid-19 sebebiyle oluşan maddi ve fiili durumun hukuken mücbir sebep olup olmadığına ilişkin tespit davası açılıp açılamayacağı da tartışmalı.

Bir görüşe göre, bu bir maddi vakadır ve maddi vakalar herkesçe malumdur, tespitine gerek yok. Benim de katıldığım diğer görüş ise, hukuken mücbir sebep olduğu belli olanlar dışında (örneğin kapatılan işyerleri), işletmelerin, mevcut fiili durumun kendileri için “TBK md 136’da düzenlenmiş olan “olağanüstü hal” niteliğinde olduğunun tespiti davası açabilecekleri. Ama mahkeme heyetinin keşfe gitmesi de fiilen mümkün görünmüyor.

Bizde yok ama, bazı ülke Sanayi ve Ticaret Odaları, üyelerine mücbir sebep sertifikası veriyor. Örneğin Çin Uluslararası Ticaretin Desteklenmesi Konseyi, Bulgaristan Sanayi ve Ticaret Odası, talep eden üyelerine resmi mücbir sebep sertifikası düzenliyor. İlgili ülkelerde mücbir sebep sertifikası başvurusu yapın.

BU 4 NOKTA ÇOK ÖNEMLİ

1 - Salgın hastalıklar sözleşmeye mücbir sebep olarak yazılmış mı?

Kovid-19’un pandemik bir hastalık olarak ilanına rağmen, mücbir sebep olarak kabul edilebilmesi için ilk olarak şirketlerin yaptıkları sözleşmeye bakmaları gerekir. Uluslararası sözleşmelere, özellikle tedarik sözleşmelerine salgın hastalıkların da mücbir sebep olarak kabul edileceği standart olarak yazılır. Salgın hastalığın epidemik veya pandemik düzeyde olup olmadığı ayrımı yapılmaz.

Sözleşmeye salgın hastalıkların mücbir sebep olacağı yazıldıktan sonra, bunun sonuçlarını da yazmış olmak gerekir. Taraflar salgın hastalık halinde ne yapacaklardır? Yükümlülükleri neler olacaktır, karşı tarafı ne zaman bilgilendirip uyaracaklardır? Bunlar ayrıntısı ile yazılır. Bundan sonra yapacağınız sözleşmelere (pandemi ve epidemi) salgın hastalık mücbir sebep klozunu ve sonuçlarını mutlaka yazın.

2 - Yasal düzenleme var mı?

Sözleşmede salgın hastalıkların mücbir sebep olacağına ve hukuki sonuçlarına ilişkin bir madde yazılmamışsa, o zaman çözüm yasal düzenlemelerde aranacaktır.

Uluslararası bir sözleşmeye hangi yasal düzenlemenin, hangi ülkenin hukukun uygulanacağı yazılabilir.

Türk hukuku uygulanacaksa, genel kural olarak Türk Borçlar Kanunu’nun 136’ncı maddesinin mücbir sebep ve olağanüstü hali düzenlediğini söyleyebiliriz.

Yasal düzenleme de mücbir sebebin bildirimi ile bir süre olup olmadığını da mutlaka kontrol ediniz. Varsa sürelere uygun bildirim ve ihtarları yapınız.

3 - Karşı taraf ile mutlaka irtibata geçiniz ve görüşmelerinizi belgelendirin

Bu yetmez, ayrıca resmi makamların genelgelerini, gazete sayfalarını delil olarak saklayın. Karşı taraf ile olan her görüşmenizi delillendirmeyi unutmayın.

4 - Zararı ve maddi kaybın artmasını önleyici tedbirleri alın

Karşı taraf ile her iki tarafın da zararını ve maddi kaybını asgari seviyede tutmak için hangi önlemlerin alınması gerektiği konusunda mutlaka görüşmeler yapın. Aksi takdirde iyiniyetli ve basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğünüzü ihlal etmiş olursunuz. Zararın ve kaybın artması için alınması gereken önlemleri almayan taraf, artan zarar ve kayıtlardan sorumlu olur, Kovid-19 onu korumaz.

MÜCBİR SEBEP İLANI NE SONUÇ DOĞURUR?

Kamu alacaklarının Tahsili hakkındaki 6183 sayılı Kanun, hukuken mücbir sebebin varlığını Maliye Bakanlığı’nın ilanına bağlamış. Bu sebeple tespit davasının mesela vergi borçlarının takibinin durmasına yönelik hukuki sonucu olmaz.

Vergi Usul Kanunu’nda salgın hastalığı mücbir sebep olarak göstermemiş. İşte bu yüzden Maliye Bakanlığı aldığı idari kararlarla beyanname verme ve vergi ödeme sürelerini öteliyor.

Kovid-19 ile meydana gelen maddi ve fiili durum hukuken mücbir sebep veya olağanüstü hal olarak kabul edilirse, şirketlerin ve kişilerin bir çok olayda sözleşmeleri yerine getirmelerinin imkansız olmasının sebebi olarak değerlendirilecektir. Bu imkânsızlık sözleşmelerin, borçların ifa edilmesini kısmi olarak imkansızlaştırabileceği gibi, tamamen de imkansızlaştırmış olabilir.

Kovid-19 ile ortaya çıkan durum ister mücbir sebep, isterse olağanüstü hâl sayılsın, taraflar sözleşmeyi tamamen veya kısmen feshedebilirler.

Önemli olan, sözleşmedeki yükümlülüklerini, borçlarını yerine getirememelerinin sebebinin Kovid-19 sebebiyle ortaya çıkan koşullar olduğunu ispatlamalardır.

Örneğin “İçişleri Bakanlığı Genelgesi ile kapatılan işyerlerinin kiraları, kapalı oldukları sürece ödenecek midir”, diye bir soru sorulduğunda, benim kişisel yorumum, ödenmeyeceği şeklindedir. Çünkü kiracı, kiraladığı işyerini kullanma olanağı olmasına rağmen kullanmazsa kira ödemeye devam eder. Oysa Genelge, kiralayan mal sahibinin kiracısına, mesela sinema salonu olarak kullanılmak üzere kiraladığı yeri sineme salonu olarak kullandırtma olanağını kaldırmaktadır.

Eğer borçlu, borcunu yerine getirebilecekken, “fırsat bu fırsat Kovid-19 nedeniyle borcumdan kurtulayım” düşünesindeyse, hukuk onu korumayacaktır.

Şirketler hem kendi, hem de karşı tarafın yükümlülüklerini getirmemelerinin sebebi olarak koronavirüse dayanacaklarsa, hukuken ne yapmalılar, bu günkü yazımda bunu işleyeceğim. Bu yazı bir tür yol haritası olacak.

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ İÇİN İŞSİZLİK FONU

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu Ek 2’nci maddede, zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak önemli ölçüde azaltılması veya işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen geçici olarak durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere kısa çalışma yapılabileceği düzenlenmiş. İşveren Kovid-19 sebebiyle işyerinde yaptıracağı kısa çalışma talebini, gerekçeleri ile birlikte Türkiye İş Kurumuna, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya bir yazı ile bildirecek. İşsizlik sigortasını hak etme koşullarını yerine getiren sigortalılara, İşsizlik Sigortası Fonundan kısa çalışma ödeneği ödenir. İşverenlere çağrım, bu olanak varken yaralanmaları ve işçilerini işten çıkarmamalarıdır.

ŞİRKET GENEL KURULLARI ERTELENECEK Mİ?

İçişleri Bakanlığı yayımladığı Genelge ile Sivil Toplum Kuruluşlarının (dernek, vakıf ) genel kurullarının ve bunların, icra-i zorunluluk gerektiren yönetim faaliyetleri hariç, eğitimler dâhil insanları toplu olarak bir araya getiren her türlü toplantı ve faaliyetlerinin 16.03.2020 pazartesi saat 24:00 itibariyle geçici olarak erteleneceğini duyurdu. Ancak şirketlerin genel kurullarının ne olacağı, bilhassa hakla açık şirketlerin genel kurullarının ne olacağı hakkında bir bilgi yok. Ticaret Bakanlığı’nın, SPK ile görüşerek halka açık şirketleri de kapsayacak şekilde bilhassa anonim şirketlerin genel kurullarının ertelenmesi tavsiye kararı almasında fayda var. KAP’a yapılan bildirimler incelendiğinde, bazı halka açık anonim şirketlerin genel kurul ilanlarının güncel olduğu görülüyor. Gerçi, ilk üç ay içinde yapılması zorunlu genel kurulların zamanında yapılmamasının hukuki bir yaptırımı yok, ama olayları düzene ve kurala bağlamak çok önemli. Bu arada, şirket genel kurullarını elektronik ortamda yapmanın faydası da böylece ortaya çıkmış oldu. Bütün anonim şirketlerin esas sözleşmelerine elektronik genel kurul yapılması olanağını koymalarında fayda var.

Not: Dün saat 13.30’da yazımı Yazı İşleri’ne teslim ettikten sonra, Ticaret Bakanlığı, genel kurulların ertelenmesi tavsiye kararını açıkladı. Ticaret Bakanlığı çalışıyor, tebrik etmek gerek.