Samed Karagöz

Samed Karagöz

samedkaragoz@gmail.com

Tüm Yazıları

Türk şiirinin üstadı Sezai Karakoç, 88 yaşında hayata gözlerini yumdu. Çokça tekrar edilen şiirindeki gibi “dünya sürgünü” sona erdi. Sezai Karakoç sadece bir şair değildi aynı zamanda büyük bir düşünürdü. Diriliş adını verdiği millete değil ümmete bağlı bir medeniyet tasavvuru vardı. Bu tasavvurunun alt yapısını oluşturan onlarca kitap kaleme aldı. Sembolik de olsa bu yolda yürümek için partiler kurdu.

Mehmet Akif’ten başlayıp, Necip Fazıl’la devam eden hem şair hem de İslamcılık düşüncesinin büyük bir temsilcisiydi. Üstadı olarak kabul ettiği, ilk şiirlerini yayımlayan Necip Fazıl’ın Sezai Karakoç üzerinde büyük etkisi vardı. Ondan aldığı, öğrendiği Büyük Doğu fikrini Diriliş düşüncesine dönüştürerek “büyüklüğünü” göstermiş oldu.

Haberin Devamı

Röportaj vermeyi, fotoğraf çektirmeyi, görüntüsünü alınmasına müsade etmezdi. Görünürlük onun sürekli olarak kaçındığı, sakındığı bir yaklaşımdı. Son yıllarda Yüce Diriliş Partisi genel başkanı sıfatıyla zaman zaman kameraların karşısına geçerdi.

Diriliş felsefesinin anlamak

İşte bu konuşmalarından birinde yıllar önce niçin siyaset yaptığı eleştirileri üzerine şu sözleri söylemişti: “Harun Reşid devrinde olsaydık, ben de şair olsaydım belki dediğiniz doğru olurdu. Veya Kanuni Sultan Süleyman zamanında olsaydık da ben de şiir yazsaydım dediğiniz doğru olabilirdi. Çünkü öbür sahalarda ehil adamlar yerinde duruyor, her şey sistem kurulmuş, mükemmel işliyor. O zaman ben de bana düşen ne ise onu yapardım. Ama bunların hepsi alabora olmuşsa, hepsi gitmişse, şimdi Diriliş nesli hepsinden sorumludur. Ve hepsini yeniden diriltmek ödevi üzerindedir.” Sezai Karakoç düşüncesini, Diriliş felsefesini anlamak için yukarıdaki açıklamanın son derece önemli olduğunu düşünüyorum.

Karakoç şiir, hikâye, tiyatro, makaleler, dergiler, gazeteler neşrederek Diriliş düşüncesinin yaygınlaşması için elinden gelen tüm çabayı sarf etmiş bunlar kafi gelmeyince siyasi parti de kurumuş 20. yüzyılda Türk düşüncesine ve edebiyatına damga vurmuş büyük bir şahsiyettir.

Sezai Karakoç olmasaydı İkinci Yeni, bir şiir akımı olmayabilirdi. Sol-seküler edebiyat dünyası onlarca yıl boyunca sistemli bir şekilde Karakoç’un şiirini, şiire getirdiği yenilikleri, biraz da Kemalist reflekslerle görmezden geldi. (Cemal Süreya-Ece Ayhan gibi şair dostları tabii ki onun hakkını teslim etmişlerdir.) Onların görmezden gelmesi, antolojilerde şiirlerine yer vermemesi, sahi önceden şiir antolojileri vardı, onun şiirinin bilinmezliğini azaltamadı. Çünkü Sezai Karakoç “koşu bittikten sonra da koşan atlardandı.”

Haberin Devamı

Vefatından sonra şiirleri tekrar tekrar okunmaya başlandı. Ben de “Gün Doğmadan” isimli toplu şiirlerinden oluşan kitabı elime alıp en sevdiğim şiirlerini tekrar okudum. Sezai Karakoç’un daha on yıllar boyunca yazdığı şiirlerin tekrar tekrar okunacağından hiç şüphem yok.

İlerleyen yıllarda Diriliş Dergisi’nde yayımlanmış ama kitaplaşmamış yazılarının da yayımlanacağını ümit ediyorum.