Şirket arabası mı patron arabası mı?

Şirket patronu bir kendisine, bir de şirketine araç satın alsa şahsi aracındaki ayıpları 30 günde bildirebilir. Ama şirketine aldığı araçtaki ayıpları 2 gün içinde bildirmesi gerekir


Şirket patronlarının hukuki statüleri, anonim şirket ise yönetim kurulu üyeliği, limited şirket ise limited şirket müdürlüğü biçimindedir. Şirket yöneticilerinin, patronlarının işlerini yürütürken yolda geçirecekleri zamandan tasarruf etmek için bazen şirket arabası, bazen de kendi şahsi araçlarını kullandıkları olur. “Bir şirket patronunun şirket işlerinde şahsi arabasını kullanması ile şirket arabasını tercih etmesi arasında hukuken ne gibi farklar vardır?” diye soruyor Ankara’dan bir okuyucum.

Öncelikle vergi, sigorta ve aracın işletilmesi masrafları bakımından çok büyük fark vardır.

Eğer şirket aracıysa şirketin envanterinde gözükür ve şirketin malvarlığına dahil olur. Bütün işletme masraflarını, sigortası, yakıtı, bakım ve onarımını şirketin kendisi üstlenir. Patronun kendi şahsi aracı ise aracı şirkete kiralamadığı sürece, bütün masrafları kendisi şahsen yapar.
Fakat benim asıl vurgulamak istediğim, aracın patrona ait olması halinde, patronun Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerinden yararlanma hakkının bulunduğu, şirket aracının ise bulunmadığıdır.

‘Hususi’ tescilli ise...

İsmi Bende Saklı Tic. Ltd. Şti. 02.02.2006 tarihinde 2006 model lüks sınıfına giren pahalı bir dört çeker araç satın alır. Aracın trafik sicil kaydına ve ruhsata “hususi” yazılır ve şirketin patronu ticari ve mesleki olmayan amaçlarla kullanır. Tüm periyodik bakımlarının ve onarım işlemlerinin zamanında ve yetkili servisler tarafından öngörülen şekilde yaptırılır. Derken aracın vites kutusundan sesler gelince, araç yetkili bayi ve servise bırakılır. 01.12.2011 tarihinde yapılan incelemede, şanzıman türbünü, şanzıman ünitesi ve şanzıman mekanik kısımlarının yenilenmesi gerektiği belirtilerek yedek parça ve işçilik bedeli olarak 11.568,78 TL talep edilir. Taraflar anlaşmaz. İsmi Bende Saklı Tic. Ltd. Şti. mahkeme eliyle araçtaki ayıbı tespit ettirdikten sonra 11.380,29 TL ödeyerek onarımı sağlar. Daha sonra tüketici mahkemesine başvurarak, aracı üstün nitelikleri, dayanıklılığı, sağlamlığı ve güvenilirliği nedeniyle aldığını, araçta meydana gelen arızanın fabrikasyon kaynaklı gizli ayıp olduğunu, ayıbın zamanla ortaya çıkan üretim hatası niteliği taşıması nedeniyle zamanaşımına tabi bulunmadığını ileri sürerek ayıplı malın ücretsiz olarak misliyle değişimine, bu mümkün olmadığı takdirde onarım bedeli olan 11.380,29 TL’nin ödeme gününden itibaren faiziyle birlikte davalı satıcı ve ithalatçı şirketten tahsiline karar verilmesini talep eder.

Bir dizi mahkeme kararından sonra uyuşmazlık Hukuk Genel Kurulu’na gelir. HGK, her ne kadar aracın trafik sicil kaydında ve ruhsat fotokopisinde “hususi” yazılı ise de aracın sahibinin şirket olması ve faturanın da şirket adına düzenlenmesi nedeniyle, “Bu araç özel değil, ticari bir araçtır. Dolayısıyla aracın sahibi limited şirket tüketicilerin sahip olduğu haklardan yararlanamaz” der.

Ayıbı bildirim süresi


Aynı gün şirket patronu bir kendisine şahsi, bir de şirketine ticari araç satın alsa, tüketici olarak kendi şahsına aldığı araçtaki açık ayıpları bildirmek için 30 günlük süreye sahip olacak. Ama şirketine satın aldığı araçtaki görünür, açık ayıpları 2 gün içinde ihbar etmesi gerekir. Ayrıca 8 gün içinde de aracı muayene ve kontrol ettirip, tespit edilen ayıpları aynı süre içinde ihbar etmesi gerekmektedir. Üstelik de noter, iadeli taahhütlü mektup, elektronik imza veya bulabilirse telgraf ile.

Öğretmen Ali ne yapsın?

Bazı olaylar vardır ki, gelişimi ve fiili sonucu dışardan bakınca ağır değildir, ama hukuki sonucu beklenmedik şekilde ağır olur.
Bu tür gerçek bir olaydan söz edeceğim:

Komşu olan Osman ile Hasan sınır anlaşmazlığı nedeniyle karşılıklı olarak sopayla birbirini basit tıbbi müdahale ile giderebilecek şekilde yaraladılar. Kavganın bitiminde Osman’ın oğlu şehirde öğretmen olan Ali yerden aldığı sopayı Hasan’a göstererek, “Seni bu sopayla döverim, vururum Hasan Emmi” diye bağırır.

Savcılık Osman ile Hasan hakkında TCK md 29/1 anlamında haksız tahrik altında TCK 86/2, 3-e gereği silahla kasten adam yaralamadan iddianame düzenler.

Öğretmen Ali hakkında ise silahla tehdit etme suçundan TCK md 106/2-a gereği iddianame düzenlemiştir. Öğretmen Ali’nin silahı, yerden alıp, “Hasan Emmi”ye gösterdiği sopadır.

İlk derece mahkemesi, Osman ile Hasan’a artırım, indirim, iyi hal vs uyguladıktan sonra 1.100 TL ağır para cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verir.

Öğretmen Ali’ye ise 1 yıl 3 ay hapis cezası verir ve Ali’nin 1 yıl önce trafik güvenliğini tehlikeye atma suçundan hagb kararı almış olması sebebiyle, bu sefer hapis cezası hakkında erteleme yapmaz.

Öğretmen Ali almış olduğu ceza kararını istinaf eder, ama BAM onaylar.

Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Ali’nin aldığı mahkumiyeti gerekçe gösterip 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndan ihraç eder.
Öğretmen Ali düşünür: “Sopayla Hasan Emmi’ye vursaydım, ben de on taksitte ödemek üzere 1.100 TL 10 ağır para cezası ceza alacaktım. Ama vurmadım. 1 yıl 3 ay hapis aldım. 20 yıllık memuriyetim de gitti. Bilseydim böyle olacağını, ben de konuşmaz, doğrudan vururdum.”
İşte böyle sevgili okuyucum, olay, ismi bende saklı bir hakimimizin yaşadığı ayniyle vakidir!

Şiddet ve tehditten uzak durup, uzlaşmacı olmak, öngöremediğimiz hukuki neticelerden bizi korur. Öfke ile kalkıp, zararla oturmayalım!

Yeni hukuk kitapları

Bu hafta tanıtacağımız kitap, Türkiye’de en çok tercih edilen şirket türü olan limited şirketlerle ilgili.

Prof. Dr. Ersin Çamoğlu tarafından yazılan “Limited Ortaklıklar Hukukunun Temel İlkeleri” adlı, 300 sayfadan ibaret kitap, özellikle yeni tarihli 150’ye yakın Yargıtay kararına yer vermesi yönüyle başta avukatlar ve ticaret mahkemeleri hakimleri olmak üzere, şirketler hukuku uygulamacılarına yardımcı olacak, yol gösterecek bir eser.

Limited şirketlerde en fazla uyuşmazlık konusu olan şirketin haklı sebeplerle feshi ve şirket müdürlerinin yetkilerinin kısıtlanması, veya tamamen müdürlükten azilleri özel bir yer tutuyor. Kitabın yazarı Çamoğlu’na göre, eğer ileri sürülen sebep, şirketin devamını çekilmez hale getirecek düzeyde ise mahkeme şirketin feshine karar verebilir. Şirketin gümrük yolsuzluğuna karışması, milletlerarası terör listesindeki bir kişi ya da kuruluşla işbirliği yapılması, yazara göre haklı sebeplerdir. Bazı devletlerin veya Birleşmiş Milletler’in ambargo koyduğu kişi ve şirketlerle işbirliği yapılmasının şirketin haklı sebeple feshi gerekçesi olup olmayacağı ise ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Çamoğlu, kitabın 251. sayfasında şirketin uzun süre kar dağıtmamasını, azınlık ortakların haklarının sürekli ihlal edilmesini, gereksiz sermaye artırım kararları alınmasını da haklı sebeple fesih nedenleri arasında sayıyor.

Hukukçuların dışında, limited şirket ortağı ve yöneticilere de rehberlik edecek bir kitap.