Milli Saraylar Resim Müzesi

Uzun zamandır ziyaret listemde olan ama salgın nedeniyle bir türlü fırsat bulup ziyarete edemeğim mekânların başında Milli Saraylar Resim Müzesi yer almaktaydı. Yıldız ve Topkapı saraylarının Milli Saraylar’a katılmasıyla zenginleşen koleksiyonunun da daha rahat sergilenebilmesi amacıyla yapılan çalışmalar bu yıl nihayete ermiş ve 15 Ocak tarihinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla açılmıştı.

Yeni yapılan düzenlemelerle tefriş salonu sayısı 34’e yükselmiş. Temalar halinde düzenlenen bu salonlar konuya veya dönemlere odaklandığından ziyaretçiler için müzeyi gezmek daha rahat ve bilgilendirici oluyor. 165 yıllık bir binada yer alan Resim Müzesi’nde dönemin duvar süslemeleri de korunmuş, bazı salonlarda tavan süslemelerine özel bir aydınlatma yapılarak binanın tarihi değeri de vurgulanmış. Böylelikle bütünlüklü bir müze karşımıza çıkmış.

Katalog çalışması

Daha önce gördüğüm bazı eserleri tekrar görmek ve bazılarının sadece fotoğrafını gördüğüm eserlerle karşılaşmak heyecan vericiydi. Örneğin Fausto Zonaro’nun “Ertuğrul Süvari Alayı’nın Galata Köprüsü’nden Geçişi” ve “Dömeke Savaşı”, Ivan Konstantinoviç Ayvazoski’nin “Fırınalı Denizde Kaza”, Şiblizade Ahmed Çelebi’nin gül koklayan Fatih Sultan Mehmed tabloları son derece etkileyici. Ayrıca daha önce Said Halim Paşa Yalısı’nda bulunan Félix-Auguste Clément’ın “Gatah Çölü’nde Prens Halim’in Ceylan Avı: Tazı Payı” isimli nefes kesici büyüklükteki tablosu son derece ihtişamlı.

Beni 34 salondan en fazla etkileyenler şu şekilde: Ivan Ayvazovski, Osman Nuri Paşa, Süleyman Seyyid, Şeker Ahmed Ali Paşa, Osman Hamdi Bey, Hoca Ali Rıza, Goupil Galerisi’nden, Abdülmecid Efendi’nin Atölyesi, Osmanlı Sarayında Manzara.

Müze yetkililieriyle yaptığım görüşmede kapsamlı bir katalog çalışmasının hazırlıklarının devam ettiğini öğrenmek içime su serpti. Böylelikle Resim Müzesi’nin koleksiyonunda yer alan eserleri bir arada görme ve detaylı bilgi sahibi olma imkânımız olacak.

Fotoğraf çekilebilmeli

Müzede beni rahatsız eden tek bir husus oldu. Ziyaret esnasında kapalı alanlarda fotoğraf makinesi, kamera veya cep telefonuyla çekim yapmak yasak. Sosyal medyanın artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olduğu, insanların ziyaret ettikleri yerleri bu mecralarda bol bol paylaştığını göz önünde bulundurursak bu düzenlemenin gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bugün birçok müze ve galeri yeni sergilerini düzenlerken hangi eserin sosyal medyada daha fazla paylaşabilineceği üzerine planlamalar yaparken eserlerin fotoğraflarının çekilmesinin bile yasak olması garip bir durum.

Aydınlatmasıyla, bilgi panolarıyla, sergileme metoduyla günümüz dünyasındaki müzelerle boy ölçüşebilecek bir müzemiz olduğu için gurur duydum. Özellikle bir devlet kurumunun bu kadar özenli bir çalışma yapması beni daha da gururlandırdı. Emeği geçen herkesi tebrik ederim.